• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA GENÇLİK Akkuyu da Nükleer Santral İstemiyoruz!

Gençlik

Akkuyu da Nükleer Santral İstemiyoruz!

GELECEĞİMİZ TEHDİT ALTINDA

AKKUYUDA NÜKLEER SANTRAL İSTEMİYORUZ!

11 Mart 2011 Fukuşima Nükleer Santral felaketinin ardından artık tüm dünyada tehlikeli enerji olarak tanımlanan nükleer santrallere Türk hükümetinin planladığı ve geleceği karartmak pahasına bir yenisi daha ekleniyor.

Mersin Akkuyu’da başlatılan projesinin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) raporu henüz daha mahkemelerce sonuçlanmadan, 14 Nisan 2015 Salı günü   Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Tamer Yıldız’ın katılımıyla santral inşaatına hız verildi.

Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak için başka yolların olmadığı iddiasından yola çıkarak başlatılan Akkuyu Nükleer Santralinin kolay ulaşılabilinir enerji ve enerjide dışa bağımlılığı azaltacağı gerekçesi ile gündeme gelmişti. Yap-işlet modeli ile planlanan santralin yapımı Ruslara devredildi. Kullanılacak yakıt ve güvenlik önlemleri de dahil olmak üzere Rusya Nükleer Santrallin işletilmesinde etkin rol oynuyor. Buna birde atıkların Rusya tarafından alınıp işletilmesi eklendiğinde dışa bağımlılığın ne şekilde azaltılacağı tartışılır. Rusya atıkların alınıp işletilmesinin ardından kendisi için gerekli olan nükleer ürünleri alıp gerisinde oluşacak atıkları tekrar Türkiye’ye iade etmesi söz konusu. Bu da atıkların akıbetinin ne olacağını belirsizleştiriyor.

Sorunlar bunlarla bitmiyor. Yeni teknoloji ile yapılan santral dünyada ilk örneğini oluşturuyor. Bunun sonucu olarak oluşabilecek kazalar konusunda oldukça tecrübesiz bir teknoloji olduğu biliniyor. Atıkların taşınması meselesi ise santrali sadece bulunduğu bölge için tehlikeli yapmıyor, taşınma sırasında geçtiği bütün bölgeleri de tehdit ediyor.

Bu konuda oldukça sıkı bir mücadele veren doğa dernekleri ve Nükleer  Karşıtı Platform üyelerinin sorduğu sorular ise hala yanıtsız bırakılmakta.      

* ÇED Raporu’nda atıkların nerede tutulacağı; nasıl taşınacağı ve devamında da bu sürecin güvenliliğinin nasıl karşılanacağını,
* Atık depolama stratejisinin nasıl görüleceğini,
* Nükleer atıkların depolanması, taşınması ve devreden çıkartılması süreçlerindeki çevresel riskleri ve bunlara karşı alınacak önlemleri,
* Dünyanın vazgeçtiği Nükleer enerjinin alternatifsiz bir çözüm olarak dayatılmasına karşın, ülkemizde birçok yenilebilir enerji kaynağı mevcutken bu alternatiflerin neden tüm dünya ülkeleri gibi kullanılmadığını,
*Olası bir kaza sonrası güvenlik standartlarının ne şekilde uygulanacağı, kaza sonrası olası riskler ve bu risklere karşı çözüm mekanizmalarının neler olduğu vb.

Bütün bu soruların yanıtlanmadığı koşullarda Nükleer Santrallerinin durumu insanlık ve doğa için tehdit oluşturduğu açık bir şekilde ortadadır. Yaşanan nükleer felaketlerin sonuçları da buna eklendiğinde, bu kirli enerjinin üretilmesinde hala ısrar edilmesi ancak bir avuç sermaye sahiplerini kar hırsı uğruna bütün dünyayı felakete sürüklediği anlaşılmaktadır. Geleceğimizi tehdit eden bu tür projelerin gerçek yüzünü ve sonuçlarını teşhir etmek ve “Nükleere hayır!” diyebilmek için yürütülen bütün mücadelelere destek vermeliyiz. Çevre kirliliği ve doğamızın yok edilmesi meselesi geçiştirilecek, yarına bırakılacak bir sorun olmadığı gibi yeni bir dünya yaratabilmek için bugünden mücadelesi verilmesi gerekilen bir konudur. İşçi sınıfı ve ezilenlerin haklı mücadelesinin bir parçası olan doğa için mücadele de ilerici, devrimci gençliğe önemli görevler düşmektedir. En başta da geleceği ellerinden koparılmaya çalışılan gençliğin kar uğruna doğanın talan edilmesine dur demek zorundadır.

Nükleer santrallere geçit yok!

Nükleere inat yaşasın hayat!

Nükleer santraller istemiyoruz!

13.04.2015

Yeni Dünya Gençliği  

 

 

 

Dünyadan

İşçi Dünyası