• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel HDK’DEN ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI

Güncel

HDK’DEN ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI

HDK’DEN ÖRGÜTLENME ÇALIŞTAYI

HDK tarafından, "Yeni yaşam için HDK'yi örgütle, HDK'de örgütlen!" şiarıyla İstanbul Taksim Hill Otel’de 10, 11 Haziran’da Örgütlenme Çalıştay’ı gerçekleştirildi.

Çalıştay’a, çeşitli illerden delegeler, Genel Meclis üyeleri, Yürütme Kurulu üyeleri, bireyler ve HDK bileşenlerinin bir bölümünün temsilcileri katıldı.

Çalıştay’da HDK kuruluş ilkeleri, örgütlenme sorunları, yerelleşme, örgütlenme kapsamında neler yapılması gerektiği vb. üzerine tartışmalar yürütüldü.

Çalıştay öncesinde, HDK ile ilgili görüş ve önerilerimizi yazılı olarak Yürütme Kurulu’na, bileşenlere ilettik. Çalıştay’da da ilettiğimiz yazıda yer alan görüş ve öneriler doğrultusunda tartışmalara katılarak görüşlerimizi ifade ettik.

Söz konusu yazıyı yayınlıyoruz.

13.06.2017

HDK’NİN ÖRGÜTSEL SORUNLARI ÜZERİNE GÖRÜŞLERİMİZ

HDK’nin (Halkların Demokratik Kongresi) yaşadığı örgütsel sorunlar bağlamında görüş ve önerilerimiz:

HDK’nin “Altı yıl önce temel belgelerde belirlenmiş kuruluş amaçları ve ilkeleri yeniden mesai konusu yapılmak” zorundadır. 6 yıllık mücadele pratiği aslında tam da bunu dayatmaktadır.

HDK’nin programatik görevlerini, öncelikle meclislerin inşasını gerçekleştirememiş olması, bu konuda başarısız olmasının temel nedeni, ne bileşenlerin çalışmalarına kendilerini yeterince vermemeleri, ne de HDK fikriyatının içselleştirilememesidir. Temel neden başka yerde aranmak zorundadır.

HDK Nedir?

HDK var olan devleti yıkmaksızın, alttan kurulacak meclisler aracılığıyla kendi demokrasisini yaşayabileceği, yaşatabileceği iddiasına sahiptir.

HDK  Kuzey Kürdistan Türkiye’de meclisler yoluyla alttan komünler/konseyler örgütleyerek alttan kendi devlet iktidarını adım adım kurma programına sahiptir. Bunun koşulları bugün var mıdır? Hiçbir burjuva devlet kendi içinde ikinci bir devlet yapılanmasına izin vermez. Bu yönde bir gelişme olduğu zaman bu gelişmeyi engellemek için yoğun faşist tedbirler alır, gerekiyorsa iç savaşla ezmeye çalışır. T.C devleti Kuzey Kürdistan’da tamda bunu yaptı/yapıyor.

HDK kendisini, devletin varlığı şartlarında alttan örgütlenme ile “demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü alternatif toplumsal örgütlenme modeli olarak kendini kurabilir ve ‘yeni yaşam’ın yolu açılabilir” olarak görmektedir. Bu burjuva devletin varlığı şartlarında gerçekleşmesi mümkün olmayan gerçekte ütopik bir projedir.   

Kapitalizmde var olan bir burjuva devleti devrimle yıkmaksızın, alttan örgütlenmeyle ona paralel bir devlet oluşturup devlete rağmen kendi demokrasisini alttan örgütlenme ile kurmak ve yaşamak mümkün değildir. Hiçbir ülkede de bunun örneği yoktur. Özyönetim/özerklik vb. adı altında da olsa istenen ikinci bir iktidardır. Bunun adı ona devlet denilmese  de devlettir.  Bu stratejisinin başarılı olması için verili devletin devlet olmaktan çıkması, milyonlarca işçinin, emekçinin değişiklik için harekete geçmesi, alanda devlet iktidarı boşluğunun doğması gerekir. Suriye’de Batı Kürdistan/Rojava’da olduğu gibi.  Verili devletin işleyen bir devlet olması halinde, -T.C. şu anda bütün zorluklarına rağmen işleyen bir devlettir. Devlet iktidarını koruyabilecek güce sahiptir.- bu stratejinin uygulanması halinde getireceği sonuç  örgütlü öncü güçlerin devlet ile savaşıdır. Burada eğer devlet işleyen bir devletse, başarı şansı yoktur.

Bu nedenle HDK kapitalizmde gerçekleşmesi mümkün olmayanı hedefleme yerine, gerçekleşmesi mümkün olanı hedefleyen radikal reform örgütü olmalıdır.

HDK Ne Olmalı?

HDK,  verili yasal çerçeve içinde demokrasinin sınırlarını geliştirme, T.C. de faşizmi geriletme, onu burjuva demokratik bir cumhuriyete dönüştürme asgari müşterek hedefinde güçlerini birleştirme ihtiyacı duyan demokratik/liberal/devrimci/sosyalist/komünist örgütlerin yan yana geldiği bir eylem birliği örgütü olmalıdır. Bu durumda parlamenter mücadele HDK’nin temel çalışma alanlarından biri olur. O zaman HDK’nin çalışmalarını seçimlerin olduğu dönemlerde burjuva demokrasisini savunan HDP’nin desteklenmesine yoğunlaştırması gayet anlaşılır bir şey olur.  

Yasal bir parti ve cephe örgütü en iyi halde radikal bir reform örgütü olabilir. Ondan daha fazlası beklenemez.

Devrim taleplerini gerçekleştirme ve devrimci bir mücadeleyi HDK’den beklemek yanlıştır. Bu beklenti  onların -sonuçta devrimci mücadelenin şartlarının da iyileştirecek reform mücadelesi konusunda- yapabileceklerinin en fazlasını yapamamalarının da engeli olur.

HDK toplumsal baskı altında olan kesimlerin, dışlanan ve yok sayılan bütün halkların ve inanç topluluklarının, kadınların, işçilerin, emekçilerin, köylülerin, gençlerin, işsizlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, göçmenlerin, yaşam alanları tahrip edilenlerin, aydın, yazar, sanatçı ve bilim insanlarının, bu baskılara karşı mücadelesi, var olan devlet yapısı sorgulanmadan, sömürücü devlet yıkılmaksızın, verilebilecek demokrasi mücadelesinin, reform mücadelesinin örgütü olmalıdır.

Her türden sömürüyü ortadan kaldırma mücadelesi, var olan sömürü devletini yıkmak için devrim mücadelesi HDK’nin görevi değildir. Olmamalıdır. Devrimi yapacak güç işçi sınıfı içinde örgütlenmiş, işçi sınıfını kazanmış, sınıf partisi önderliğinde işçilerin, emekçilerin sınıf hareketidir.

HDK’nin örgütlenme modeli, bugünün T.C. sınırları içinde, T.C. devlet olarak varlığını sürdürdüğü sürece, gerçek hayatta karşılığı olmayan bir örgütlenme modelidir. En iyi halde sübjektif bir istek olarak kalıyor. İradi olarak gerçekleştirmeye çalışıldığında, şu veya bu alanda eğer HDK içinde yer alan güçlerin belirli bir tabanları varsa, o örgütlü güçlerin kendi tabanları ile kuracakları ve bu örgütlü güçlerin  –bir çok halde  temsilcilerinin-  halk adına kararlar alıp, bir çok halde halksız ve halka rağmen uygulamaya  çalışacakları ve bunu de ancak devlet göz yumduğu ölçüde yapabilecekleri  bir durum çıkar ortaya. Devletin göz yummadığı hallerde ise öncü devletle gücü ölçüsünde savaşır! Olan da budur zaten.

Bir yandan devlet var ve bütün kurumları ile işler halde olacak, diğer yandan “karar ve yürütme organı olan”  halk meclisleri olacak. Bunlar “kendi yerelleri ve alanlarıyla ilgili her türlü kararı alabilir ve uygulayabilirler.” olacak. Eğer verili devlet iktidarı, bunların “kendi yerelleri ile ilgili” aldıkları kararları uygulamaya kalktıklarında, “olmaz” derse ne olacak?

Ya da , fabrikaların patronların özel mülkü olduğu bir sistemde “üretim birim meclisleri fabrikalarda.. kendi birimleriyle ilgili her türlü politikayı” nasıl “üretebilip, uygulayabilir” olacak?  Daha işçilerin büyük çoğunluğu en basit ekonomik hakları için bile yeterli  mücadele etmedikleri bir ortamda bu nasıl olacak?

Hatta daha ileri gidelim. Diyelim ki, bütün temel üretim araçları toplumsallaştırıldı. Sosyalist bir iktidar ve düzen kuruldu. O zaman her üretim birimi, toplumun genel çıkarlarından bağımsız olan, kendi planını mı yapacak?

Programda öngörülen küçük birimlerin kendi kendini yönetmesi planı tam bir ütopyadır.

Bizim HDK bileşeni olarak çalıştığımız kısa dönem içinde gördüğümüz gerçeklik, “meclisler” in anda HDK bileşeni örgütlerin -bir çok halde küçük bir bölümünün temsilcilerinin- yan yana gelip tartıştıkları,  bir çok halde karar bile alamadıkları, alınan kararların da bütün için bağlayıcı olmadığı, bileşenlerin gücü ile de yerellerde meclislerin kurulamadığıdır. Bugünkü şartlarda bu bile küçümsenmeyecek bir şeydir, ama gerçekliğin bu olduğunu teslim etmeli, olmayanı var gibi görüp göstermemeli, isteğimizi gerçeğin yerine koymamalıyız.

Faşizme Karşı Mücadele Temel Alınmalı…

Biz bugün faşizme karşı demokrasi için mücadele edecek potansiyeli harekete geçirebilmek için atılacak ilk adımın “meclisler kurmak” vs. değil, önce örgütlü kesimin mücadelesini asgari müştereklerde birleştirmek için çalışmak olduğunu düşünüyoruz.

Bugün demokrasi için mücadele eden güçler kimi yasal, kimi illegal değişik siyasi partilerde, sendikalarda ve çoğu aslında bir siyasi örgütün kendi dar çevresini kapsayan “demokratik kitle örgütlerinde” örgütlüdür.

Yapılacak ilk iş en geniş anlamıyla  demokratik sol siyasi örgütlerin çok somut talepler temelinde   en geniş eylem birliğinin sağlanması, ortak siyasi kampanyalar yürütülmesidir. Bunun bir tek şartı vardır: Eylemde birlik/Ajitasyon propagandada serbestlik; Sol grupların kendi aralarındaki ilişkide şiddetin ilke olarak reddi.

Faşizme karşı mücadele, savaşa karşı barış mücadelesi günümüzün en yakıcı sorunlarıdır. Bu sorunlara karşı mücadeleyi ören bir mücadeleyi HDK hedeflemelidir. Meclislerin inşası hedefi bir kenara konulmalıdır.

Savaşa karşı “Barış Hemen şimdi/Silahlar sussun/Siyaset konuşsun”, faşizme karşı yeni demokratik Anayasa, Ohal’in kaldırılması vb. somut talepleri ile siyasi kampanyalar yürütülebilir.

Buna paralel olarak her alanda çalışan birden fazla kitle örgütünün, kendi içinde en geniş demokrasiyi yaşayan çatı örgütlerinde birleştirilmesi. Bu bağlamda:

*Her iş kolundaki tüm sendikal örgütlerin demokratik bir sendika çatışı altında toplanması,

*Bütün feminist örgütlerin, bütün kadın örgütlerinin bir demokratik kadın örgütünde birleştirilmesi,

*Bütün LGBTİ örgütlerinin bir çatı altında birleştirilmesi,

*Bütün meslek örgütlerinin, o meslek için tek çatı örgütünde birleştirilmesi,

*Bütün çevre hareketi örgütlerinin bir çatı altında birleştirilmesi,

*Ulusal baskıların hedefi olan bütün milliyetlerin, ulusal kimlikli  kitle örgütlerinin bir çatı altında *birleştirilmesi,

*Bütün demokratik gençlik örgütlerinin bir demokratik gençlik kitle örgütü içinde birleştirilmesi için çalışılır. Eğer ilk adım gerçekleştirilirse, yani en geniş anlamıyla demokratik sol örgütlerin eylem birliği sağlanabilirse, bu ikinci adım kolaylaşır.

Biz bütün bu çalışmalar açısından en geniş anlamıyla demokratik ‘sol’un tümünü kendi çatısı altında toplayacak bir çatı partisinin belirleyici önemde olduğunu, HDP’nin bu yönde geliştirilmesi için potansiyelin olduğunu ve bugün enerjinin bunun için harcanmasının daha verimli olacağını düşünüyoruz.

Çatı Partisi Yararlı ve Gereklidir

“Sol” içinde, legal, parlamenter mücadele alanında, faşizmin geriletilmesi ve burjuva demokrasisi için mücadele eden reformcu, radikal demokrat bir çatı partisi mutlaka yararlı ve gereklidir.

Bunun ön şartı böyle bir çatı partisinin -çatı partisi aslında yasal alanda parlamenter mücadele yürütmek için bir cephe örgütüdür- kendi içinde demokrasiyi yaşamasıdır. Böyle bir parti içinde şu an var olan siyasi yapılanmalar, kendi siyasi yapılanmalarını dağıtmadan yer alabilmeli, kendi görüşlerini hiçbir engelleme olmaksızın savunma hakkına sahip olmalıdır.

Çatı partisinden anladığımız, bütün “sol” un –kurumsal olarak alındığında- CHP’nin solunda olan bütün kesimlerin, kendi siyasi yapılarını koruyarak, asgari müşterek olan burjuva demokrasisi –proletarya önderliğinde olmayan bir “halk demokrasisi” de burjuva demokrasisidir sonuçta; proletarya önderliğindeki bir halk demokrasisi ise, artık burjuva demokrasisi değil, ama henüz proleter demokrasi de olmayan üçüncü tip bir diktatörlüktür- için mücadele programı temelinde birlikte çalıştıkları bir yapıdır.

HDP’nin böyle bir çatı partisine doğru geliştirilmesi imkanı ve potansiyeli vardır.

Bunun için:

a) Bu parti kendi içinde en geniş demokrasiyi yaşamalı, yaşatmalıdır. Hiçbir grup siyasi görüşleri nedeniyle dışlanmalıdır.

b) HDP’nin yasal çerçevede kurulmuş ve faaliyet gösteren bir parti olduğu unutulmamalı, ondan legal bir parlamenter mücadele partisinden beklenmesi doğru olmayan şeyler talep edilmemelidir.

c) HDP ulusal kimlik açısından çok uluslu bir ülkenin tüm ulus ve milliyetlerini içinde barındıran partisi Kuzey Kürdistan/Türkiye partisi olmalıdır. Bu milli baskıya kararlı bir şekilde karşı çıkmayı, ezilen ulusların tüm ulusal haklarını, -ayrılma hakkı da dahil- savunulmasını dıştalamaz.

d) HDP onun içinde yer alan siyasi örgütlerin hiç birinin legal siyasi örgütü olmamalı, bu anlamda kendi programına sahip bağımsız bir siyasi özne olmalıdır.

Böyle ele alındığında ve bu yönde geliştiğinde, aslında HDK gibi bir örgütlenmeye, bunlar arasındaki ilişkilerin nasıl olacağı konusunda kafa yormaya da gerek kalmaz.

HDP faşizmi geriletmek, T.C. de demokrasiyi -burjuva demokrasisini- egemen kılmak için parlamenter mücadele yürüten, yasal çerçeve içinde hareket eden bir reform partisi olmalıdır.  

Eğer bütün solu içinde barındıran bir çatı partisi olursa, elimizde faşizmin geriletilmesi ve tasfiyesi için iyi bir araç olur. Burjuva demokrasisi evet faşizm gibi burjuvazinin iktidarıdır. Fakat burjuva demokrasisi şartlarında işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlenme ve mücadele şartları çok daha elverişli hale gelir. Kuşkusuz teorik olarak faşizmi işçi sınıfının önderliğinde antifaşist demokratik bir devrimle de yıkmak ve burjuvazinin iktidarı yerine, içinde burjuvazinin bir bölümünün de yer aldığı işçi sınıfı önderliğinde antifaşist cephe hükümeti iktidarı, -buna halk iktidarı da denebilir- kurmak mümkündür. Fakat bunun ön şartı işçi sınıfının öncü örgütü komünist partisinin güçlü olması, işçi sınıfının sınıf hareketinin güçlü olması ve komünist parti ile sınıf hareketinin çok güçlü bağlara sahip olmasıdır. Bu şartlar ise bugünün Kuzey Kürdistan/Türkiye’sinde ne yazık ki yoktur. Bu yüzden burjuva faşizmin andaki alternatifi olarak burjuva demokrasisinden söz ediyoruz.

Kısaca HDK’nin örgütsel sorunlarının çözümü bağlamında görüş ve önerilerimiz bunlardır.

Hepimize kolay gelsin!

Yeni Dünya İçin Çağrı

22.05.2017

 

 

 

 

Dünyadan

İşçi Dünyası