• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt10232017

Last updatePzt, 23 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Dünya DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Dünya

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NELER OLUYOR?

Doğu Türkistan denilen bölge, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’dir. Doğuda Moğalistan, Çin, kuzeyde Rusya, kuzeybatıda Kazakistan, batıda Kırkızistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, güneyde Tibet Özerk Bölgesi, güney doğuda Çinghay ve Gansu eyaletleri ile komşudur.

  Başkenti Urumçi ve resmi dili Uygurca ve Çincedir.  Sincan, Çin Halk Cumhuriyeti’nin en büyük idari bölgesidir; Çin’in toplam yüzölçümünün altıda birinden fazla alanı kapsamaktadır.

Günlerdir medyada Doğu Türkistan’da katliamların olduğu yazılıp çiziliyor. Doğu Türkistan’da katliam olduğuna dair sosyal medya çalkalanıyor. Ne zamana ait olduğu belli olmayan  katliam fotoğrafları paylaşılıyor. Fotoğrafların haberlerle ilgisi var mı bilinmiyor. Oruç tutan, ibadet eden müslümanların katledildiği söyleniyor! Tescilli faşist Devlet Bahçeli  twitter'den yaptığı açıklamada, "Herkes Kobani’yle yatıp kalkıyor, Doğu Türkistan’daki Çin zalimliğini kimseler konuşmuyor, ağzına dahi almıyor. 28 Uygur Türkü, Kaşgar’da hiç acımadan katledildi" dedi. Bahçeli'ye yanıt Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, "O zata sesleniyorum, sen o Uygur Türkleri’nin olduğu yere gittin mi? Gitmedin. Ama Tayyip Erdoğan gitti. Vatanlarından ayrılan Uygur Türkleri’ni vatandaşlığa kabul eden Türkiye oldu. Sen neredeydin ya? Sen Başbakan yardımcısıyken kaç kişiyi vatandaşlığa kabul ettin?” şeklinde cevap verdi. Uygur Türkleri tartışmasının gündeme sokulmasının perde arkasında başka hesaplar yatıyor. Rojava’da Kürtlerin yürüttüğü bir mücadele var. Kobanê’de IŞİD’in saldırısı sonucu onlarca insan yaşamını yitirdi. Hakim sınıfların kimi temsilcileri Kobanê’ye yönelen IŞİD saldırısını kınamak zorunda kaldı! Ölenlere ‘rahmet’ diledi! Tam da bu dönemde tescilli faşist Bahçeli, Kürtlerin ölümüne ağlıyorsunuz ama Doğu Türkistan’da öldürülen Türkler için tepki vermiyorsunuz anlamına gelen sözler sarfetti. RTE, boş durur mu? O’da Uygur Türklerine ne kadar yardımcı olduğunu ve kimilerine Türk vatandaşlığı verildiğini açıkladı! Dökülen kanlar üzerinden ırkçı siyaset yapıyorlar. Çin'de köpek yeme ritüeli üzerinden ırkçılık geliştirildi. Nefret söylemleri yaygınlaştırıldı. Sanal medyada yazılanlar, yaygınlaştırılan fotoğraflar sorgulanmadan doğru olduğundan yola çıkılıyor. Bahçeli’nin verdiği fetvayı alan faşistler hemen harekete geçiyor! İstanbul‘da bir Çin lokantasına saldırı düzenleniyor. Çinli diye bir Japon ve daha sonra bir Uygur‘lu dövülüyor.

Türk ırkçıları güya ırkçılığa karşı çıkıyor! Başka ülkelerde güya ‘mazlumların’ yanında olduklarını açıklıyorlar. Türk ırkçıları sadece kendi ırklarını savunuyor. Genel olarak bunlar ırkçılığa karşı değildir. Çünkü Kuzey Kürdistan Türkiye’de en büyük ırkçılığı bunlar yapıyor. Kuzey Kürdistan Türkiye’de, Türkler dışında başka milletler ve azınlıklar yaşıyor. TC. tarihi katliamlar tarihidir. Önce Ermenilere yönelik bir soykırım yapıldı. Müslüman olmayan halklar süreç içerisinde  katliama uğratıldı. Katmerli baskının uygulanması sonucu, müslüman olmayan halklar yaşadıkları toprakları terk etti. Mallarına el konuldu. Müslüman olmayan halklar yok edildikten sonra sıra Kürtlere geldi. Ulusal kimliğini savunan ve direnenler katledildi. Türkleştirme programları hayata geçirildi. 92 yıldır tek vatan, tek bayrak, tek ulus nakaratlarını tekrarlayıp durdular. Irkçıların kendi ırkını yüceltme dışında ırkçılığa karşı mücadele etme diye bir sorunları yoktur. Kuzey Kürdistan Türkiye’de ırkçılık yapanların, başka ülkelerde ırkçılığa karşı mücadele ediyor görünmeleri sahtekârlıktır, iki yüzlülüktür.

Kim yaparsa yapsın, kimden gelirse gelsin; her türlü ulusal baskının karşısında duranlar komünistlerdir. Hangi ulus olursa olsun, ezilen ulusların ayrılıp ayrı devlet kurma hakkını savunanlar komünistlerdir.

 

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne gelince:

1949’da Çin’de başarıya ulaşan devrim, Ekim Devrimi’nden sonra 20. yüzyıla damgasını vuran büyük bir devrimdir. 29 Eylül 1949’da Urumçi’de de iktidar ele geçirildi. 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilan edildi. Yeni Çin devletinin Anayasa’sı 25 Eylül 1954’te, Çin Halk Cumhuriyeti Birinci Milli Halk Kongresi’nin Pekin’de yaptığı ilk toplantıda kabul edildi. Giriş kısmında, milliyetler meselesi üzerinde durulmaktadır. Çin’deki bütün milliyetlerin eşit olduğu ve birbirleriyle kardeşlik bağlarıyla bağlı olduğu vurgulanmaktadır. 1954 Anayasa’sı, ‘hakim millet’ zihniyetine ve kendi içine kapanma anlamına gelen bölgeciliğe karşı çıkmaktadır. Birlik için dayanışma ve millet farklılıklarına saygı gösterilmesi temelinde sosyalizme doğru yürüneceği açıklanmaktadır. 1 Ekim 1955’te Sincan Uygur Özerk Bölgesi kuruldu.

Ne yazık ki Çin’de gerçek anlamda sosyalizm inşa edilemedi. Mao Eylül 1976’da öldü. Mao öldükten bir ay sonra Çin’de revizyonistler iktidarı karşı-devrimci bir darbe ile tümüyle ele geçirdiler. Daha sonraki süreçte Çin kapitalistleşme yolunda ilerleyerek emperyalist büyük bir güç haline geldi. Çin ekonomisinin 2008’e kadarki dönemde (1978-2008) büyüme hızı ortalama yılda %10 idi. Şu andaki büyüme hızı %7’nin biraz altındadır. Dünya ekonomisinin ortalamasına göre hâlâ yüksek hızla Çin ekonomisi gelişmektedir.  Çin önümüzdeki maksimum on yıl içinde, dünya ekonomisinde birinci sıraya yükselebilir. Şu anda dünya ekonomisine katkısı %14’tür. Çin’in 1978’de dünya ekonomisine katkısı % 0,5 idi. Bu rakamlar Çin’in kapitalistleşme adımlarının ne kadar hızlı olduğunu göstermektedir. Bu anlamda Çin’in sosyalizm/komünizm ile hiçbir ilgisi yoktur.

Çin’de iktidarın revizyonistlerin eline geçmesi ile birlikte Uygur Türklerine ulusal baskı uygulamaktadır. 2008 yılı rakamlarına göre Sincan Uygur Özerk Bölge’sinin toplam nüfusu 21,3 milyondur. Bu nüfusun 9,8 milyonu Uygur, 8,5 milyonu Han, yaklaşık 1,5 milyonu Kazak, 958 bini Hui’dir. Bunun dışında az sayıda Kırgız, Moğol, Özbek, Tatar gibi diğer azınlıklar yaşamaktadır   Çin’de nüfusun %92’si Han ulusuna mensuptur. Çin’de beş özerk bölge var. Han ulusu dışında birçok etnik grup ve ulus vardır. Çin’in azınlıklara, milletlere ulusal baskı uygulaması emperyalist siyasetinin bir gereğidir. Çin’de ulusal baskının yanı sıra, Çin’in kapitalist devletine karşı mücadele edenler üzerinde de katmerli baskı uygulanmaktadır.

Çin, Uygurlara yönelik asimilasyonist bir politika izlemektedir. Çin, Uygurların ibadetlerine kısıtlamalar getirerek de azınlık hakları ihlaline devam etmektedir. Devlet memurlarına ve üniversite öğrencilerine oruç yasağı, Cuma namazlarının yasaklanması ve namazlarında hutbe okutulmasının yasaklanması bu yasaklardan bazılarıdır.  Çin, birçok uluslararası sözleşmeye taraftır. Uygulamada Çin devletinin menfaatleri ve çıkarları öne çıkmaktadır. Çin’de bireysel haklar devlet çıkarları için geri plana itilmektedir. Uygur halkının dinlerini, özgürlüklerini savunmak için düzenlediği herhangi bir girişim çok sert bir şekilde bastırılmaktadır.  Bu da Çin’in birçok uluslararası insan hakları örgütleri tarafından eleştirilmesine sebep olmaktadır.

Sonuç olarak; milliyeti ne olursa olsun tüm proleter ve emekçilerin emperyalist Çin devletine karşı ortak bir sınıf savaşımı içinde yer almaları zorunludur. Bunun olmadığı yerde ulusal baskı ve hak eşitsizliğinin ortadan kaldırılması mümkün değildir. Milliyetler arasında tam hak eşitliğinin sağlanmasının yolu sosyalist devrimdir. Ulusların kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesi, bir ulusun nasıl örgütleneceğine kendisinin karar vermesi ancak sosyalist bir devrimle mümkündür. Çin’de yaşayan tüm işçilerin/emekçilerin görevi sosyalist devrim için mücadele etmek ve emperyalist Çin’i yıkmaktır. Bu yapılmadığı sürece, emperyalist Çin devleti uluslara, azınlıklara ve Çin devletine muhalif olanlar üzerindeki katmerli baskılarına devam edecektir.

 4 Temmuz 2015

 

Dünyadan

İşçi Dünyası