• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA İŞÇİ DÜNYASI REFERANDUM VE İŞÇİLER

İşçi Dünyası

REFERANDUM VE İŞÇİLER

REFERANDUM VE İŞÇİLER

16 Nisan’da, AKP ve Bahçeli MHP’sinin üzerinde anlaştığı “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” adı verilen, 18 maddeden oluşan Türk tipi Başkanlık Sistemini içeren Anayasa değişiklik paketi halk oyuna sunulacak.

PAKETTE NE VAR?

Referanduma sunulan Anayasa değişiklikleri ile T.C’nin yönetim sistemi değiştirilmek isteniyor. Adı parlamenter sistem olan, parlamenter sistem olmaktan çoktan çıkmış, fiilen uygulanan Türk tipi başkanlık sistemi Anayasa ile uyumlu hale getirilmek isteniyor.

Milletvekili sayısı 600’e çıkarılıyor. Milletvekili seçilme yaşı 18’e indiriliyor. Milletvekili seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı seçimi 5 yılda bir birlikte yapılacak. Cumhurbaşkanı partili olabilecek. Parti yöneticisi, parti başkanı olabilecek. Başbakanlık, Bakanlar Kurulu kaldırılıyor. Yürütme doğrudan Cumhurbaşkanına bağlanıyor. Yürütme, yasama Meclis dışında, seçilmiş Cumhurbaşkanının atayacağı kişilerden oluşacak bir hükümet tarafından yerine getirilecek. Askerlerin yargılanacağı disiplin mahkemeleri dışında askeri yargı, sıkıyönetim kaldırılıyor. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun yapısında, üye sayısında, atamalarda değişiklikler yapılıyor. Cumhurbaşkanı yargının ve bürokrasinin önemli bölümünü atayabilecek. Seçilecek cumhurbaşkanı bugünkünden çok daha geniş yetkilere sahip olacak.   Kuvvetler ayrılığı bütünüyle ortadan kaldırılmamasına rağmen yürütme, yasama ve yargıya   göre çok büyük avantajlara sahip olacaktır. Aşırı yetkileri olan güçlü bir başkan ve yürütme öngörülmektedir.

Bu değişiklikler içinde biz işçiler yararına olumlu olabilecek özsel bir değişiklik yoktur. Değişiklikler esas itibariyle egemenler arasındaki iktidar dalaşının ürünü olan, bu dalaşta AKP’nin iktidarını sağlamlaştırmasına hizmet edecek değişikliklerdir.

NE DEĞİŞECEK?

12 Eylül Anayasası’nda yapılan değişiklik, Anayasa’nın faşist özünü koruyarak, asker sivil Kemalist devlet bürokrasisi yerine, AKP’nin egemenliğini sağlama alma hedefine hizmet eden bir değişikliktir. 

Yapılmak istenen değişiklikler seçilmişlerle atanmışlar; sivil siyaset ile bürokrasi arasındaki ilişkilerde atanmışların ve bürokrasinin gücünü azaltmaya yönelik değişikliklerdir. Sıkıyönetimin Anayasa’dan çıkarılması, yargı konusunda yapılan değişiklikler bunun göstergesidir.  

Egemen sınıflar ve onların siyasi temsilcileri arasındaki iktidar dalaşında, Anayasa değişiklikleri   AKP’nin iktidarı bütünü ile ele geçirme yönünde atmış olacağı önemli bir adım olacaktır.

Anayasa’da yapılan değişiklikler faşist bir Anayasayı, demokratik bir Anayasa’ya dönüştürme yönünde yapılmış olan değişiklikler değildir.

Öngörülen değişiklikler Türkiye’de demokrasiden uzaklaşma, faşist tek adam diktatörlüğüne yönelme   değişiklikleri de değildir.

Değişiklikler faşist bir ülkede bir yönetim biçiminden, fiilen geçilmiş olan bir başka yönetim biçimine geçişi Anayasal hale getirmeye yönelik değişikliklerdir.

T.C’nin yönetimi, merkezinde ordunun durduğu atanmış bürokrasinin elinden alınıp, seçilmiş sivil siyasetin eline verilmek isteniyor.  Değiştirilmek istenen yönetim sisteminin burjuva demokrasisi ile ne kadar ilgisi varsa, getirilmek istenenin de ilgisi o kadardır. İkisi de tekçi, merkeziyetçi, şoven-milliyetçi, ikisi de faşisttir.

YENİ DEMOKRATİK ANAYASA?

Ne 12 Eylül Anayasası, ne de Türk tipi başkanlık sistemi biz işçilerin alternatifi olamaz. İkisi de gerici faşisttir. İki Anayasa’da da işçiler yoktur! Bu Anayasalar biz işçilerin çıkarlarını, haklarını koruyan Anayasalar değildir.

Sermayenin egemen olduğu şartlarda hukuk da, Anayasa’da sonuçta sermayenin çıkarlarını koruyan yasalardır. Egemen kim ise hak, adalet de onun adaletidir. Mücadele ile elde ettiğimiz kısmi hakların olması bu gerçeği değiştirmez.

Bu nedenle 12 Eylül Anayasası çöpe atılmalı, yeni demokratik anayasa yapılmalıdır. Bu anayasada; bireyin devlete karşı hakları korunmalı, devlet özgür eşit vatandaşların bir hizmet aracı olarak görülmeli, bütün önemli konularda halk oylamaları öngörülmeli, yerel yönetim ilkesi temel alınmalı, çok uluslu yapı temel alınmalıdır. Böyle bir anayasa için mücadele etmeliyiz.

Gerçek demokratik Anayasa’yı işçi sınıfı kendi iktidarında yapacaktır.

Böyle bir anayasa er ya da geç gelecektir!

NE YAPMALI?

16 Nisan’da önümüze konulacak, seçmemiz istenecek şey nedir?

Var olan faşist Anayasa olduğu gibi kalsın mı, referanduma sunulan değişiklikler yapılsın mı?

Parlamentoya bağlı bir hükümet mi olsun, yoksa Cumhurbaşkanına bağlı bir hükümet mi olsun?   

Türk tipi başkanlık sistemi mi? Delik deşik olmuş, özü değişmeyen 12 Eylül Anayasası mı?  

Fiili durum sürsün mü? Anayasal hale mi getirilsin mi?  Kırk katır mı? Kırk satır mı?  Kanser mi? Kolera mı?  Seçenekler bunlar.

Bu seçenekler içinde, birini diğerine  tercih edecek bir seçenek yok. Bütün seçenekler kötü. Var olan, uygulanan  başkanlık sisteminden daha iyi değildir. İşçiler, emekçiler, halklar için ikisi de kötüdür. İki kötü arasında seçim yapmamalıyız.

Evet demek; alaturka başkanlık sistemi faşist Anayasaya monte edilmesine evet demektir.  

Hayır demek; var olan faşist anayasa olduğu gibi kalsın, değiştirilmesin, andaki fiili durum sürsün anlamına gelir.   Hayır 12 Eylül Anayasa’na evet demektir.

Türkiye’de bugün burjuva demokrasisi yok. Anayasa burjuva demokrat bir Anayasa değil. Bu nedenle yürüklükte olan Anayasa bizim savunacağımız, sahipleneceğimiz Anayasa olamaz! İki faşist Anayasa arasında seçim yapmamız dayatılıyor. Bu dayatmayı kabul etmeyelim!

Evet de Hayır da halklarımız açısından hiç bir yararı olmayan, birbirinden kötü seçeneklerdir. Bize  sorulan faşizmde başkanlık sistemi ile mi, yoksa  göstermelik parlamenter sistemle mi yönetilmek istiyorsunuz sorusudur.  

Bu soruya yanıtımız: İkisini de istemiyoruz olmalıdır!

Özü itibariyle iki faşist sistem arasında tercih yapmamız isteniyor. Bu oyuna gelmeyelim. Bu oyunun figüranları olmayalım! Referandumu boykot edelim!

ÜRETEN BİZ, YÖNETEN DE BİZ OLACAĞIZ!

T.C devleti kurulduğundan bu yana, faşizmin uygulanmasında farklılıklar olsa da, devlet faşist olagelmiştir. Devleti anda yöneten AKP iktidarı koyu faşizm uygulamaktadır. Faşizmi bir daha gelmemecesine tarihe gömmenin tek yolu işçi sınıfı önderliğinde demokratik halk devrimidir.  

Bugün Türkiye’de Anayasa konusunda yürüyen tartışmada, sorun burjuva demokratik hakların faşizme karşı savunulması ya da burjuva demokrasisinin, faşizm tehlikesine karşı savunulması vs. anlamında bir sorun değildir. Türkiye’de faşizmin uygulanış biçimleri arasında bir tercih tartışması yürüyor ve bu halka iki taraf açısından da “demokrasi” “halk egemenliği” vb. tartışması olarak yutturulmaya çalışılıyor.

Egemenlerin kendi aralarındaki iktidar dalaşında, bu dalaşın taraflarından biri olan CHP’nin kuyruğuna takılmayalım. Bizim kendi tarafımız, kendi alternatifimiz var. Egemenleri yürüttükleri iktidar dalaşında yalnız bırakalım. Kendi bağımsız siyasetimizi geliştirelim!

Referandum sahtekarlığına katılmayalım! Referandumu boykot edelim!  

Faşizm türleri arasında tercih yapmayı reddedelim!

Devrim için örgütlenelim, mücadeleyi yükseltelim!

20 Mart 2017

YENİ İŞÇİ DÜNYASI

Dünyadan

İşçi Dünyası