• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA KÜLTÜR-SANAT GÜNEY SAYI 75 ÇIKTI

Kültür-Sanat

GÜNEY SAYI 75 ÇIKTI

GÜNEY SAYI 75 ÇIKTI... 

Kitapçılarda..

BİR SAVAŞ YÜRÜR ORTADOĞU'NUN ORTA YERİNDE...

BİZE DİRENMEK DÜŞER!

DERYA GÜMÜŞ

İçinden geçtiğimiz süreçte bir savaş pişiriliyor Ortadoğu'nun orta yerinde... Görünüşte IŞİD denilen terör örgütüne karşı örgütlenen bir savaş! Ama ne hikmetse IŞİD barbarlığına karşı savaştığını iddia edenler ya da savaşacağını ilan edenlerin de kendi aralarında yürüyen bir savaşı bu aynı zamanda! Temsilciler savaşı yerini her geçen gün saldırganlığın esas sahiplerine bıraktığı bir durum yaşanıyor sanki...

Savaşmak için bahane çoktur... Dünyanın hakimi olmak, daha fazla yayılmak, Ortadoğu'nun orta malı petrolünden pay kapmak gibi gerçek niyetleri gizlemek için de bahane çoktur!

Birilerinin deyimiyle 'kendi halkına karşı katliamlar uygulayan diktatör Esed'in iktidardan kovulması' gerekir, sınırları yüzyıl önce dönemin efendilerinin bastonlarıyla çizilmiş Suriye toprağından...

'Rus ağabeyini' bölgeye çağıran Esad iktidarını sürdürme derdindedir! Eee, dost ve müttefik Suriye yönetiminin IŞİD'e karşı savaşında destek davetine karşılık vermemek ayıp olacaktır, Ruslara göre...

Avrupa Birliği ülkeleri IŞİD'e karşı mücadele adına uçaklarıyla, tankları ve toplarıyla bölgeye gelmişlerdir. Rusya gibi birilerinden davet almamışlardır belki ama zaten orada IŞİD barbarlığı vardır ve ona karşı mücadele edilmesi gereklidir. Bunun için ayrıca bir davete gerek yoktur. IŞİD'in dünya üzerindeki varlığı başlıbaşına davettir bu 'dünya jandarmaları'na göre... Siz bunu isterseniz 'emperyalizmin yüzyıllık alışkanlığı' olarak da okuyabilirsiniz! Eee, alışkanlıkları terketmek kolay değildir, bilirsiniz...

Kimileri için 'mülteci akınını yerinde önlemek' bahanesidir, orada bulunmanın gerekçesi! Kimileri zaten uluslararası koalisyon güçlerine dahildir ve bölgede bayrak sallamak için bu yeterlidir.

Birileri zaten onyıllardır bölgededir... Yeniden gelmek diye birşey sözkonusu değildir... Bu efendilere göre, "Neden oradasınız?" sorusu bile abesle iştigaldir, dünya hakimiyeti her yerde olmayı gerektirir! Eğer olunmazsa, boşluk bırakılırsa IŞİD gibi örgütler zenginliklere el koyup kendi borusunu öttürebilir! Bu tür istenmeyen durumlara karşı "kadim dostlarla" birlikte hareket etmek, üsleri harekete geçirmek, gemileri bölgeye konuşlandırmak, IŞİD'e karşı havadan bombardımanla karada çatışan temsilci güçlere yardım etmek, IŞİD karşıtı güçleri biraraya toplayıp çarpışacak güçler oluşturmak.. vs. vs. gereklidir, elzemdir...

Birilerinin yüzyıllık hayalleri depreşir, onbinlik ordularla bölgesel oyunkuruculuk rollerine soyunulur, haris ve bir o kadar barbar! Binlerce kilometrelik sınırlardan bahsedilerek askeri sevkiyatlar perdelenir, olabildiği kadar!

Binlerce TIR'lık mühimmat gönderildiği haberi düşer haber merkezlerine... 'Bomba gibi bir haber'dir, yazmazlar, yazamazlar, yazdırmazlar! "Basın özgürlüğü"nün özgürlüğü düşer, "Basın!" emir olur, gazeteler basılır! Herşeye rağmen bilinmesini istenmeyenleri yazan, yayınlayan gazetelerin/gazetecilerin payına "vatan hainliği" düşer, onlarca yıllık hapis istemli davalar, cezaevleri, hücreler düşer!

Bir uçak düşer Ortadoğu'nun orta yerine. Köpekler diş gösterir, kudurmuş ağızlardan salya akar... "Millet adına" konuşan birileri, korudukları kaymak tabakanın çıkarlarını gözlerden gizlerken bir yandan, bir yandan vatan millet adına komşuları birbirlerine düşman etmeye çalışır! Halklar arasına düşmanlık düşer.

Bahanesi ne olursa olsun herkes Ortadoğu'nun orta yerindedir; pazardadır, pazarlıklardadır! Bölgeye giderken yeni sınırlar çizmek için baston yerine cetvel götürmeyi düşünmüşler midir bilemeyiz ama, Ortadoğu'nun şeklinin şemalinin biraz değiştirilmesini de barındıran bir savaş hazırlığıdır, bir savaştır; başlanan...

CANLAR DÜŞER EGE'NİN ORTA YERİNE!

Savaşın ceremesini çekenler esasta emekçilerdir... Cephede ölenler onlardır, cephe gerisinde her türlü baskıya direnenler onlardır. Onlardır canlarını kurtarmak için yollara düşen, tanktan toptan, füzeden korunmak için yerini yurdunu terkeden...  Onlardır mülteci yollarında hayatlarını kaybeden... Her mülteci hayat  yazılmamış ve belki hiç yazılmayacak bir acı öyküdür!

Ve yüzlerce binlerce can düşer Ege'ye, Akdeniz'e... Ne mezartaşları olur, ne mezartaşında yazılmış isimleri... Tesadüfen kurtarılırsa belki bilinir ancak isimleri, karaya vuran cansız bedenin kimliği... Alan bebek olur örneğin, yürek parçalar...

Kara gölgeler düşer bazan mülteci hayatların üstüne... O gölgeler ki, can alıp  can satanlarındır, can pazarında! Savaşı çıkarıp körükleyenlerindir kimi zaman! Kimi zaman mültecileri paraya tahvil edenlerindir o gölgeler! Milyar euro rüşvetlerle insanları ölümün ortasında tutmak için anlaşma yapanlarındır! Cesetten para kazanıp başkalarını "nekrofili" olmakla suçlayanlarındır!

KÜRDE DİRENMEK DÜŞER!

Ortadoğu'nun orta yerinde bir savaş hazırlanırken/sürerken bir başka yerde, sınırların bu tarafında, Kürdistan topraklarının kuzeyinde Kürtlere zulüm düşer!

Rojava’da hayata geçirilen özerkliğin Kuzey’e yansıyacağı korkusu sarmıştır devleti. Bu korkuyla daha önce alınmış savaş kararı, Kürdün örgütlü güçlerine karşı  uygulamaya konulur. 7 Haziran seçimlerinin ertesinde yoğunlaştırılan saldırılarla, 1 Kasım seçimlerinde saldırganlığının ödülünü oya tahvil eden AKP'nin ve onun yeni hükümetinin Kürtlere yönelik savaşı artarak devam eder!

1 Kasım seçiminin öncesinde ve sonrasında Kürdistan illlerinde, ilçelerinde "terörizmi bitirme" adına başlatılan sokağa çıkma yasakları, evlerin aranması, insanların en temel ihtiyaçlarının karşılanmasının engellenmesi, evlerin, işyerlerinin kurşunlanması, yaşlı genç, kadın çocuk demeden insanların katledilmesi... bu hükümetin de kendinden önce kurulan diğer hükümetlerden farklı olmadığını gösterdi: Hangi hükümet gelirse gelsin sistem değişmediği sürece bu ülkede çeşitli ulus ve milliyetlerden işçilere, emekçilere baskı ve sindirme düşer, Kürde zulüm düşer, acı düşer, ağıt düşer! Barış isteyenlere bomba, kurşun düşer Suruç'ta, Ankara'nın, Amed'in, Silvan'ın... orta yerinde olduğu gibi! Savaşın son bulmasını isteyen halklara savaş düşer, evlere ateş düşer!

Her zamanki gibi Kürde ve "yüreği Kürt Kürt atan" dostlarına direnmek düşer!

BARIŞA KAN DÜŞER

Sömürgecilerin baskısı ve zulmü karşısında direnişi örgütleyen, en temel hak ve özgürlük talebiyle örgütlü bir güç olarak tarih sahnesine çıkan Kürtlerin haklı taleplerine karşı devletin cevabı savaşı yükseltmek oldu.

Binlerce köyün, kasabanın, ilçenin yakılıp yıkılmasının, boşaltılmasının sorumlusu devlettir!

Asimilasyon politikalarını Kürdistan'da savaşla birlikte alabildiğince uygulayan devlettir! Tek devlet, tek bayrak, tek millet, tek vatan gibi "tek"çi ırkçı ve şoven politikalarla halkları birbirlerine düşman eden de bu devlettir!

30 yılı aşkındır süren savaşta 40 binden fazla insanın katledilmesinin esas sorumlusu ve suçlusu devlettir! Kürt ve Türk emekçilerinin birbirlerine kırdırlması sonucu emekçilerin evlerine ateş düşer, bilinçlere kin düşer...

Gün gelir halklar savaştan yorgun düşer!

Barış düşü düşer savaş yorgunu belleklere...

Ve devletin barışa da cevabı şiddet olur, kan olur, katliam olur!

Onlarca insan sırf barışı savundukları için toprağa düşer! En son barışın elçisi Tahir Elçi toprağa düşer!

Barış düşü yüzbinlere, milyonlara düşer...

Bir ulusun evlatları düşerken birer, onar toprağa; vicdanı olan her insana barış için mücadele düşer!

20 Aralık 2015

KARIŞIK BİR İŞ

Redaksiyona gelen haberler karışırsa ne olur? İyi olmaz... Örneğin son günlerde en önemli konulardan birisi olan Suriye meselesi ve Kürdistan olayları... Her iki haber redaksiyonda karışmış. Biz düzeltemedik. Haberi olduğu gibi karışık yayınlıyor, okurlarımızın her iki haberi ayrıştıracaklarına inanıyoruz...

"Suriye'deki olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, terörden arınması, çoğulcu demokratik bir yönetime kavuşması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, düzenlediği basın toplantısında şöyle dedi:

“Çevremizde artık yönetilemez hale gelmiş ülkeler ortaya çıktı, Suriye en fazla ön plana çıkan yerdir. Suriye’de herkesin kabul edeceği çözümde uzlaşılmadan bölgedeki sorunların üstesinden gelinemez, uluslararası toplum etkin işbirliği içinde hareket etmeli. Kendi halkını katleden diktatör Esad’ın Suriye’nin geleceğinde yeri yoktur. Eyy Esad! Sur, Silvan, Nusaybin, Cizre, Derik, Gever, Dargeçit, Silopi’den elini cek! Katliam yapmayı bırak. Sivil halka saldırmayı, onları yerlerinden yurtlarından sürmeyi bırak! Unutma, diktatörlerin geleceği yoktur, olamaz!"

 

Dünyadan

İşçi Dünyası