• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel TEK TİP ELBİSE DAYATMASINA HAYIR!

Güncel

TEK TİP ELBİSE DAYATMASINA HAYIR!

TEK TİP ELBİSE DAYATMASINA HAYIR!

15 Temmuz darbe girişimi sanıklarının yargılandığı davanın duruşmalarından birinde bir sanığın üzerinde "Hero: Heroes are immortal" (Kahraman: Kahramanlar ölümsüzdür) yazan bir tişörtle gelmesi bahane edilerek tek tip elbise (TTE) gündeme getirildi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin birinci yılı kapsamında düzenlenen anma etkinliğinde yaptığı konuşmada, FETÖ sanıklarına mahkemeye çıkarken Guantanamo'da olduğu gibi tek tip elbise giydirileceğini söyledi. (17 Temmuz 2017 tarihli gazeteler) Ardından o zamanki hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş bir gün sonra gerçekleşen Bakanlar Kurulu toplantısı sırasında yaptığı açıklamada konunun Bakanlar Kurulu’nda gündeme geldiğini, ”FETÖ örgütü başta olmak üzere terör örgütü üyelerinin mahkemelere tek tip elbiseyle gelmesinin sağlanacağı, bununla ilgili çalışmaların da Adalet Bakanlığı tarafından yapılacağını“ söyledi. Çok geçmeden Erdoğan’ın, tek tip elbisenin rengini, şeklini ve olası gerçekleşme tarihini aktardığı açıklamaları geldi:

”(…) şimdi bunlara tek tip elbiseyi getiriyoruz fakat bu tek tip elbise renk olarak badem var ya badem, badem içinin koyusu bir renk olacak. İki tip olacak. Bir tulum olacak, bir de ceket pantolon olacak. Bunların bir kısmı diyelim ki darbeciler tulum giyecek, diğerleri de yani teröristler ceket pantolon giyecek. Artık bundan sonra istedikleri gibi giyinip gelme yok. Bunlar bu şekilde tüm dünyaya tanıtılacak. Tek tip kıyafet konusunda, arkadaşlar çalışmaları hızlandırıyor. 70 bin civarında bir kıyafet hazırlanacak. Kıyafetler yargılama sürecinde giyilecek.“ (5 Ağustos 2017 Cumartesi gününün gazetelerinden)

Belirlenen renge, şekle göre hazırlanan tutsaklara giydirilmesi saldırısı önümüzdeki günlerde başlatılacak.

Peki, nedir tek tip elbise saldırısı? Tek tip elbise ile yapılmak istenen nedir?

TTE devletin bir saldırı aracıdır. Bu saldırı her ne kadar, FETÖ’cülere yönelik gibi gösterilse de ve gerçekte onlar da bu saldırıdan paylarını alacak olsalar da esasta yurtsever, devrimci, komünist tutsaklara yönelik bir saldırı biçimidir. Onları teslim almanın bir aracıdır TTE saldırısı. 

Toplumsal muhalefetin en ileri kesimlerini kendi faşist yasalarını ihlal ettikleri gerekçeleriyle tutuklayan, faşist ceza yasalarına göre yargılayan ve ağır cezalara çarptıran devlet, işkence başta olmak üzere insanlık dışı saldırılarına rağmen teslim olmayan ve hapishanelerde de boyun eğmeyen siyasi tutsakları TTE saldırısı ile teslim olmaya, siyasi kimliklerinden uzaklaştırmaya, onurlarını kırmaya, kişiliklerinden soyutlamaya  zorlar.

TTE saldırısı insan onurunun ayaklar altına alınmasının saldırısıdır. İnsanlık dışı bir saldırıdır. Tutsakların kendi istedikleri kıyafeti giymelerini yasaklayıp, TTE giymeye zorlamakla devlet tutsakların iradelerini ortadan kaldırmayı hedefler.

Faşist-militarist bir anlayışın ürünüdür TTE saldırısı. TTE saldırısı itaatin, sessizliğin hükmünü sürdürdüğü bir toplum hayalinin yaşama geçirilmesinin bir aracıdır! Bir yanıyla topluma empoze edilmeye çalışılan “tekçi“ anlayışın hapishanelerdeki yansıması/uygulanması çabasıdır.

TTE saldırısı hapishanedeki herkesi “suçlu“ gören/gösteren bir anlayışın ürünüdür. Oysa hâlâ yargılanması süren ya da daha mahkemesi başlamamış olanlara “suçlu“ yaftası yapıştırmak (RTE’nin yaptığı gibi!!!) “Masumiyet Karinesi“ne aykırıdır. Masumiyet karinesinin, yani hüküm giymemiş kimsenin suçlu sayılamayacağı veya suçlu olarak lanse edilemeyeceği hukuk ilkesinin ayaklar altına alınmasıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi'nde de yer alan bu kuralın çiğnenmesi aynı zamanda bu bildirgenin altına atılan imzanın da aslında ne kadar ciddiyetsiz olduğunu gösterir ve bu bağlamda bir turnusol kağıdıdır TTE saldırısı.

Her mahpus/tutsak mevcut yasalara göre “suçlu“ bile olsa onun kendi kimliğini, kişiliğini, aidiyetini... vb. gösterebilmenin yollarından birisi olarak istediğini giyebilme hakkı, özgürlüğü olabilmelidir. Bu gayet insani bir haktır. Bu hakkın ortadan kaldırılarak TTE giyilmesi dayatması, kimliğin, kişiliğin kısıtlanması, kişiliğin ortadan kaldırılmak istenmesidir.

Bu ve benzeri bir saldırı türü olarak TTE saldırısı bir bütün olarak insanlık dışı bir uygulamadır ve bu uygulama yeniden gündemdedir.

Tek tip elbise saldırısı yeni değil; 12 Eylül’den kalan artık bir saldırıdır

TTE bilindiği üzere tek tip elbise uygulaması 12 Eylül askeri faşist cuntası sonrasında devrimci tutsaklara dayatılmıştı. Devrimci tutsakların bu uygulamaya karşı tavırları direniş olmuş, tek tip elbiseyi giymemişlerdi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında, darbecilerin siyasi tutukluların direncini kırmanın yollarından birisi 1983 yılında TTE saldırısını/dayatmasını uygulamaya çalıştılar.

Ancak askeri faşist cuntanın TTE saldırısı siyasi tutukluların uzun ve zor bir direnişiyle karşılaştı.  TTE giymeye zorlanan devrimci tutsaklar, zaten işkence ve zorun hüküm sürdüğü hapishanelerde kimliksizleştirmeyi, kişiliksizleştirmeyi ve teslimiyeti hedefleyen bu saldırıya direndiler. En temel insan haklarından birisi olan bu hakkın ellerinden alınmasına karşı koydular: TTE giyilmedi! Bu nedenle bir dizi hakları ellerinden alındı. Avukat ve ailelerle görüş yasağı, mektuplaşma yasağı, kantin yasağı, havalandırma yasağı gibi yasaklar yanında yıldırma amaçlı aramalara, meydan dayaklarına, işkencelere, hücre cezalarına... rağmen direndiler devrimciler. Bu direniş mahkeme salonlarına yansıdı. Mahkemelere iç çamaşırlarıyla gitmek veya kelepçelenerek zorla TTE giydirilip götürülen devrimci tutsaklar mahkemelerde elleri çözüldüğünde tek tip elbiselerini parçalayıp çıkardılar. TTE saldırısını mahkemelerde teşhir ettiler. Bu yüzden duruşma salonlarından atıldılar, coplandılar... Kışın, karın, soğuğun altında saatlerce iç çamaşırlarıyla kendilerini mahkemeye götürecek araca götürülmeyi beklediler. Devrimci tutsakların TTE dayatmasını mahkemelerde dile getirmelerini faşist cuntanın yargıçları görmezden geldiler, dikkate almadılar. Onlara göre "cezaevlerindeki uygulamalar onları ilgilendirmezdi!" Dahası bu durumu protesto edenleri duruşmalardan attılar, iki kez duruşmadan atılanlara bir daha mahkemeye götürülmeme cezası verdiler. Ölüm cezası başta olmak üzere ağır ceza istemiyle yargılananlar duruşmalara katılamadılar. Bu durum birçok devrimci tutsağı savunma haklarından yoksun bıraktı. Yine bu durum birçok devrimci tutsağın kimi ceza indirimlerinden yararlandırılmalarına engel oldu.

12 Eylül 1980 askeri faşist diktatörlüğünün bir dayatması olan TTE saldırısına karşı, devrimci tutsaklar günlerce süren açlık grevleri yaptı. 11 Nisan 1984’te, 75 gün süren ölüm orucu sonrasında 4 devrimci yaşamını yitirdi. Bu direnişlerin ardından TTE saldırısı geriletildi. 1988 yılına gelindiğinde TTE uygulamasından “tamamen“ vazgeçildi. Ancak şimdilerde faşist devlet 12 Eylül Cunta artığı bu saldırıyı yeniden uygulamaya koymak istiyor!

Hapishanelerde devrimci tutsaklara yönelik saldırılar artarak sürüyor…

Sadece 12 Eylül karanlığında değil hemen her dönemde devlet devrimci tutsaklara saldırmıştır. Bugün de faşist devlet dışarıda olduğu gibi hapishanelerde de yurtsever, devrimci, demokrat ve komünist tutsaklara saldırmaktadır. Hasta tutsakların tedavilerinin yapılmaması, revirde tedavinin neredeyse imkânsız hâle gelmesi, görüş yasaklarının keyfiyete bağlanması, tecrit, hücre cezaları, yayın yasakları vb. vb. günümüzde faşist devletin hapishanelerdeki “olağan“ uygulamalarındandır.

Saldırılar OHAL koşullarında daha da yoğunlaşmış durumdadır. Bu saldırılara şimdi TTE dayatması eklenmektedir. Yukarıda da değindiğimiz gibi bugün bu saldırının hazırlıkları tamamlanmaktadır, önümüzdeki günlerde uygulamaya konulacaktır. Yine yukarıda da belirttiğimiz gibi her ne kadar öncelikli olarak FETÖ sanıkları hedef gösterilerek bu saldırı gerçekleştirilmek istense de biz bu saldırının esas hedefinin yurtsever, devrimci, demokrat ve komünist tutsaklar olduğunu biliyoruz. Ve yine biliyoruz ki hapishanelerdeki devrimci tutsakları teslim almaya dönük bu faşist saldırı ancak ve ancak direnişle durdurulabilir!

 Direneceğiz! Faşist devletin saldırısını püskürteceğiz! Yok başka yol!!!

Gerek 12 Eylül askeri faşist cunta döneminde, gerek sonrasında devrimci tutsaklara yönelik TTE dayatması/saldırısı karşısında devrimci tutsaklar direndiler. Can bedeli mücadelelerle bu saldırılar geriletildi, püskürtüldü. Bugün de yapılacak olan budur. Bugün de devrimci tutsaklar yeni TTE saldırısına karşı direnecek, bu saldırıyı da aynı kararlılıkla püskürteceklerdir.

Bu mücadelenin/direnişin başarılı olması bize, “dışarıdaki“ devrimcilerin, demokratların, yurtseverlerin dayanışmasına, kararlı, mücadeleci bir tutum sergilemesine de bağlıdır.

Devrimci tutsakların hapishanelerde yürüttükleri mücadeleye destek sunmak, onların mücadelesini sahiplenip savunmak, her alanda devletin TTE başta olmak üzere hapishanelerde yürüttüğü saldırılarını teşhir etmek görevlerimizdendir.

Görevimiz, direnişi duvarlar ötesine taşırmak, yurtsever, demokrat, devrimci ve komünist tutsaklara yönelik saldırılara karşı toplumsal tepkiyi örgütlemektir!

TTE işkencedir! İşkenceye hayır, TTE’ye hayır!

İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!

Devrimci tutsaklar onurumuzdur!

Haydi, devrimci tutsaklarla dayanışmaya!

30 Ağustos 2017

 

Dünyadan

İşçi Dünyası