• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt10232017

Last updatePzt, 23 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel “ADALET MİTİNGİ” ARDINDAN…

Güncel

“ADALET MİTİNGİ” ARDINDAN…

“ADALET MİTİNGİ” ARDINDAN…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanması üzerine Ankara’dan başlattığı "adalet yürüyüşü", yürüyüşün 25. gününde İstanbul Maltepe’de yapılan “adalet mitingi" ile sona erdi.

“Adalet Mitingi”ne katılım konusunda, verilen rakamlar farklı olsa, mitinge yüz binlerce insan katıldı. “Adalet yürüyüşü”nde olduğu gibi mitinge de damgasını vuran CHP oldu. CHP’nin siyaseti oldu.

Mitingde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, 10 maddeden oluşan “adalet manifestosu” deklere etti.

Kılıçdaroğlu ne istedikleri konusunda şunları söyledi:

“Peki ne istiyoruz? OHAL kalksın, Türkiye normalleşsin, adliyeye, kışlaya, camiye siyaset girmesin istiyoruz. Hapiste gazetecileri olmayan bir Türkiye istiyoruz özgür medya istiyoruz. Üniversiteleri susturulmuş değil üniversiteleri konuşan bir Türkiye istiyoruz. Düşünceleri susturulmayan bir Türkiye istiyoruz. FETÖ ile mücadelenin göstermelik değil gerçekten yapılmasını ve bu darbe girişiminin siyasi ayağının kesinlikle ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Tek adım rejimi değil demokratik parlamenter sistem istiyoruz. TBMM’nin gasp edilen yetkilerinin iadesini istiyoruz. Kadın erkek eşitliği istiyoruz. Gençler potansiyel olarak suçlu gösterilmesin itiyoruz. Toplumsal barışımızı bozan tüm anti demokratik uygulamaların eşit yurttaşlık temelinde sona erdirilmesini istiyoruz.”

Kılıçdaroğlu’nun mitingde yaptığı konuşma ve “adalet manifestosu” incelendiğinde şunları tespit ediyoruz:

*CHP burjuva muhalefet partisidir. Esasta Kemalist bürokrat burjuvazinin çıkarlarını savunan bir partidir. AKP hükümetine karşı muhalefet yürütmektedir. CHP’nin kapitalist sistem ile herhangi bir sorunu yoktur. Kapitalist sistemi değiştirme, dönüştürme derdi yoktur. CHP’nin AKP hükümetinin, Erdoğan’ın izlediği siyaset ile izlediği ekonomik politika ile sorunu var. AKP’nin izlediği siyasete, uyguladığı ekonomik politikaya karşıdır. Buna karşı burjuva muhalefet yürütmektedir. Bu muhalefet CHP’yi sol parti yapmıyor.

*AKP’nin, Erdoğan’ın izlediği siyasetin meclisten geçmesi konusunda, CHP AKP’ye bir dizi noktada yardımcı olmuş, destek vermiştir. “Terörizme karşı mücadele” adına savaş tezkerelerine CHP onay vermiştir. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına destek vermiştir.  15 Temmuz darbe girişimi sonrası   “Yenikapı ruhuna” destek vermiştir vb.

*”Anti Tayyip”çiler, Erdoğan’dan nefret edenler, “Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin” diyenler, umutlarını CHP’ye, CHP’nin mücadelesine bağlamıştır.

*70li yıllarda ezilenlerin yükselen mücadelesini, nasıl ki Ecevit ‘sol’ görünerek, bu mücadeleyi sistem içinde tutma işlevi gördü ise, bugün de aynısını Kılıçdaroğlu yapmaktadır. Kitlelerin AKP hükümetine, Erdoğan’a karşı hoşnutsuzluğunu, kendi potasında eriterek, sistem dışına çıkmasını engelleme işlevini Kılıçdaroğlu yerine getiriyor.

*CHP burjuva anlamda burjuva demokrasisini savunan bir parti değil. Kürt ulusal sorunu konusunda, Kuzey Kürdistan’da devletin barbar uygulamaları konusunda Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında söylediği tek laf yoktur. Dile getirdiği demokratik bir talep yoktur. PKK ile IŞİD’i eşit gören Kılıçdaroğlu,  “IŞİD, PKK, El Nusra’ya karşı olduğu”  için de yürümüştür.

*CHP, Kılıçdaroğlu AKP hükümetine, Erdoğan’a karşı burjuva demokrasisi savunma konumunda değil. Burjuva demokrasisinin temel özellikleri şunlardır: çok uluslu olan ülkelerimizde, başta Kürt ulusu olmak üzere, ulus ve azınlıkların ulusal haklarının, burjuva sistem içinde tanınması, kabul görmesidir. Devlet erkinin üç temel unsuru olan yasama, yürütme ve yargılamanın birbirlerinden bağımsız olması, birbirlerini karşılıklı olarak dengelemeleri, birbirlerini denetlemeleridir. Hukukun gerçekten üstün olması, yasalar önünde herkesin eşit olmasıdır. Bu temel noktalarda CHP’nin izlediği siyaset burjuva demokratik siyaset değildir.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında atıfta bulunduğu, çözüm olarak sunduğu “demokratik parlamenter sistem”, “demokratik, laik, sosyal hukuk devleti” burjuva demokratik bir sistem değildir. CHP’nin “demokratik parlamenter sistem”i gerçekte faşizmdir.

*AKP, CHP, MHP, Gülen vs egemenler arasındaki iktidar mücadelesinden bağımsız sınıf mücadelesi geliştirilmeli/yürütülmelidir.

CHP’nin peşine takılan ‘sol’un önemli bir bölümünün bu işlevi yerine getirmediği, bu şekilde de getirmeyeceği artık görülmüştür. Umutlar CHP’nin mücadelesine bağlanmıştır!!

Siyaset yapmak, siyaset üretmek; egemenler arasındaki dalaşta birine karşı ötekinin kuyruğuna takılmak değildir. Bizi dogmatik olmakla, siyasetsizlikte eleştirilenler; kuyrukçuluğu akıllı siyaset, yüksek siyaset sanıyor. Düzen partisi CHP’nin peşine takılanlar, CHP’nin değirmenine su taşıyanlar, asıl siyasetsizlik budur!

Düzen partisi CHP’nin mücadelesi ile demokrasi, özgürlük, adalet gelmez!

CHP’nin mücadelesi ile gelse gelse CHP hükümeti gelir. Bu hükümetin de T.C devletinin faşist olduğu bilindiğinde, faşizmi uygulayacağını –geçmişte olduğu gibi-  söylemek için müneccim olmaya gerek yok.

Biz her durumda doğruları savunmaktan, yalnız kalsak da vazgeçmeyeceğiz!

Çünkü biliyoruz ki zor zamanlarda devrimci kalmanın yolu yalnız kalmayı göze almaktan geçer..

10 Temmuz 2017

 

  

Dünyadan

İşçi Dünyası