• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Dünya DÜNYADA BATI, DOĞU BLOKLAŞMASI

Dünya

DÜNYADA BATI, DOĞU BLOKLAŞMASI

DÜNYADA BATI, DOĞU BLOKLAŞMASI

Batı/doğu bloklaşmasında saflaşma kesinleşmiş bir saflaşma değil. Bu bloklaşmada da Rusya andaki durumda belirleyici durumdadır. Batıya karşı, batının bugüne kadar dayattığı ataklara karşı, karşı ataklarını geliştiriyor. Ve istediğini yapıyor. Çünkü batı andaki durumda Rusya ile çatışmaya hazır değil. Rusya ise batıya istersen gel çatışalım modundadır. Rusya’nın ekonomik durumu, batı ile karşılaştırılacak düzeyde değildir. Rusya’nın Dünya Gayri Safi Milli Hasılası’na katkısı %3 civarındadır. Bu katkının temeli de enerjidir. Rusya, batı ile ekonomik anlamda yarışacak durumda değil. Ama askeri olarak dünyanın ikinci büyük gücüdür. Rusya, askeri gücünü kullanmaya hazır ve kullanıyor da. NATO, eski doğu ülkelerinde askeri tatbikatlar düzenliyor. Rusya ne yapıyor? Rusya o tatbikatlarda, NATO uçaklarına karşı kendi uçaklarını uçurarak NATO uçaklarına kilitleniyor. NATO uçaklarını vurabilirim mesajı veriyor. Rusya askeri gücünü batıdan çok daha aktif biçimde kullanır durumdadır. Rusya bu siyaseti ile esasında kendi egemenlik alanını genişletiyor. 1990’dan 2010’a kadar, Rusya’nın egemenlik alanı batı tarafından adım adım ele geçirildi. NATO güya doğuya doğru genişlemeyecekti! Ama Rusya ile varılan anlaşmalara rağmen NATO doğuya doğru genişledi. NATO, Ukrayna’ya dayandı. Bunun üzerine Rusya’nın karşı hamleleri başladı. Kırım işgal edildi. Ukrayna’nın doğusunda çatışmalar, egemenlik dalaşı devam ediyor. 

Çin ise kendi işine bakıyor. Uluslararası ilişkilerde, Birleşmiş Milletler’de Rusya ile birlikte hareket ediyor. Çin, Afrika’yı kendine bağlamakla uğraşıyor. Afrika’da Çin’in yerleşmesi esas olarak bitmiş durumdadır. Çin, Latin Amerika’ya yerleşiyor. Şimdilik ticari ilişkiler geliştiriyor. Askeri olarak da hazırlanıyor. Çin, egemenlik alanını uluslararası alanda genişletiyor. Suriye savaşının başlamasıyla birlikte Rusya, Suriye’deki konumunu ve üslerini güçlendirdi. Artık hiçbir güç Rusya’yı Suriye’den çıkaramaz. Egemenlik savaşında esasında batı geriliyor. Yükselen taraf ise doğu. Doğunun başını Rusya çekiyor. Çin ise sessiz ve derinden ilerliyor.

Japonya, batılı ülkelerin müttefiki konumundadır. Japonya, 2007/2008 yılına kadar anayasasında yurtdışına asker göndermesi yasak olan bir ülke idi. Japonya’nın Çin ile Pasifik Okyanusu’ndaki bir dizi ada konusunda çelişmeleri var. Pasifik‘teki adalar konusunda Rusya’nın da hak talepleri var. Filipinler’in de var. Adalar konusunda var olan çelişmeler anlaşmalar temelinde çözülebilecek çelişmelerdir. İlle de savaş ile çözülmesi gereken çelişmeler değil. Japonya, bir yandan Çin’den korkuyor. Ama Japonya sonuç olarak bir doğu Asya ülkesidir. Batılı değerlerden çok kültür olarak Çin’e daha yakındır. Bir dünya savaşında Japonya’nın batının yanında yer alması mutlak bir durum değil. 
Amerika, Fransa, Almanya blok olarak hareket edebilir. Japonya eğer Çin’le adalar konusunda anlaşırsa tavır değiştirebilir. Çin, aktif bir dış siyaset izliyor. Batı için Japonya bu anlamda garantili bir müttefik değildir.

İran, şu anda doğu bloğunun yanındadır. Ama İran’daki molla rejimi devrilirse, İran’ın batı bloğunun yanına gelme ihtimali de vardır. İran, normal olarak esasında doğunun parçasıdır. İran’ın kendi hesapları var. İran’ın molla rejimi ile birlikte batı ile birlikte hareket etmesi mümkün görünmüyor.
Suriye parçalanmıştır. Kurulacak yeni bir geçiş yapılanmasında Esad’da belli bir süre kişi olarak rol oynayacaktır. Baas Partisi, her halükârda rol oynayacaktır. Esad gitse bile Baas partili birisi Esad’ın yerine geçecektir. Irak’ta yapılan hata Suriye’de yapılmayacaktır. Irak’ta Baas partisini bütünüyle devreden çıkardılar. Görünen bu uygulamanın Suriye’de olmayacağıdır. Suriye’de Esad’lı bir geçiş çözümü, “kalıcı çözüm” öncesi bir çözüm olarak görünüyor. Türkiye’de bu çizgiye gelmiş durumdadır.
Türkiye, batı/doğu bloğu bağlamında kesin kararını vermemiştir. Şanghay İşbirliği Örgütü’ne doğrudan üye olup olmama konusu ara sıra gündeme getiriliyor.

 

TÜRKİYE’NİN DURUMU 

Türkiye burjuvazisi kendi emperyal emellerine sahip ve kendi çıkarlarını merkeze koyan bir siyaset izliyor. Türkiye burjuvazisi, kendi iç dinamikleri ile gelişmek isteyen ve emperyalist emelleri olan burjuvazidir. Andaki durumda Türkiye, batılı emperyalist bloğun ayrılmaz bir parçasıdır. NATO üzerinden Türkiye’nin askeri gücü etkilenmeye çalışılıyor! Tek yanlı bağımlılık durumu var. Türkiye, bu durumdan kurtulmak istiyor. Bu yönde adımlar atıyor. Türk burjuvazisi, emperyalistler arasındaki çelişmelerden yararlanmaya çalışıyor. Emperyalistler arasındaki çelişmelerden yararlanmak bağlamında, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), NATO’nun ve AB’nin alternatifi değildir. Türkiye, batı bağımlılığından kurtulup ŞİÖ’ya bağımlı olalım derdinde değildir.

Şanghay İşbirliği Örgütü, şu anda AB gibi bir örgüt değildir. AB örgütü, ulusal devletlerin bir takım ulusal egemenlik haklarını ortak bir merkeze devrettiği ortaklıktır. Şanghay İşbirliği Örgütü, bağımsız devletlerin işbirliği örgütüdür. AB gibi bir merkezden karar alıp, üye ülkelerin alınan kararlara uyacağı bir örgüt değildir. Türkiye’nin bir bağımlılıktan kurtulup, diğer bir bağımlılığa geçme gibi bir durumu yoktur. Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne girse gücü kadar alınan kararlara etkide bulunabilir. Şanghay İşbirliği Örgütü’nde kararlar, Çin ile Rusya’nın anlaştığı konularda ortak kararlar alınabilir. Şanghay İşbirliği Örgütü, Türk burjuvazisi açısından burjuvazinin bağımsız davranması konusunda, AB’den daha yumuşak bir örgütlülük olduğu için avantajlıdır. AB, Türkiye’ye karşı kararlar alıyor ama Türkiye bildiğini okuyor. Bu bağlamda AB, bu siyaseti sürdürmeye devam ederse, Türkiye bizzat karar alıp AB üyelik görüşmelerini durduruyoruz kararı alabilir. AB ile üyelik müzakerelerinin bitirilmesi, AB ile tüm köprülerin atılması demek değildir. AB ile gümrük birliği anlaşması var. AB ile ticaret, mal satımı alış verişi devam eder. Ama Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkileri geliştirebilir. Bu, AB’nin Türkiye’ye yaptığı baskıları karşılamanın bir aracı olur. Türkiye bunu yapabilir. Tabii ki Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkileri geliştirmesi batıyı rahatsız eder. Batı, Türkiye’yi tamamıyla o tarafa itmemek için elinden geleni yapacaktır. Türk burjuvazisi açısından, esasında bağımsız hareket edebilmek için, tek taraflı bağımlılığı ortadan kaldırabilmek için bir siyaset izlemeye çalışıyor. NATO’dan çıkmadan Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerin geliştirilmesi mümkündür. Dünyada dengeler değişiyor. Bunun görülmesi, dikkate alınması gerekir. Türk burjuvazisi, dengelerin değiştiği dünyada yerini arıyor. AB, Türkiye’ye ayar vermekten vazgeçmezse, Türkiye Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini daha da geliştirme yönünde adımlar atabilir. Bu ciddi adım batıdan kopup, doğu ile bütünleşme anlamına gelmiyor. Bu, değişik ittifaklar içinde yer almaktır. Bu yeni bir şey olur. Hindistan/Pakistan’ın da batı ile ilişkiler var. Ama bu ülkelerin hiçbiri NATO üyesi değil. Bu ülkeler Asya ülkeleridir. Türkiye’nin giderek Şanghay İşbirliği Örgütü’ne yaklaşması çok değişik bir şey olur. Ama dünyanın bugün değişen dengeleri içinde, Türkiye bu siyasetle hem batıcı hem de doğucu olur. Bu siyasetle çok özel bir yere de gelebilirler.

Aktardıklarımız burjuvazinin gelecek perspektifi ile ilgilidir. 

İşçilerin, emekçilerin burjuvazinin bu siyasetinden bir çıkarı yoktur. İşçilerin, emekçilerin yapması gereken bilinçlenmesi, örgütlenmesi burjuvazinin iktidarına son vererek kendi iktidarını kurmasıdır.

12 Ağustos 2017

 

Dünyadan

İşçi Dünyası