• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt10232017

Last updatePzt, 23 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Güncel AKP İLE AB ARASINDA ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR...

Güncel

AKP İLE AB ARASINDA ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR...

AKP İLE AB ARASINDA ÇELİŞMELER SERTLEŞİYOR...

AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE!

16 Nisan’da Anayasa değişiklikleri üzerine referandum yapılacak. AKP hükümetinin bakanları, AKP yetkilileri Avrupa ülkelerinde propaganda çalışması yapmak istiyor. Almanya, Hollanda, Avusturya AKP’li bakanların propaganda toplantıları yapmalarına izin vermedi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya karayolu ile Almanya üzerinden  Hollanda Rotterdam’a gitti.  Türkiye Konsolosluğu’na yakın bir noktada polis tarafından konvoyu durduruldu ve konsolosluğa gitmesine izin verilmedi. Hollanda’ya geldiği ülke olan Almanya’ya sınır dışı edildi.  Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçağının Hollanda’ya inmesine izin verilmedi.  Türkiye Rotterdam Konsolosluğu önünde toplanan kitle polis tarafından zor kullanılarak dağıtıldı.

Cumhurbaşkanı RT Erdoğan, AKP hükümeti konu hakkında “gereken yapılacak, misliyle karşılık vereceğiz” açıklamaları yaptılar. Hollanda elçiliği ve konsolosluğu önünde AKP yanlısı gösteriler yapılmaya başlandı.

AKP hükümeti ile Avrupa Birliği arasında çelişmeler sertleşiyor. AB’nin Avrupa’da AKP’li bakanların referandum çalışmasına gösterdiği tepki siyasi bir tavırdır. AKP hükümetinin batı nezdinde istenmeyen bir hükümet olması ile ilgilidir.

Bunun yanında iç kamuoyuna dönük olarak, şimdi bütün burjuva partilerin faşist partiler tarafından kullanılan islamofobik ve “yabancı” düşmanı siyasetleri ile güçlenmesi sonucu, onlarla aynı kulvarda  yarışa girmesi de gelişmelerde rol oynuyor.  15 Mart’ta Hollanda’da Genel Seçim var. Fransa ve Almanya’da da  seçimler sırada. “Yabancı” düşmanlığı ve islamofobi oy getirici konular.

AB AKP’Yİ NEDEN İSTEMİYOR?

AKP iktidarının ilk döneminde, özellikle 2004-2008 yılları arasında Türkiye/AB ilişkileri görünürde gayet iyi idi. Bu dönemde AKP, hükümet olmasına rağmen henüz iktidar önemli ölçüde yerleşik Kemalist bürokratik elitin elinde olduğu, bürokratik elitin geriletilmesinde AKP’nin Avrupa’nın desteğine ihtiyacı olduğu için, AB’nin  verdiği “ev ödevleri”ni yerine getiren “uysal” bir resim çiziyordu. Fakat bu dönemde de Avrupa’daki, öncelikle Hristiyan demokrat/tutucu ve açık faşist siyasetçiler ki  bunlar AB kurumlarında egemen idiler, Müslüman/doğulu bir ülke olarak gördükleri Türkiye’nin AB’ne  tam üye olmasına açıkça karşı idiler.Buna  karşı Türkiye’de de oldukça  güçlü bir anti- Avrupacı akım vardı.

Sonraki gelişme aşamasında AKP, Gezi hareketi, 17-25 Aralık 2013 olayları ve 15 Temmuz 2016’da yapılan askeri darbe girişimini kendisine karşı, batının desteğinde, bilgisi dahilinde yapılan hareketler olarak değerlendirerek batıya karşı eleştiriler getirmeye başladı. Batıyı ikiyüzlü olmakla, terörizme destek vermekle suçladı. Bu suçlamalara karşı batıdan tepkiler gelmeye başladı. AKP ile batı arasında bugün güven ilişkileri yoktur. Batı nezdinde AKP istenmeyen bir hükümettir. Emperyalistler, AKP’nin alternatifini bulsalar AKP’yi götürmek için her yola başvuracaklardır. Alternatifini bulamadıkları için, aralarındaki çelişmeleri de gözönüne alarak AKP hükümeti ile kerhen idare etmeye çalışıyorlar. Uluslararası büyük güçler açısından Erdoğan, AKP hükümeti güvenilir, kontrol edilir bir hükümet olmaktan çoktan çıkmıştır. Uluslararası alanda batılı emperyalistler AKP’yi tecrit etmeye yönelen bir siyaset izlemektedir.  

Batılı emperyalistler ekonomik alanda da AKP hükümetini baskı altına almaktadır. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının AKP hükümetine karşı resmen saldırıya geçmesi ekonomiyi etkileyebilecek gelişmelerdir. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye’nin kredi notunu siyasi saiklerle düşürüyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi, doğrudan doğruya AKP hükümetini ekonomik baskı altına almaya, zayıflatmaya çalışan bir edimdir. Uluslararası sermaye, Türk hükümetini ekonomik olarak sıkıştırmak için adımlar atıyor. Atılan bu adımlar etkisini gösteriyor. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları esasında verdiğiniz krediler geri dönmeyebilir mesajı veriyor. Bu resmen Türkiye’ye karşı ekonomik savaştır. AKP hükümeti, uluslararası sermayenin ekonomik savaşına karşı direnmeye çalışıyor! Bakanlar kamuoyuna moral vermeye çalışıyor!  Batılı emperyalistlerin elinde en önemli kozlardan biri ekonomiyi bozmaktır. Türkiye bugün gelinen yerde, batılı emperyalistlerin dedikleri doğrultuda hareket eden bir ekonomik politikaya sahip değildir. Türkiye kendi çizdiği ekonomik politikayı uyguluyor. Ve bu bağlamda batı, Türkiye’yi baskı altına almak için her türlü aracı deniyor.

AKP hükümeti emperyalizme bağımlılıktan kurtulmak için adımlar atıyor. Ortadoğu’nun yeniden paylaşımında masada olmak istiyor. Bunun için Suriye’de savaş yürütüyor. Irak’ta askeri güç bulunduruyor. Ortadoğu’da yayılmacı siyaset izliyor, büyük güç olmak istiyor. Çıkarları emperyalistlerin çıkarları ile çatıştığında kendi çıkarlarının mücadelesini veriyor. Gelinen noktada emperyalist emelleri olan bir ülkedir Türkiye! Bütün bunlar batılı emperyalistlerin hiç hoşuna gitmiyor. Kendi dikte ettikleri siyaseti izlemeyen, ekonomik programı uygulamayan AKP hükümetini istemiyorlar.

AKP hükümetinin Avrupa’da yapmak istediği referandum çalışmasına AB’nin gösterdiği tepkinin arka planında bu gelişmeler yatmaktadır. AB’nin gösterdiği tepkinin insan hakları, demokrasi, özgürlüklerle bir alakası yoktur. Emperyalizmde belirleyici olan dostluk değil çıkarlardır. Çıkarlar neyi gerektiriyorsa o yapılır. Çıkarlar gerektiriyorsa Mısır’da olduğu gibi askeri darbe desteklenir. Çıkarlar gerektirdiğinde insan hakları, demokrasi maskesi kullanılarak ülkeler -Afganistan, Irak-  işgal edilir. AB ile AKP’nin arası iyi olsaydı bu tepkiyi göstermeyeceklerdi! Bu nedenle AB’nin tavrı iki yüzlüdür. İnsan hakları, demokrasi ile alakası yoktur.

AKP NE YAPIYOR?

AKP hükümeti AB’nin iki yüzlü tavırlarını eleştirirken, bir toplantının yasaklanması tavrını faşist tavır olarak değerlendirirken, Hollanda ve Almanya’yı Nazizmle suçlarken  kendisi ne yapıyor?

AB’de burjuva demokrasisi faşist tedbirlerle el ele yürüyen bir yönetim biçimidir. Türkiye’de ise AKP hükümeti tarafından koyu bir faşizm uygulanmaktadır. T.C devleti faşist bir devlettir.

Kuzey Kürdistan Türkiye’de faşizmi koyulaştıran, sıradan basın açıklamalarına bile tahammül edemeyen AKP hükümetidir. AKP hükümeti ülkeyi Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetmektedir. Kendisine muhalif olan kesimlerin sesi her türlü araç kullanılarak kesilmek istenmektedir. Tv kanalları, gazeteler, dergiler, dernekler, vakıflar kapatıldı. Seçilmiş belediye yöneticileri, milletvekilleri tutuklandı. İlçeler yakıldı yıkıldı. İnsanlar vahşice bodrumlarda diri diri katledildi. Yürüyüş, basın açıklamaları yasaklandı, yasaklanıyor. AKP hükümeti açık faşist terör uyguluyor.

Almanya’da bir toplantının engellenmesi, izin verilmemesi faşist edim ise AKP’nin sıraladığımız kimi uygulamaları ise faşizmin daniskasıdır.

AKP hükümeti AB’nin gösterdiği tavrı, çelişmeleri referandumda Evet oylarına dönüştürmek için kullanacaktır. AKP’nin “mağdur” pozisyonu kendisine hep oy getiren bir etken vazifesi görmüştür. AB’nin Hayır Cephesinin bir unsuru olarak devreye girmesi, her ne kadar Hayır Cephesi için sevindirici bir durum olsa da, getirisinin kime olacağı sonuç olarak 16 Nisan’da görülecektir. Bu dalaştan oy bazında AKP’nin kazançlı çıkacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok!

Emperyalist bir birlik olan AB ile emperyalizmin işbirlikçisi AKP hükümeti arasında ki dalaşta; taraf tutulacak bir durum söz konusu değildir. Böyle olduğu için de al birini vur ötekine diyoruz.

13.03.2017

 

 

 

Dünyadan

İşçi Dünyası