• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts06242017

Last updateÇrş, 21 Haz 2017 9am

Back Buradasınız: ANASAYFA Yayınlar Yayınlarımız Kitaplar Dinini Kitabını İyi Tanı

Dinini Kitabını İyi Tanı

 ÖNSÖZ

Asırlardır din üzerine çok şeyler söylendi, yazıldı. Hâlâ yazılıyor ve daha çok şeyler yazılacak. Biz bu araştırma ile din sorununu Marksist açıdan irdeleme­ye çalışacağız. Sosyalizmin geçici yenilgisi, milliyetçilik ve dine yönelişi artır­dı. Nerdeyse hayatın her alanında bu sorun ile yüz yüze kalmaktayız. Bir taraf­tan açlık, yoksulluk ve sefalet artarken, diğer taraftan bundan çıkış yolu olarak sömürü sistemleri insanların bu gerçek dünyanın nimetlerine duyduğu ihtiya­cı başka hayali dünyalara havale etmektedir. Bu eylemlerinde elbirliği ile yo­ğun bir faaliyet yürütmektedirler. Amaç “büyük insanlığın” yoksulluk ve sefale­tinin kendilerinin zenginliğinin kaynağı olduğu gerçeğinin üstünü örtmek, giz­lemektir.

 Yeryüzündeki tüm kötülüklerin gerçek suçlusu sömürü sistemleri olduğu hal­de, bunun büyük çoğunluk tarafından fark edilmemesi işlevini de gören “ruhsuz dünyanın ruhu” “halkın afyonu” (K. Marx) olan din, çeşitli biçimleriyle emek­çilerin hayatını önemli ölçüde belirliyor.

Sınıf çelişmelerinin üstü hep aynı teraneler ile örtülmektedir. Bu örtü ve sis perdesi bugüne duyulan güvensizliğinin esas sebepleri üzerine gidileceğine din aracılığı ile yarınlara havale edilmektedir. Yarınlardan da “öbür dünya” ya... Ekmeğe aşa ihtiyaç duyanlara “din afyonu” sunulmaktadır. Gerçek dünyanın emekçiler için çekilmez hayatı, din afyonuyla çekilir hale gelmektedir.

Bugün mutlu ve huzurlu olmayan milyonların harekete geçmemesi için, din tam bir pasifize ve yatıştırma rolü oynamaktadır.

Her türlü felakette, bu ister doğa felaketi olsun, ister kaza olsun, isterse açlık ve yoksulluk olsun, hep aynı hikâye, “ilahi kudret böyle istedi” denir. Kader, bi­linmeyenin korkularından doğan “Allah korkusu” vb. korkular-inançlar, neden­se asırlardır hep üretimde esas faktör olan üretici-emekçi sınıfların zehri olarak gündemde kaldı, kalıyor ve daha uzun süre de kalacaktır.

Din kimi zaman da egemenlerin savaşlarında emekçileri savaşa sürmenin ara­cıdır. Savaş olur, bu zehirden içen emekçiler birbirlerini kırmakta tereddüt et­mezler... Savaş olur, bakarsınız, savaşan, karşı karşıya olan tarafların elinde ya İncil, ya Tevrat, ya Kuran ya da Buda nasihatleri vardır.

 

ABD ve müttefiklerinin Irak’ı işgali 20.03.2003 başladığında çok ilginç bir olay yaşanmıştı:

ABD emperyalistlerinin başı oğul Bush’un Irak’a saldırı emrini verdiği gece yaptığı açıklamada son sözü “Tanrı ABD’ni korusun!” oldu. Aynı zaman dili­mi içinde saldırıya maruz kalan Irak’ın lideri Saddam Hüseyin ise “Allah’ın iz­niyle kâfiri yeneceğiz, Allah büyüktür ve Irak’ın yanındadır” diyordu. Yine aynı zaman dilimi içinde, Hıristiyanlığın-Katolik Kilisesinin başı Vatikan Patronu, Papa “Tanrı barıştan yanadır, barış olsun diye dualar ediyoruz” diyordu... Epey zamandır süren bu savaşın petrol için olduğunu, bilmeyen kalmadı. Hepsinin or­tak olan “Tanrısı” bir anlamda kimden yana olacağını bu üç örnekten çıkarsak, şaşırmış olsa gerek! Dünden bugüne “din” için, “tanrı” için birbirini boğazlayan­ların, dökülen kanların çoğunluğunun emekçilerin kanları olduğu bilinciyle bu sorun üzerinde durulmasının önemini yazımızın başına koyarak işe girişiyoruz. Çünkü emekçilerin gerçek kurtuluşundan yana olan bizler, emekçilerin, bu af­yonun etkisinden kurtulmasının kendi gerçek kurtuluşlarının en önemli sorun­lardan biri olduğunu, bunun için bir yandan dini doğuran maddi şartların de­ğiştirilmesi mücadelesinin ki bu esas olandır, diğer yandan dine karşı ideolojik bilimsel aydınlatma çalışmasının el ele yürümesi gerektiğini biliyoruz ve bilin­cindeyiz.

Bu araştırmamızda yapmak istediğimiz tanrı ve dini açıklamaktır. Amaç tanrı ve din konusunu bilimsel bir yaklaşımla irdelemek, günümüze uygun bir anah­tar ortaya çıkarmaktır. Aynı zamanda sunduğumuz bu kitap aracılığı ile bö­lük pörçük bilgileri birleştirmek, bütünlük içinde elle tutulur hale getirmektir. Toplumsal-eşitlikçi bir düzen için uğraşanların eline “halkın afyonu” ile de dü­şünsel olarak hesaplaşabileceği bir araç verebilmektir.

Kolektif incelememizin bu ilk kitabında yer verdiğimiz konular şunlardır:

I. Din nedir ve tarihi gelişmesine somut bakış,

II. İlkel ve Antik çağ dinlerine bazı örnekler,

III. Dört semavi din - tek tanrılı dinler,

A - Yahudilik- Tevrat üzerine,

B - Hıristiyanlık- İncil üzerine.

İkinci kitap için öngördüğümüz planımızdaki konuları ise;

C – İslam - Kuran üzerine,

D - Budizm ve Asya dinleri üzerine,

IV. Dinin ekonomik, sosyal ve kültürel etkileri üzerine

Ayrıntılı bir şekilde ele almaya çalışacağız.

Planda görüldüğü gibi sorun çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu inceleme­mizde mümkün olduğu kadar orijinal belgelere başvurduk ve başvuracağız. Bu araştırmamızın daha bütünlüklü olması için, elinizde bulunan bu kitapta uygu­lamaya çalıştığımız gibi okuyucunun tartışma ve eleştirisine açık olduğumuza değinmekte yarar görüyoruz.

Dünyadan

İşçi Dünyası