• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel „AJAN“LARA KARŞI MÜCADELE, NASIL OLMALI?

Güncel

„AJAN“LARA KARŞI MÜCADELE, NASIL OLMALI?

„AJAN“LARA KARŞI MÜCADELE, NASIL OLMALI?

22 Eylül günü Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Sefkan köyü yakınlarında Rıza Örük  „ajan ve işbirlikçi olduğu“ iddiasıyla öldürüldü. Rıza Örük’ün öldürülmesini MLKP üstlendi.

MLKP yaptığı açıklamada, “Sömürgeci faşist diktatörlük ile işbirliği yapan, bölge halkına ajanlığı dayatan ve arkadaşlarımıza karşı komplolar düzenleyen Rıza Örük isimli bir şahıs, 22 Eylül günü Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Sefkan köyü yakınlarında bir birimimiz tarafından cezalandırılmıştır” ifadelerini kullandı.

(http://www.demokrathaber.org/guncel/ajan-iddiasiyla-oldurulen-riza-orukun-ailesinden-tepki-h90172.html)

Medyada Rıza Örük’ün Ovacık ESP temsilcisi olduğu haberlerinin yer alması üzerine, ESP yaptığı yazılı açıklamada Rıza Örük’ün kendileriyle bir ilişkisinin olmadığını açıkladı.

Rıza Örük’ün ailesi, Rıza Örük’ün öldürülmesine tepki gösterdi.    

Rıza Örük’ün cenaze töreninde konuşan  kardeşi Ahmet Örük, ağabeyinin öldürülmesine tepki gösterdi.  

"Sorarım size? Birincisi, ağabeyim nasıl komplolar kurmuştur? İkincisi, ağabeyim kim ya da kimlere ajanlık dayatmıştır? Ağabeyim kimlerin ölümüne sebep olmuştur? Siz bunu nasıl öğrendiniz? Ne tür bir soruşturma yapıp, 15 dakika içerisinde nasıl katlettiniz? …

Örgüt kendi resmi sayfasında maddi delillerden yoksun bir şekilde ağabeyimi ajanlıkla suçlamıştır. Adımız kadar eminiz ki ağabeyimiz Rıza Örük suçsuzdur. Ağabeyimi katledenler şunu çok iyi bilsinler ki o onurlu bir insandır. Sorgusuz sualsiz kafasına tek mermi sıkıp başını toprağa düşürdüğünüz Rıza Örük’ün onurunu ve ismini lekeleyemezsiniz. Adalet mekanizmasını kullanmayan katliamcı zihniyete karşı bizimle beraber olan siz adil dostlarımıza teşekkür ederiz."

 (http://www.demokrathaber.org/guncel/ajan-iddiasiyla-oldurulen-riza-orukun-ailesinden-tepki-h90172.html)

Rıza Örük’ün öldürülmesi, “ajan ve işbirlikçi”lere karşı devrimci grupların  nasıl mücadele ettiklerinin tartışılmasına vesile oldu. Bu vesile ile “ajan ve işbirlikçi”lere karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiği konusunda kısaca tavır takınacağız.

“Ajan ve işbirlikçi”lere Karşı Mücadelede Doğru Tutum…

Rıza Örük’ün ajan olduğunu söyleyebilecek durumda değiliz. Bu konuda sadece iddia var.

Rıza Örük özgülünde, “ajan ve işbirlikçi”lere karşı devrimcilerin mücadele çizgisinin nasıl olması gerektiğini, dünya komünist hareketinin bu konudaki deneyimlerine dayanarak kısaca vurgulayalım.

Komünistler, devrimciler ihbarcılara, ajanlara karşı mücadeleyi işçi ve emekçi kitlelerle birlikte yürütmelidir. Ajan ve ihbarcıların en geniş kitleler içinde teşhir edilmesi görevdir. Onların kitleler içerisinde teşhiri ve görev yapamayacak hale getirilmesi gerekir. Kitleler içinde tanınan, kitlelerin bildiği, kitlelerden tecrit edilmiş, kitlelerin sürekli takibi ve baskısı altındaki bir “ajan” bitmiştir, egemenler açısından hiçbir değeri, halk açısından hiçbir tehlikesi kalmamıştır. Komünistler, devrimciler ajan ve işbirlikçilere karşı mücadeleyi halk kitlelerinin mücadelesi haline getirmek zorundadır. Komünistler, devrimciler ajan ve işbirlikçileri halk içinde açığa çıkarıp, iş yapamaz hale getirmek için çalışmalıdır.  Bu konuda komünistlerin çizgisi budur.

Komünistler, uğruna mücadele ettikleri sosyalist toplumun ilkelerini, bugün kendi içlerinde uygulamakla yükümlüdür. Kendine komünist diyen, geleceğin toplumu adına konuşan örgütlerin adalet konusunda ilkel intikamcılığı savunma pozisyonlarına girmesi, gerçekte bu tavır içinde olanların komünizmden ne kadar uzakta olduklarının bir işaretidir. Bireysel öldürmeler, cezalandırmalar „halkın adaleti“ olarak lanse ediliyor.   

Komünistler açısından sorun “işbirlikçilik-ajanlık”a karşı mücadelede tek tek birey ajanları öldürerek intikam almak değil, halkın en geniş yığınlarını “işbirlikçilik-ajanlık”ı yaratan ve kullanan sistemi yıkma mücadelesine kazanmaktır. Burada tek tek bireylerin halkın katılımı olmaksızın ve fakat halk adına ve intikam adına öldürülmesinin oynayacağı olumlu bir rol yoktur. Tersine bu tavır sınıf mücadelesini geliştirmek yerine, kitleler içinde bir yandan feodal intikamcılığın sürmesine hizmet ederken, diğer yandan kitlelerin bir bölümünü “devrimcilerin intikam alması”nı bekleyen pasif bir konuma sokar.

Halkın Adaleti…

 “Halk adaleti” en baştan halkın en geniş katılımını içeren, mümkün olduğunca “suçlanan kişi”nin, suçunu işlediği alanda, bütün halkın katılımı ve oyunu öngören bir adalettir. Açıklık ve en geniş katılım “halkın adaleti”ni burjuvazinin adaletinden ayıran temel kıstaslardır. Halkın adaleti suçlanan kişiye, kendini en geniş biçimde savunma hakkı tanır. Suçlanan kişi hakkında en geniş katılımlı ve açık yargılama sonucu yargı kesinleşene kadar, suçlamaların haksız olabileceği varsayılır. “Halk adaleti” en geniş katılımı ve en büyük açıklığı öngördüğü için, onun gerçek anlamda uygulanmasının ön şartı halkın iktidarıdır. Bunun olmadığı yerde, “halkın adaleti”nden sözedip, bunu uyguladıklarını söyleyenler, gerçekte bu tavırlarıyla halkın adaletinin ne kadar uzağında olduklarını gösteriyorlar.

Elinde silah olan, silahlı mücadele yürütme iddiası olan grupların, silahın gücüne dayanarak, “halk adına” kendilerine sorgucu/savcı/yargıç/infazcı görevlerini verip uygulaması bu “halk adaleti” adına da yapılsa, gerçekte hiç de devrimci olmayan yöntemlerin kullanılmasıdır. Burada “hak”, “adalet”, “güçlü” olan silahlı grup tarafından belirlenmektedir.

Kitlelerden halk hareketinden bağımsız, kendi kendine halk adına sorgulama-yargılama ve infaz etme yetkisi verilip ve bunu kullanıyor. Buna da “halkın adaleti” deniliyor! Böyle “halk adaleti” olmaz.

Ölüm Cezası..

İdam cezası günümüz dünyasında tartışılan bir konudur. Burjuva demokrasisinin hüküm sürdüğü birçok ülkede idam cezası kaldırılmıştır. İnsan Hakları Sözleşmelerinde idam cezalarına yer verilmemektedir. Tüm dünyada, idam cezalarının kaldırılması için mücadele yürütülmektedir. Kendilerine komünist diyenler sadece bugün değil, sosyalist toplumda da, savaş hali dışında idam cezasının olmayacağını programlarına yazmak zorundadır.

“Halk adaleti”ni savunanlar, burjuvaziden çok daha ileri halk adaletini savunmak zorundadır. Ölüm cezası geriye döndürülemez bir cezadır. Ölüm cezasına çarptırılan bir insanın infazı ertesinde verilen ceza kararının yanlışlığı ortaya çıktığında düzeltme imkanı yoktur. Bu yüzden ölüm cezası, “yedi ölçüp bir keserek” verilebilecek bir cezadır. Ölüm cezasını adaletin aracı olan bir ceza olarak savunanlar, verenler, uygulayanlar bu cezayı verdikleri insanların suçu ve iflah olmazlığı konusunda en küçük bir kuşkuya yer bırakmayan bir kesin açıklığa sahip olmalı, suç kesin olarak kanıtlanmış olmalıdır.

Komünistler açısından sorun “işbirlikçilik-ajanlık”a karşı mücadele, tek tek ajanların öldürülerek intikam almak değil, halkın en geniş yığınlarını “işbirlikçilik-ajanlık”ı yaratan ve kullanan sistemi yıkma mücadelesine kazanmaktır. Tek tek bireylerin halkın katılımı olmaksızın ve halk adına, intikam adına öldürülmesinin oynayacağı olumlu bir rol yoktur. Tek tek bireylerin öldürülmesi sınıf mücadelesini geliştirmek yerine, kitleler içinde feodal intikamcılığın sürmesine hizmet eder.

Devrim, sınıf adına öncü örgütün, „öncü“nün işi değil, işçi sınıfının, emekçi halk yığınlarının işidir. Devrimcilerin ölçütü sınıf adına devletle savaşmak değil, sınıf savaşımı için, sınıf mücadelesinde örgütlenmektir.

29 Eylül 2017

Yeni Dünya İçin ÇAĞRI

 

 

 

 

 

Dünyadan

İşçi Dünyası