• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pz06252017

Last updateÇrş, 21 Haz 2017 9am

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel 1 MAYIS'TA NEDEN TAKSİM’DE DEĞİLİZ?

Güncel

1 MAYIS'TA NEDEN TAKSİM’DE DEĞİLİZ?

1 MAYIS'TA NEDEN TAKSİM’DE DEĞİLİZ?

Tüm dünyada olduğu gibi Kuzey Kürdistan Türkiye’de de sermaye sınıfının, egemenlerin işçi sınıfına yönelik saldırılarının arttığı bir ortamda 1 Mayıs 2017’yi karşılıyoruz.
AKP hükümetinin sermaye yararına sınıfa yönelik saldırının boyutlarının arttığı bir dönemden geçiyoruz. Faşist devlet ve onu anda yöneten güç olan AKP hükümeti Kuzey Kürdistan’da, Suriye’de savaş yürütüyor. İçeride kendisine muhalif olan kesimler üzerinde terör estiriyor.
AKP hükümeti 15 Temmuz 2016 darbe girişimini fırsata çevirdi. OHAL sadece darbe girişiminde bulunan Gülen örgütüne değil, hükümete muhalif olan her kesime yönelik olarak uygulanıyor. İlerici, devrimci gruplara yönelik, savaşa, faşizme karşı çıkan kesimlere yönelik baskılar artıyor. Örneğin barış bildirisini imzalamak, hükümetin hoşuna gitmeyen haber yapmak; işini kaybetme, tutuklanma nedeni olabiliyor. Baskı, sindirme, açık terör devlet tarafından sistemli bir biçimde uygulanıyor.
Diğer yandan işçi sınıfına yönelik saldırılar artıyor. Kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesi, kiralık işçi uygulamasının getirilmesi, esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, kuralsız, güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılması, taşeron işçilere kadro verileceği aldatmacası, iş cinayetlerinin artması, işsizlik vb. bu saldırıların boyutunu oluşturuyor.
Tam da böyle bir ortamda işçi sınıfının talepleriyle 1 Mayıs’ta alanlara çıkması, kendi gücünü göstermesi önemlidir. Birleşik, kitlesel 1 Mayıs’ın örgütlenmesi bu açıdan önem arz etmektedir.
İstanbul’da 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması gerektiği ilkesi ile hareket eden kimi ilerici, devrimci gruplar, 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını duyurdular.
Bizim açımızdan birlik, mücadele, dayanışma günü olan 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağı, hangi alanda kutlanacağı ilke sorunu değildir. 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağı, hangi alanda kutlanacağı sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu konumdan bağımsız olarak ele alınamaz.
Neden?

MÜCADELE VE ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ İLKE DEĞİLDİR!
Sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu konuma göre taktik belirlenmek zorundadır. Sınıf mücadelesinin yükseldiği durumda izlenecek taktik ile sınıf mücadelesinin gerilediği koşullarda izlenecek taktik bir ve aynı olamaz. Oportünistler için sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu konum hiç de önemli değildir. Onlar sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu konumdan bağımsız olarak, kendi gerçeğini toplumsal gerçeklik, halkın gerçekliği olarak algılar, mücadele ederler. Böyle olduğu içinde konakladıkları yer, son tahlilde halk adına mücadele, öncü savaşıdır!
Komünistlerin hangi taktiğe başvuracağını, hangi mücadele biçimini seçeceğini, hangi örgütlenme aracına başvuracağını belirleyen temel olgu; sınıf mücadelesinin içinde bulunduğu konumdur.
Devrimci mücadelenin, sınıf mücadelesinin geliştiği, yükseldiği dönemde, komünistlerin taktiği saldırı taktiğidir. Dolayısıyla örgütlenme biçimleri de sınıf mücadelesinin gelişmesinin gerekliliklerine uygun olur. Siyasi gösteriler, siyasi grevler, siyasi genel grev, barikat savaşları, ayaklanma, seçimlerin boykot edilmesi vb. bu dönemin mücadele biçimleridir.
Devrimci mücadelenin, sınıf mücadelesinin yenildiği, geri çekildiği dönemde, komünistlerin taktiği geri çekilme taktiğidir. Devrimci mücadelenin geri çekilmesini, devrimin alçalmasını dikkate alan taktik izlenmek zorundadır. Bu dönemde mücadele ve örgütlenme biçimleri değişir. Seçimleri boykot yerine seçimlere katılma, siyasi grevler yerine iktisadi grevler, devrimci kitle örgütleri yerine kültür ve eğitim örgütleri geçer vb.
Devrimci çalışmada, devrimci faaliyette temel sorun; işçi sınıfı ve emekçiler içine komünist düşünceleri, alternatifi, burjuva düşüncelerle çatışma içinde taşımak, işçi sınıfının ve emekçi yığınlarını bilinç ve örgütlenme seviyesini yükseltmektir. Hangi taktik bunun için daha elverişli şartlar yaratır? Hangi taktik kullanılırsa, komünist düşünceler daha yoğun bir biçimde halk içine taşınabilir?
Faaliyet yürütürken, eylemlere nasıl katılınacağını belirlerken; hangi taktiğe başvuracağını tespit ederken; aktardığımız bu noktalar temel alınmak zorundadır.

TAKSİM İLKE DEĞİLDİR!
Taksim 1 Mayıs alanın işçi sınıfı açısından özel bir önemi var. 1977 1 Mayıs kutlamasında, işçi sınıfının alanı dolduran gücünden korkan devlet alanı kana boyadı. 34 işçi katledildi. Onlarcası yaralandı. Bu katliamdan sonra uzun yıllar Taksim alanı 1 Mayıs kutlamalarına kapatıldı.
Taksim’de 1 Mayıs’ın kutlanması için uzun yıllar can bedeli bir mücadele yürütüldü. Mehmet Akif Dalcı katledildi. Onlarca devrimci yaralandı. Binlercesi gözaltına alındı. 
AKP hükümeti 1 Mayıs’ı “Emek ve Dayanışma Bayramı” ilan etti. 2011, 2012 yılında 1 Mayıs sorunsuz kutlandı. Fakat bu uzun sürmedi. 2013’te Taksim alanı 1 Mayıs kutlamalarına yeniden kapatıldı. Sadece 1 Mayıs’ta değil, Taksim alanında her türlü gösteri, eylem yasaklandı.
Özel anlamından dolayı İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamayı talep etmek, bu uğurda mücadele etmek, ısrarcı olmak, yasağı zorlamak doğrudur. AKP hükümetinin yasakçı tutumuna karşı çıkmak, mücadele etmek doğrudur. Fakat bu yapılırken İstanbul’da 1 Mayıs kutlaması bir alana, Taksim’e sıkıştırılmamalıdır. Taksim ilke, kural haline getirilmemelidir.
Bugün işçi sınıfının, emekçilerin gücü, Taksim alanına konulan yasağı ortadan kaldıracak güçte değildir. 2013 yılında konulan yasak, alınan önlemler, estirilen terör sonucu Taksim’e giden kitlenin sayısı giderek azalmış, devrimci grupların örgütlü gücü, sendikaların yöneticileri ile sınırlı hale gelmiştir. 1 Mayıs’ın nasıl kutlanacağı konusunda bu olgu dikkate alınmak zorundadır.
İstanbul’da 1 Mayıs’ı bir alana sıkıştırma, bir alanda kutlama yerine, Taksim alanı dışında çeşitli sanayi havzalarında 1 Mayıs kutlanabilir. Sanayi havzalarında pekala bu yapılabilir. 1 Mayıs’ın buralarda kutlanması için çalışma yapılabilir. Bu mümkündür. Örneğin Esenyurt, Kıraç, Hadımköy havzasında 1 Mayıs kutlanabilir. Çağlayan, Bayrampaşa, İkitelli bölgesinde 1 Mayıs kutlanabilir. Anadolu yakasında iki yerde ya da tek yerde 1 Mayıs kutlanabilir.

1 MAYIS’TA ALANLARA!
İşsizlik, kölece çalışma koşulları, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma, güvencesizlik, geleceksizlik, düşük ücretler, iş cinayetleri vb. bu sorunların en önemlileri. Çalışan, yaratan, üreten biziz. Yöneten, zenginleşen onlar. Yani kapitalistler! 
Kapitalizmde ücretli köleyiz. Ölmeye çok, yaşamaya az bir ücretle yaşamaya, ayakta kalmaya çalışıyoruz. Kendi gücümüzün farkında değiliz. Örgütlü değiliz. Bilinçli değiliz. Gücümüzün farkına varmalı, bilinçlenmeli ve örgütlenmeliyiz. Sorunlarımızı dile getirmek için kendi mücadele günümüz olan 1 Mayıs’ta alanlara çıkmalıyız. Taleplerimizle, gücümüzle alanları doldurmalıyız. Ama yetmez! Sınıf mücadelesi belirli günlerde tek tek belirlenmiş kimi sorunları merkeze koyup onlara karşı mücadeleden çok, bir bütün olarak bize hayatı zindan eden, bizi ücretli kölelik düzeninin köleleri yapan kapitalist sisteme karşı sürekli bir mücadele olmalıdır.
Yaşadığımız sorunları yaratan kapitalist sistemin ta kendisidir! Sistemde hata yoktur! Hata sistemin ta kendisidir! O halde mücadelemiz kapitalist emperyalist sisteme karşı olmalıdır. Kapitalist-emperyalist sistem yıkıldığında ve yerine insanın insanı sömürmediği, herkesin gücü ve yeteneği ölçüsünde katkıda bulunduğu, herkesin ihtiyacı oranında aldığı bir sistem kurulduğunda ancak gerçekte insanca yaşanabilir bir dünyadan söz edebiliriz. O zaman haydi mücadeleye! Örgütlenmeye!
Yaşasın 1 Mayıs!
Bıji 1 Gulan!
Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!
Kahrolsun kapitalizm!
29.04.2017

 

Dünyadan

İşçi Dünyası