• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel EMPERYALİSTLER ARASINDAKİ ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR

Güncel

EMPERYALİSTLER ARASINDAKİ ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR

EMPERYALİSTLER ARASINDAKİ ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR

Emperyalist ülkeler arasındaki çelişmeler giderek sertleşiyor. Emperyalist ve gerici güçler arasındaki çelişme, çekişme ve çatışmaların en yoğun olarak yaşandığı alan Ortadoğu’dur. 
Emperyalist büyük güçler savaşsız yaşayamaz. Savaşlar emperyalizmin yol arkadaşıdır, savaşlar emperyalizm var olduğu sürece olacaktır. 

Emperyalistler, bugün temsilci savaşları yürütüyor. Ama bu temsilci savaşları esasında daha büyük savaşların hazırlığıdır. Emperyalistler, Mali, Kongo, Yemen, Ukrayna ve Suriye’de savaşıyor. Bütün savaş aktörleri Suriye’de karşı karşıyadır. Suriye’de olan esasında mini bir dünya savaşıdır. 
İstedikleri kadar biz barış yapıyoruz desinler. Bir yerde barış diğer yerde ise savaş. Savaş kapitalizmden ayrı tutulamaz. 

Çin ile Amerika arasında, karşılıklı atışmalar biçiminde dalaş sürüyor. Gidiş çelişmelerin sertleşmesi yönündedir. Bu sertleşme, henüz karşılıklı çatışmaya şu anda götürülmek istenmiyor. Fakat gidiş yönü karşılıklı çatışmaya doğrudur. ABD dünyada gerileyen, Çin ilerleyen güç konumunda. 
Amerika’da seçimler, son dönemdeki gelişmelerde çok önemli rol oynadı. Trump, Amerika önceliklidir siyaseti ile esasında batılı bloğunu resmen soru işareti haline getirdi. Bugüne kadar ki güç dengesinde, Amerika’nın önderliğinde batı bloğu en azından görünürde birlikte hareket ediyordu. Şimdi aralarındaki çelişmeleri, birbirlerinin tavırlarını açıkça eleştiriyorlar.

Mayıs 2017’de Brüksel’de yapılan NATO zirvesinde Trump, diğerlerine “NATO’ya ne kadar para verdiyseniz o kadar konuşun. Bütçesinin %2’sini savunmaya ayırmayanın esasında söz hakkı yoktur” dedi! Bu laflar, her türlü diplomatik dilden uzak saldırgan bir tavırdır. Avrupa Birliği’nin buna verdiği cevap gerekirse kendi ordumuzu kurarız şeklinde oldu. AB’nin uzun bir süreden beri, Amerika’ya askeri bağımlılıktan kurtulma yönünde çabası zaten vardı. AB, (Almanya/Fransa önderliğinde) Amerika’nın denetiminde olmayan, Amerika’dan bağımsız hareket edebilen bir askeri gücü oluşturma yönünde çabalarını önümüzdeki dönemde yoğunlaştıracaktır. Bu önemli yeni bir gelişmedir. Almanya artık şunu görmüş durumdadır: Eğer biz dünya çapındaki hegemonya mücadelesinde gerçekten rol almak istiyorsak, o zaman bizim kendi askeri gücümüzü NATO’dan bağımsız olarak da kullanır duruma gelmemiz lazım! NATO, bugüne kadar esasında öncelikli olarak Amerikan emperyalizminin denetimi altındaydı. Ve hâlâ da öyledir. 

Emperyalistler arasındaki güç dengelerinde önemli değişiklikler yaşandı, yaşanıyor. Yeniden paylaşım konusunda dalaş giderek sertleşiyor. Üçüncü bir dünya savaşı tehlikesi giderek artıyor. Dünya aslında hâlâ büyük güçler içinde en güçlüsü olmasına rağmen, gerileyen bir güç konumunda olan ABD tarafından yeniden düzenlenmek isteniyor. Bu düzenleme, var olan ABD hegemonyasının alanının genişletilmesi ve hegemonyanın pekiştirilmesi yönünde adımlar atılması anlamına geliyor. Şu anda diğer emperyalist büyük güçlerin, doğrudan ABD ile savaşı göze almadan bu gelişmeyi engelleyebilecek durumları yok. Askeri olarak ABD’ye karşı andaki durumda gerçek anlamda tehdit oluşturan güç Rusya ve giderek gelişen Çin’dir. Onlar da anda ki durumda ABD ile doğrudan savaşı göze alacak durumda değiller. Fakat Onlar, en başta da gelişen güç konumunda olan Çin, ABD’ye karşı askeri güç olarak savaşı göze alacak duruma geldiğinde, bugün dünyanın birçok yerinde –anda Suriye’de, Mali’de, Kongo’da, Yemen’de, Ukrayna’da, Güney Sudan’da vb– temsilci savaşları olarak yürüyen savaşların yerini emperyalist büyük güçlerin değişik ittifaklar içinde doğrudan doğruya birbirlerine karşı savaş yürütecekleri bir Üçüncü Dünya Savaşı’nın gündeme gelmesi kaçınılmazdır. Bütün gelişmeler emperyalist büyük güçler arasındaki hegemonya dalaşında çelişmelerin sertleşmesi, keskinleşmesi yönünde ilerliyor. Bu durum, ilerdeki dönemde emperyalistler arası doğrudan savaş olasılıklarını güçlendiriyor.

Emperyalistler arasında savaş, emperyalist büyük güçler arasında paylaşılan pazar alanlarının, yeniden paylaşılması nedeniyle çıkar. Emperyalist ülkelerin gelişmesi eşit ve bir olmaz. “Eşitsiz ve sıçramalı gelişme yasası” emperyalizmin gelişme yasasıdır. Kimi emperyalist ülkeler gelişirken, kimi ülkeler geri düşer. Gelişen emperyalist güç/ler paylaşılan pazar alanlarından gücüne göre pay talep eder. Emperyalist savaşların temel nedeni bu durumdur. 

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasında baş rolü oynayanlar, günümüz dünyasında yaşanan bölgesel savaşların baş aktörleridir. Savaş, politikanın şiddet araçları ile devamıdır. Emperyalist dünyada güç dengeleri bozulmuş, deyim yerinde ise emperyalist dünyanın çivisi çıkmıştır. Değişen güç dengelerine uygun yeni bir sistem oluşturulmaya çalışılıyor! Bu sistem içinde başta emperyalist büyük güçler olmak üzere, bütün ülkelerde hâkim sınıflar elde edebilecekleri en büyük payı kapmaya çalışıyor. Sınırlar yeniden çiziliyor. Sömürü pastasından en büyük payı kapmak için savaş yürütülüyor. Bu siyaseti gerçekleştirmek için savaşın gerekli olduğu yerde savaşa başvuruluyor. Çıplak emperyalist çıkarlar için yürütülen haksız, gerici, karşı devrimci savaşlara, emekçi yığınları bu savaşlara katabilmek için birçok hâlde “demokrasi”, “insan hakları” gibi “yüksek amaçlar” maskesi geçiriliyor.

 

KURTULUŞ DEVRİMDE!

Emperyalizm şartlarında gerçek anlamda barış mümkün değildir. Savaşa karşı mücadele, bir bütün olarak emperyalizme ve gericiliğe karşı, her ülkede de öncelikle “kendi burjuvazisine” karşı yürütüldüğünde, gerçek anlamda bir barış mücadelesi olur. Gerçek barış isteyenler, emperyalist, gerici, karşı devrimci savaşların kaynağına yönelen bir mücadele yürütmek zorundadır. Bu kaynak sömürü sisteminin, emperyalizmin ta kendisidir. Emperyalizmin iktidarı şiddet üzerine kuruludur. Karşı devrimci şiddet emperyalizmin iktidarının temel özelliğidir. Emperyalizm şiddetsiz ve savaşsız yaşayamaz. O dişine tırnağına kadar silahlıdır. Savaş, şiddetin kullanımının yalnızca bir biçimi, en yüksek biçimidir. Büyük insanlığın kanını, iliğini sömürerek yaşayan küçük asalak bir azınlığın sistemidir emperyalizm. Karşı devrimci şiddetin tek panzehiri ezilen, emekçi yığınların devrimci şiddetidir. Karşı devrimci, gerici, emperyalist savaşların gerçek panzehiri emperyalist sistemi yıkmaya yönelik devrimci savaşlardır. Halkların gerçek kurtuluşu ve barış ancak devrimle sağlanır. Gerçek barış isteyen devrim mücadelesine sarılmak zorundadır.

Bütün uluslardan/milliyetlerden halkların barış içinde bir arada yaşamalarının, gerçek barışa varmalarının bir tek yolu vardır: Sömürgeci faşist Türk devletini işçilerin, köylülerin demokratik devrimiyle yıkmak, yerine işçilerin/köylülerin kendi iktidarlarını kurmak.

 Sömürü imparatorluklarına son verilmeden, bütün dünyada işçiler/emekçiler komünist dünya hedefine doğru ilerleyemez. Gerçek barış isteyen devrim mücadelesine sarılmak zorundadır. Bize gerekli olan barış, emperyalistlerin ve faşistlerin dikte ettiği sahte barış değil, sömürü imparatorluğunun yıkıntıları üzerinde yükselecek olan halkların gerçek barışıdır. Barışa, emperyalistlerin dişine tırnağına kadar silahlı olduğu bu ortamda ancak devrimci savaşlarla varılır. Ve mutlaka ve mutlaka er geç varılacaktır.

12 Ağustos2017

 

Dünyadan

İşçi Dünyası