• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Kadın CİNSEL İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

Kadın

CİNSEL İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

CİNSEL İSTİSMAR MEŞRULAŞTIRILAMAZ!

Kuzey Kürdistan Türkiye’de çocukların cinsel –tecavüz, taciz, cinsel şiddet-  istismarı toplum içinde oldukça yaygındır.

Erkek egemenliği, İslam dini, egemen kültür bu durumu besleyen zeminlerdir.

Çocukların cinsel istismarının kaynağında toplumsal egemenlik ilişkisi, erkek egemenliği yatmaktadır. Pederşahi ilişkide kadınlar ve çocuklar erkeklerin malıdır, erkekler onları istedikleri gibi kullanma hakkına sahiptir. Çocukların cinsel istismarı tedavi yoluyla iyileşebilecek bir hastalık, bireysel sapkınlık değil, toplumsal bir kötülüktür. Bu toplumsal kötülüğün kapitalizmde ortadan kaldırılması mümkün değildir.

 

YASALARDA EVLENME YAŞI

Medeni Kanun’a göre erkek ve kadının evlenmesi için 17 yaşını doldurması gerekiyor.

“MADDE 124.- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez.

Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir.”

Yasada 17 yaş şartı olmasına rağmen, kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi ülkelerimizde toplumsal bir gerçekliktir. Feodal kültür, İslam dini, erkek egemenliği küçük yaşta evliliği normal görmektedir. Bu da imam nikahı yoluyla yapılmaktadır. Yaş olarak büyük olan erkekler, çocuk yaşta kız çocukları ile evlenmektedir. Cinsel olarak istismar edilen çocukların da gelecekleri erkekler tarafından karartılmaktadır.

 

CİNSEL İSTİSMARDA YASAL DURUM

2004’ten önce yürürlükte olan Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) tecavüzcünün mağdur ile evlenmesi halinde ‘suç’ düşüyordu. AKP hükümetinin 2004’ten sonra TCK’da yaptığı düzenlemelerle önce çocukla evlenme halinde cezasızlık kaldırıldı, çocuk yaştaki evlilikleri önlemek için cinsel istismar suçunun cezası 16 yıla çıkarıldı.

Ancak Anayasa Mahkemesi mağdurun yaşı, istismarın niteliği gibi durumlar gözetilmeksizin aynı cezanın uygulanmasını ‘orantısız’ ve ‘ölçüsüz’ yaptırım görerek cinsel istismardaki 16 yıl ceza verilmesine ilişkin iki hükmü iptal etti. Hükümete de kademeli düzenleme yapılması için süre verdi.

Hükümet verilen süreyi beklemeden Meclis’e getirdiği tasarıyla TCK’nın, ‘Çocukların cinsel istismarı’ başlıklı 103. maddesinin, AYM’ce iptal edilen 1 ve 2. fıkrasını yeniden yaşa göre kademeli düzenledi. Buna göre, çocuğu (12-18 yaş) cinsel yönden istismar eden kişi 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilecek. Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek ceza, istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda 5 yıldan az olamayacak. Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, 16 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına hükmolunacak. Mağdur 12 yaşını tamamlamamışsa ceza en az 18 yıl olacak. (http://www.hurriyet.com.tr/evlenen-istismarci-affedilecek-40282125)

 

AKP’NİN ÖNERGESİ NE ANLAMA GELİYOR?

AKP tasarı mecliste görüşülürken verdiği önerge şöyle:

"Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur. Bu fıkra uyarınca fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suçdan azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazının ortadan kaldırılmasına karar verilir."

Geriye dönük 16 yıl hapsi gerektiren ‘çocuğun cinsel istismarı’ davalarında yargılanan erkeklerin, mağdurla evlenmesi durumunda,  yargılamalarında hüküm açıklanması ertelenecek, hüküm verilmişse infaz ertelenecek, sanık ve hükümlüler salıverilecek.

Zamanaşımı (15-20 yıl) süresince evliliğin ‘fail’ konumundaki kocanın kusuruyla sona ermesi halinde, koca hakkında verilen hükmün açıklanması yani ceza verilmesi, hükümlü ise cezasının infazına devam edilmesi koşulu getirildi. Böylece, istismardan ceza alıp evlilikle dışarı çıkanlara boşanma yasağı getirildi. Kocanın kusuru ile boşanma olursa yeniden hapse girecek.

Çocuk istismarında ‘suça azmettiren’ veya ‘işlenişine yardım eden’ konumundaki anne ve babalar hakkındaki açılmış soruşturmalarda takipsizlik verilecek. Açılan kamu davaları düşürülecek, kesinleşen ve infazına başlanan hapis cezalarında ise infaz ertelenip tahliye yolu açılacak.

Kız çocuklarını çocuk yaşta evlendiren anne ve babalar hapis cezasından kurtuluyor.

Erkekler tarafından tecavüz edilen kız çocuklarının “rıza var” demeleri için baskı altına alınmalarının yolu açılıyor.

Önerge kabul edilmesi durumunda, geriye dönük bir defa uygulanacak. Geleceğe dönük uygulama ise söz konusu değil.

Önergenin “tecavüz suç olmaktan çıkarılıyor”, “Tecavüz meşrulaştırılıyor” şeklinde yorumlanması doğru değil.  Önergenin bu şekilde propaganda edilmesi algı operasyonudur.

Tasarıda/önergede alt sınır konulmadığı için 12-13 yaşındaki bir kız çocuğu ile imam nikâhıyla evlenen ve hakkında cinsel istismardan dava açılan 60 yaşındaki sanık erkek de  yararlanabilecektir.

Cinsel istismar önergesi ileriye değil, geriye gidişi temsil ediyor. Cinsel istismar önergesi kabul edilemez. Bu önerge geri çekilmelidir.

 

AKP ÖNERGEYİ NASIL SAVUNUYOR?

Başbakan, AKP yetkilileri mecliste verilen önergeyi savundu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın konu hakkında şu tavrı takındı:

"Erken yaşta evlilikler istemesek de devam etti. Evlilik oluyor ama yaş tutmadığı için resmi nikah yapamıyorlar. Ortada yaşanan bir sorun var. Bu 2005'te yürürlüğe giren Ceza Kanunu uygulamasındaki geçiş döneminde yaşanan sıkıntılar nedeniyle şu anda 16 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya olan insanlar var. Bunlar tecavüzcü değil, bunlar cinsel istismar suçunu zorla işlemiş olan kişiler değil. Tamamen ailelerin rızasıyla yapılmış işler; ancak bizim kanunumuzun yeni düzenlemesinde rızayı kaldırdık. Mahkemeler rızanın varlığına bakmıyor. Yaşı küçükse tarafların geleneklere göre böyle bir evlilik yapıp yapmadığına bakmıyor ve doğrudan 16 yıl ceza veriyor. Böyle bir uygulama var. Bu uygulamadan kaynaklanan bir de ortaya çıkmış hem yaş küçüklüğüyle ailesi tarafından evlendirilip, mağdur edilmiş kadınlarımız var hem bunların doğurduğu çocuklar var. Onlar da ayrı mağdur. Öte yandan erkek de aileler onu zorladığı için o da hapiste. Esasında annelerin, babaların yaptığı büyük yanlışlığın cezasını hem kadın hem erkek çekiyor. Bu drama bizim sessiz kalmamız doğru değil. İçeride yaklaşık 3 bin civarında bu durumda vatandaşımız var."

Bekir Bozdağ önergenin sadece erken yaşta evlilikleri kapsadığını, tecavüzcüleri, zorla cinsel istismar suçunu kapsamadığını söylese de, tasarının yorumlanması ve uygulanması noktasında farklı yorumlar, kafa karışıklığının olduğu açıktır. Tasarının cinsel istismar suçunu kapsadığı için, yasalaşması durumunda uygulamada sadece erken yaşta evlilikleri kapsamayacaktır. Uygulama cinsel istismar   suçları için de olacaktır.

Çocuk yaşta evlilik bu toplumun bir gerçekliğidir. Bu konumda olanlar da tasarının yasalaşması durumunda hapisten çıkacaklar. Ama sadece onlar değil cinsel istismar suçunu işlemiş olanlar da, “mağdurla failin evlenmesi durumunda” hapisten çıkabilecekler…

 

NE YAPMALI?

Evlilik yaşı erkek ve kadın için 18 olmalıdır. 18 yaş altı evlilikler yasaklanmalıdır. Sadece yasaklama yetmez. Aydınlatma kampanyaları yapılmalı, feodal gelenek ve göreneklere, erkek egemen anlayışlara karşı sürekli mücadele edilmelidir.

Çocukların cinsel istismarının bir bütün olarak ortadan kaldırılması, üretim araçları üzerinde toplumsal mülkiyetin olduğu, her türlü pederşahi geleneklere, anlayışlara karşı sürekli mücadele edileceği sosyalizmde mümkündür.

20 Kasım 2016

 

Dünyadan

İşçi Dünyası