• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel HAMBURG’DA YAPILAN G20 ZİRVESİ ÜZERİNE NOTLAR!

Güncel

HAMBURG’DA YAPILAN G20 ZİRVESİ ÜZERİNE NOTLAR!

HAMBURG’DA YAPILAN G20 ZİRVESİ ÜZERİNE NOTLAR!

G20 Nedir?

Yirmiler Grubu (G20), 19 sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkelerle Avrupa Birliği'nden oluşmaktadır. G20 içerisinde, Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, Japonya, Kanada, Rusya, Amerika ve   Avrupa Birliği yer almaktadır. Bu ülkeler emperyalist büyük güçlerdir. G20 içinde yer alan emperyalist ülkeler ise İtalya ve Avusturalya’dır. Emperyalist ülkelerin yanı sıra, Arjantin, Brezilya, Hindistan, Endonezya, Meksika, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore ve Türkiye gibi kapitalist ülkelerde G20 içinde yer almaktadır. G20 zirvesinde, Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB), Birleşmiş Milletler (BM) ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)’de temsil edilmektedir. İspanya ve Singapur G20’nin düzenli misafiri sayılmaktadır. Norveç ve İran G20 ülkeleri standartlarının üzerinde milli gelire sahip olmalarına karşın G20’nin üyesi değildir.

G20 bir örgütten çok, bir forum niteliğindedir. G20’nin bir yönetim merkezi yada bir sekreteryası bulunmamaktadır. Her yıl değişen dönem başkanı ülke, gündemi ve toplantının daimi üyeler dışındaki katılımcılarını belirlemektedir. Almanya, 2017 zirvesine; Afrika Birliği Dönem Başkanı ve Gine Devlet Başkanı Alpha Conde, Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Norveç Başbakanı Erna Solberg, Afrika’nın Kalkınması İçin Yeni Ortaklık Dönem Başkanı ve Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile Asya Pasifik İşbirliği Örgütü Dönem Başkanı ve Vietnam Başbakanı Nguyen Xuan Phuc’u davet etti.

G20 ülkeleri, dünya nüfusunun üçte ikisini barındırmaktadır. Dünya ekonomisine, bu ülkelerin yaptığı katkı %90’dır. G20 Zirvesi'nde, ekonominin güçlendirilmesi, mülteciler ve zorunlu göç, kadın/sağlık, Afrika ile ortaklık, sorumlulukların üstlenilmesi, kara para aklama, yolsuzluk ve terörün finansmanına karşı mücadele gibi konular zirvenin konuları arasında idi.

Emperyalistlerin Krizi Büyük İnsanlığın Yoksulluğudur…

En zengin 62 kişinin zenginliğinin, 3,6 milyar insan ile eşit mal varlığına sahip olduğu bir dünyada yaşıyoruz. En zengin 20 ülkenin geliri, en fakir 20 ülke gelirinin tam 46 katından daha fazladır. Günümüz dünyasında herkese fazlasıyla yetecek ürün bolluğu var. Ancak küçük bir azınlık sürekli zenginleşirken, büyük insanlık giderek yoksullaşmaktadır.  Dünyanın bir kısmında büyük ekonomik gelişmeler ve refah düzeyinde artışlar yaşanırken, dünya nüfusunun önemli bir bölümü halen ciddi bir yoksulluk ve sefalet içinde bulunmaktadır. Yoksulluğun bu denli yüksek seviyelerde kalmasına neden olan en önemli faktörler arasında gelir ve servet dağılımı başta olmak üzere sağlık, eğitim, finansal hizmetlere erişim gibi alanlarda karşılaşılan eşitsizlikler gelmektedir. Uçurum dengelerinin açılması, baskı, sömürü ve savaşların kaynağı, G20 zirvesinde bir araya gelenlerin eseridir.

Dünya Bankası’nın yayımladığı verilere göre 2015 yılında dünyanın en fakir 20 ülkesinde ortalama kişi başına düşen milli gelir 1.300 dolar civarındadır.  En zengin 20 ülkede ortalama kişi başına düşen milli gelir ise  61.000 dolar civarındadır. 250 trilyon dolar olan küresel sermayenin  %67’si Kuzey Amerika ve Avrupa’da bulunmaktadır. En fazla yoksulun yaşadığı Afrika ise küresel sermayenin sadece %1’ine sahiptir. En zengin %0,7’lik nüfus veya başka bir ifadeyle dolar milyoneri olanlar ise dünya servetinin %45,2’sine sahiptir. Dolar milyoneri olan bu nüfusa, serveti 100 bin dolar ile 1 milyon dolar arasında bulunan zenginler de eklendiğinde, bu iki grup dünya nüfusunun %8,3’ünü oluşturmaktadır. Dünya nüfusunun %8,3’ünü oluşturan zengin kesim, dünya sermayesinin %84,6’sına sahiptir.

Eşitsizlik, adaletsizlik  sadece ekonomik alanlarla sınırlı değildir. Eşitsizlik,  sağlık ve eğitim gibi alanlarda da karşımıza çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayımladığı raporda, doğum sırasında ölen annelerin sayıları bölgelere göre verilmektedir. Buna göre 2015 yılında dünya genelinde 300 bin kadın, başka bir ifade ile günde 830 kadın, doğum sırasında ölmektedir. Ölümlerin yaklaşık %65’i Afrika’da meydana gelmektedir. Bu bölgeden sonra en çok ölüm sırasıyla Güney Asya ve Ortadoğu bölgelerinde meydana gelmektedir. Doğum esnasında meydana gelen ölümlerin en önemli nedenlerinden biri, doğuma eğitimli bir sağlık personelinin yardım etmemesidir. 

Sağlık imkânlarındaki eşitsizliği gözler önüne seren bir diğer önemli gösterge ise, beş yaş altında ölen çocukların sayısıdır. Dünya genelinde beş yaş altında ölen toplam çocuk sayısı 2015’te, 5,9 milyondur. Adaletsizliğin yaşandığı en temel alanlardan biri de eğitimdir. Sağlıkta olduğu gibi insanların doğdukları bölgelere ve gelir düzeylerine göre eğitim olanaklarında da farklılıklar bulunmaktadır. Gelişmiş ülkelerde ortalama eğitim süresi 11,7 yıl iken, az gelişmiş ülkelerde bu süre 4,2 yıldır. 

Bugün farklı iki dünya var. Birisi ezilenlerin dünyası. Diğeri ise bir avuç asalağın dünyasıdır bu dünya. G20 Zirvesi‘nde buluşanlar, bir avuç asalağın dünyasını temsil ediyor. Kapitalist/emperyalist burjuvazi daha fazla kâr için her şeyi yapıyor. İnsanlık tarihinde görülmemiş boyutlarda üretim zenginliği var. Yirmiler dünyası, kâr uğruna barbarlıkta sınır tanımıyor. Sayıca bir avuç olmalarına karşın, milyarlarca emekçinin yarattığı  zenginliklerin çok önemli bölümüne el koyuyor. Onların düzeni, saltanatı sürüyor bu dünyada. Dünyanın paylaşılmasında, aralarındaki çelişkiler giderek sertleşiyor. Zirvelerde, aralarındaki sorunlar, çelişmeler üzerine tartışıyorlar. Dünyanın birçok bölgesinde temsilcileri aracılığı ile savaş yürütüyorlar. G20’de buluşanlar barbardır, ırkçıdır. Irkçılık/milliyetçilik, iç faşistleşme ve faşizmin uygulayıcılarıdır onlar. G20 Zirvesi‘nde buluşanlar, dünyayı yoksulluğa, açlığa ve geriliğe mahkûm ediyor. G20 Zirvesi‘nde buluşanlar, üzerinde yaşadığımız gezegeni  yaşanamaz bir hâle getiriyor. G20 Zirvesi‘nde buluşanlar, doğanın talan edilmesi ve doğal kaynakların hoyratça kullanılmasının sorumlusudurlar. G20 Zirvesi‘nde buluşanlar, ellerinde bulundurdukları medya aracılığı ile bilinçleri esir alanlardır.

G20 Zirve Hazırlıkları…

Hamburg’da yapılacak G20 Zirvesi için Alman emperyalizmi bir yıl önceden hazırlıklara başladı.  Hamburg polisinden yapılan açıklamada, kentte G20 Zirvesi boyunca yaklaşık 19 bin polisin görev yapacağı ve bunlar için 185 bin erzak çantasının hazırlandığı belirtiliyordu.

Hamburg Savcılığı,   konteynerlerde geçici mahkemelerin kurulduğunu ve bu mahkemelerde 24 saat boyunca yargılama yapılabileceğini açıklıyordu! Açıklamaya göre; geçici mahkemelerde 140 savcının görev yapacağı ve aynı anda sekiz ayrı duruşmanın yapılmasının mümkün olduğu belirtiliyordu.  Mahkemelerde  ‘suç‘u sabit görülen kişilerin yanı sıra, polisin ‘suç‘ işlemesinden şüphe ettiği kişiler de hâkim karşısına çıkarılacaktı! Konteyner gözaltı merkezi 400 kişilikti. Gözaltı merkezi, 50 tek kişilik ve birden fazla kişinin tutulabileceği 70 hücreden oluşuyordu.

G20 Zirve karşıtları da hazırlık yapıyordu. Bir haftaya yayılan toplantılar, yürüyüşler ve blokaj eylemleri organize edilmişti. Zirve karşıtları hemojen bir yapıya sahip değildi. Kapitalizmin aşırılıklarına karşı olanlarda, zirve karşıtı gösteriler içerisinde yer alıyordu. Zirve karşıtı eylemlere hazırlananlar içerisinde, anarşistler, sendikalar, göçmen örgütleri, reformistler, devrimciler ve komünistler de vardı. Zirve karşıtı birçok grubun parolası “Dünyayı yönetenler, Hamburg cehennemine hoşgeldiniz!“ idi. Yine birçok grup, Hamburg’ta yapılacak blokaj eylemleri ile G20 Zirvesi‘ni yaptırmayacaklarını söylüyordu!

Zirve öncesi Fritz-Kola adlı solcu gençlerin çıkardığı kola reklamı da büyük ilgi çekti. Hamburg’da üretilen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın resminin yer aldığı “insan uyan” yazılı kola reklamı şehrin en işlek yerlerindeki tren istasyonlarına, binalara asıldı. Erdoğan’ın yanı sıra Trump/Putin resimleri de Fritz-Kola reklamlarında kullanıldı.

7/8 Temmuz 2017 Hamburg…

Emperyalistler, genelde zirvelerini şehir dışında yapar. Alman emperyalizmi bilinçli olarak iki milyona yakın insanın yaşadığı Hamburg şehrinde G20 Zirvesi‘ni yapmaya karar verdi. Gelecekte olası kitle ayaklanmalarına karşı Alman devleti açıkça tatbikat yaptı. Bu tatbikatta olası hatalarını, eksikliklerini görerek, gelecekte daha iyi tatbikatlar yapmayı amaçlamaktadır.

G20 zırvacıları güya insanlara güvenlik, huzur, geçim ve gerçek bir gelecek tahayyülü sağlayabilecek yetkinlikte olduklarını sanarak bir araya gelmişlerdi. G20 Zirvesi’nin yapılacağı Hamburg fuar alanı kırmızı bölge ilan edildi. Hamburg’da sıkıyönetim vardı. Schengen anlaşması askıya alındı. Aramalar, kontroller sıklaştırıldı. G20 Zirvesi‘nde, Hamburg olağanüstü günler yaşadı. Geniş kapsamlı ve çok kademeli yol kapatmalar, kimlik kontrolleri yapıldı, konutlar boşaltıldı. G20 Zirvesi‘nde 200 eğitilmiş polis köpeği kullanıldı. Hamburg’un semalarında 5-6 polis helikopteri sürekli uçuş halindeydi. Hamburg caddeleri, sokakları polis ablukası altındaydı. Alman emperyalizmi adeta Hamburg’ta tatbikat yapıyordu.  Berliner Tor ve Altona semtinde sabah saatlerinden itibaren binlerce aktivist toplanarak G20 Zirvesi’ne katılan temsilcilerin gelişlerini engellenmeye çalıştı.

7 Temmuz’da Gençlik yürüyüşü yapıldı. St. Pauli’de binlerce insan bir araya geldi. Kentin değişik noktalarında “Kırmızı alanı aşalım” sloganıyla blokaj eylemleri çağrısı yapıldı. Hamburg’un Landungsbrücke alanında polis barikatları aşılmaya çalışılırken, Toma’lar kitlenin üzerine su sıktı, gaz atıldı. Otonomlar, Hamburg’un çeşitli bölgelerinde polisle çatıştı, arabalar yakıldı. Alman polisi çadır kampını ablukaya aldı. Zirve boyunca 200’den fazla insan gözaltına alındı. 8 Temmuz’da, G20 karşıtı büyük yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe 100 bin kişi bekleniyordu. Ancak büyük yürüyüşe katılım 60-70 bin civarında kaldı. Büyük yürüyüş bir panayırı andırıyordu.

Komünist Propaganda…

Almanya’da, Bolşevik bir partinin yaratılması için mücadele eden Herşeye Rağmen taraftarları, G20 Zirvesi boyunca yoğun ajitasyon/propaganda faaliyeti yürüttü. “G20’ye Karşı Mücadele” başlıklı bildiriden 2700 adet dağıtıldı. Blokaj eylemlerinde, G20 Zirvesi için hazırlanan pankartlar asıldı. Herşeye Rağmen gazetesinin satışı yapıldı. Eylemlere katılan insanlarla konuşuldu, tartışıldı. 8 Temmuz’da yapılan büyük yürüyüşte kortej oluşturularak yüründü.

Kimi Yanlış Anlayışlar…

Kimi Alman sol grupları, Hamburg’ta G20 Zirvesi’ni yaptırmayacaklarını ısrarla savunuyorlardı! Bu savunu, güç dengelerini yanlış tahlil eden ve Alman emperyalizminin gücünü küçümseyen bir yaklaşımdı.

Bugünkü güç dengeleri dikkate alındığında, Hamburg’ta cam çerçeve indirmek, araba yakmak, çevreye zarar vermek, polisle çatışmak yanlıştır. Blokaj çağrısı yapanlar, Tomalar su sıktığında, gaz atıldığında çil yavrusu gibi dağılmaktadır. Blokaj eylemlerine katılanların sayısı binler  düzeyinde değildir. 400-500 kişinin polis barikatlarını aşmaya yönelmesi de gereken etkiyi yapmamaktadır.

G20’ye karşı yapılması gereken birçok mücadele yöntemi vardır. Elbette polis barikatları aşılmaya çalışılmalıdır. Kitlelere G20’nin ne olduğu anlatılmalıdır. G20’ye karşı bilinçlendirme kampanyası, kitlelerin kazanılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Hamburg’ta G20 Zirvesi engellenemedi. Engellenemeyeceği önceden de belliydi. Almanya’da G20 Zırvası, emperyalistler arası çelişmeler, emperyalist/kapitalist sistemin yarattığı tahribatlar tartışılmıyor. Üçüncü Dünya Savaşı tehlikesinin giderek arttığı konuşulmuyor. Başta Suriye olmak üzere, savaşların getirdiği yıkım hakkında cılız sesler yükseliyor. Alman burjuvazisinin temsilcileri, mülteci/göçmen sorununu tartışıyor. Peki Almanya’da ne konuşuluyor? Hamburg’da yakılan arabalar, polise atılan taşlar ve kırılan cam çerçeve konuşuluyor. Alman burjuvazisi, konuşulması gereken gerçeklerin üstünü örtmek için bilinçli bir kampanya yürütüyor. Ne yazık ki, Alman burjuvazisinin yürüttüğü bu kampanyada, kimi sol çevrelerin yaptığı hatalar da rol oynuyor. Alman burjuvazisi, sol radikallerin ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyor! Hamburg’ta, otonomların güçlü olduğu Schanzenviertel bölgesi hedef  tahtasına konuluyor. Otonomların elinde olan Rote Flora binasına el konulacağı söyleniyor!

Almanya’da burjuva demokrasisinin ne olduğu görüldü. “Demokrasi, batı değerleri, AB kriterleri”ni savunduğunu iddia edenler Hamburg’ta faşizmi uyguladı. Bir kez daha faşizm ile burjuva demokrasisi arasında bir Çin seddinin olmadığı görüldü. Alman emperyalizmi, terörü açık ve sistemli biçimde iktidarın esas aracı olarak kullanmamaktadır. Ancak ihtiyaç duyduğunda faşizmi uygulamaktan da çekinmemektedir.  Hamburg’ta yapılan da budur.

Alman solunun önemli bir kesimi açısından  baş düşmanın içerde olduğu, esas hedef alınması gerekenin Alman emperyalizmi olduğu gerçeği kavramamaktadır. Almanya’da baş düşman Erdoğan’dır. 8 Temmuz’da yapılan yürüyüşte, Alman polisi provakasyon yaptı. Partizan kortejinin önünde yürüyen üç Alman arkadaş gözaltına alındı. Arabadan Partizanlı arkadaş, Alman polisine “siz Erdoğan’ın mı, yoksa bizim polisimiz misiniz” şeklinde hitap etti! Böylesi bir yaklaşım, Alman polisinin gerçek özünü gizleyen bir yaklaşımdır.

Hamburg’ta izinli yürüyüş yapılıyor. Ama kimileri legal bir eylemde illegal işler yapmaya kalkışıyor! Alman yasalarına göre; yapılacak izinli eylemlerde yüz/göz kapamak yasaktır. Yüz/göz kapamak gözaltına alınmanın bir nedenidir. Gözaltına alınanların nedeni yüz/göz kapama idi. Yürüyüş kortejinden kimileri ayrılarak, duvarlara slogan yazıyor ve tekrar yürüyüş kortejine geri dönüyor. İllegal bir eylem yapılacaksa, yürüyüş kortejinden bağımsız olarak yapılmalıdır. Alman polisi, izinli bir yürüyüşte yapılan illegal eylemler yüzünden provakasyon yaptı, arkadaşları gözaltına aldı. Arkadaşların gözaltına alınması sonucu yürüyüş korteji yoluna devam etti. Defakto yürüyüş üçe bölündü. Bizler her zaman güç dengelerini göz önünde bulundurmak zorundayız.

Gün örgütlenme günüdür. Gün, yeni bir dünyanın mümkün olduğunu haykırma günüdür. Gün, baskıya, savaşa, doğanın korunması için mücadele günüdür. Gün, baş düşmanın kendi ülkemizde olduğu bilinciyle burjuvaziye karşı mücadele zamanıdır. Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkları emperyalizme karşı mücadele etmek zorundadır. Alternatif devrimdir. Ya devrimler gelecek, ya da emperyalizm dünyayı barbarlığa götürecektir.

13 Temmuz 2017

Hamburg’tan Bir Yeni Dünya İçin Çağrı Okuru...

  

Dünyadan

İşçi Dünyası