• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt10232017

Last updatePzt, 23 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Dünya (2) Yeni Dünya İçin Çağrı Avrupa AVUSTURYA MAUTHAUSEN’DEN HABER

AVUSTURYA MAUTHAUSEN’DEN HABER

AVUSTURYA MAUTHAUSEN’DEN HABER

Mauthausen Temerküz Kampı‘nın 71. Kurtuluş yılı ‘Yaşasın Enternasyonal Dayanışma‘  adı altında kutlandı.

Geçmiş senelerde çeşitli ülkelerden gelen insanların oluşturdukları geçiş delegasyonlarında sayı sınırlaması yoktu. Bu sene yapılan yeni düzenleme ile, delegasyon katılım sayısı 20 kişi ile sınırlandırıldı. Bu sene ki uygulamalardan bir diğeri, Temerküz Kampı‘nın girişinden başlayan Appel Meydanına kadar olan yürüyüşün iptal edilerek, Appel Meydan’ın da devlet protokolü haline dönüştürülmesi oldu. Bu yeni uygulamalara bağlı olarak, Mauthausen TK kurtuluşunun kutlamalarına katılan insan sayısında ciddi bir düşüş söz konusu oldu. Mauthausen Komitesinin resmi açıklamasına bakılırsa 6.000 (altıbin) insan katılmıştı. Bizim tahmin görüşümüz ise 4.000 (dörtbinden) fazla değildi. Bu senenin katılımında ki azalmanın  esas sebebleri arasında, yeni uygulamalar önemli rol oynadı.

Mauthausen Komitesi daha çok devlet düzeyinde bir katılım gerçekleşirse daha memnun olacağa benziyor.  Öyle ya  ‘enternasyonal dayanışma‘ devletler arasında oldumu bunlar için daha bir önem kazanır yoksa ne önemi olur.  Bunların esas derdi devlet protokollerinin katılmasıdır. Esas kitlelerdeki enternasyonal dayanışma bilincini kırmaktır ve giderek faşizme karşı verilmiş olan mücadeliyi silikleştirmektir. Her sene ki katılımın düşüşü ve katılımcılardaki çoşkunun azalmasının göstergesinden anlaşılmaktadır.  

Her sene  olduğu gibi, bu yıl da İtalyan katılımcılar en yoğun olarak katılmışlardı.  Bu seneki kutlamalar da İtalyan delegasyonun bir bölümü ile Çav Bella Marş‘ını ortak söyledik. İtalyanlar kendi dillerinde biz de kendi dilimizde Çav Bella‘yı ortak söyleyerek  enternasyonal dayanışmanın rengini sunmaya çalıştık. Yaşasın enternasyonal dayanışma sloganını atarken İtalyan delegelerden oldukca olumlu tepki aldık ve alkışlandık.

Mauthausen Komitesinin uygulamalarını  protesto edeceklerini söyleyen  devrimci ve anti-faşist gruplar,  iş pratiğe geldiğinde gereksiz gördüler. Bazı devrimci ve anti-faşist çevreyle, bu uygulamaların protesto edilmesi üzerine konuşmamıza rağmen, protesto edilmesini kendi kitle katılımlarının azlığından gereksiz gördüler. Oysa ki, daha önceki tartışmalardan bildiğimiz bu uygulamalara karşı çıkacaklarını, protesto edeceklerini söylemişlerdi.  Bu şekilde ki değişiklik uygulamalırına karşı çıkılmadığı taktirde, protesto edilmediği taktirde, gelecek dönemlerde daha da silikleşmesini beraberinde geitrecektir. Bu uygulamalara karşı çıkan tek grup vardı o da Komak-ML idi. Komak-ML geçiş esnasında;  ‘dayanışma bir başkaldırıdır her yerde faşizme karşı mücadele‘ sloganını atarak geçişini tamamladı. Bir bölüm izleyicilerden de olumlu tepki alkışı aldı.

Ağırlıkta Suriye’den kaçan mülteciler olmak üzre, Avrupanın çeşitli ülkelerinde, bu mağdur insanlara karşı  çeşitli biçimde saldırılar gerçekleşmektedir. Mauthausen Temerküz Kampının girişinde bir grup insan mültecilerin durumunu, ellerinde çeşitli dövizler taşıyarak gündeme getirdi, protesto etti.

YDİ Çağrı okurları olarak Komak-Ml’nin çıkartmış olduğu bildiriyi birlikte dağıttık. Komak-Ml’nin dışında gündeme dair tavır takınan olmadı. Bu bildiri üç dilde ‘ Almanca, İngilizce, Türkçe‘ çıkartıldı. İngilizcesinden 1000 adet, Almancasından 500 adet, Türkçesinden 300 adet  dağıtıldı.

Türkçesi ektedir. 

Avusturya Voralberg’ten YDİ Çağrı okurları

15.05.2016

 

 

Mauthausen Temerküz Kampı-Kurtarılmasının 2016 Törenleri

 

YAŞASIN ENTERNASYONAL DAYANIŞMA!

 

“Bizler yas, çaresizlik ve dehşet hissediyor ve Yahudiler, ‘Çingeneler’ ve siyasi

mülteciler olarak sözde demokratik devletlerin sınırları arasında aldırmazlık

ve önemsememenin tam ortasında oradan oraya sürülmüş olmanın bir gerçekliliğini

hatırlıyoruz. Bizler ‘bir daha asla!’ yeminimize sadığız ve mültecilerle

uluslararası dayanışmadaki eksikliğin sorunsallaştırılması uğruna mücadele

ediyoruz.” Mauthausen Uluslararası Komitesi

 

Sonunda bu yılki TK-Mauthausen çevresindeki Anma ve Kurtarma Törenleri tarafımızdan çok sıkça

atılmış bulunan Yaşasın Enternasyonal Dayanışma! mottosuyla yapılıyor. Onlar yaptıkları yemine

sadık kalarak deneyimlerini tarihsel çerçeve içinde tozlandırmaya bırakmadıklarından, bilakis tam da

bugün ile bağlantısını kurdukları ve bugün yurtsuzlar, zorla sürgüne sürüklenenler, kaçmak zorunda

kalanlar için kullandıklarından Mauthausen Uluslararası Komitesine, Holocaust’tan-canlı kurtulup

geride kalanlara ve onların sonraki kuşaklarına müteşekkiriz.1

“Bizler ortak bir yolda, tüm halkların bölünmez özgürlüğü yolunu, karşılıklı saygı yolunu, yeni, herkes

için adil, özgür bir dünya inşası büyük eserinde işbirliğinin yolunu yürüyeceğiz.” 2

Mauthausen-TK’sından kurban olarak hayatta kalan insanlar, kendileri gibilerle beraberliklerini

denkleştirici olumluluk olarak tümden gerçekten hissettiklerinden ve o zamanların acıları ve

zedelenmelerini bugün iyiden fazla bir şekilde hatırlayabildiklerinden bugünün sığınmacılarıyla tüm

sınırları aşıcı bir şekilde dayanışma içindedirler. Onlara dayanışmaları, duygudaşlıkları ve empatileri

için teşekkür ediyoruz.

İnsan kal, arkadaş,

Bir adam ol, arkadaş,

tüm işi yap, işe koyul arkadaş… !” Bu, Jura Soyfer

(Avusturyalı komünist şair -ÇN) tarafından saptanan anlayıştır. Her kim TK’ından hayatta kalmışsa,

hatıraları, deneyimleri ve dersleri fantom ağrıları gibi beraberinde taşımaktadır.

21. Yüzyılda neredeyse imkânsız sayılan sefalet ve Akdeniz üzerindeki mülteci akımları karşısında,

Avrupa’da, birçokları için sürpriz bir şekilde kendiliğinden sığınmacılar için güçlü bir yardıma hazır

oluş ortaya çıktı. İlk önce bu konuda elbette dayanışmadan daha ziyade hayırseverlik hissediliyor.

Sivil yardıma hazır oluşun ilk motifi mültecilerle güçlü bir beraberlik değil, bilakis böylesine fazla

umulmadık acı ve inanılmaz sefalet üzerine yalın dehşettir.

Akdeniz etrafında gerçekleşen sözüm ona “Arap Devrimi”nin üzerinden henüz çok uzun bir süre

geçmedi. Yeni kazanılan “özgürlük”, neredeyse her yerde güçlenmiş mafya tipiyle birlikte yeniden

kanlı ordu yapı ve disipline göre örgütlenmiş denetimden ve/veya devlet içi iktidar mücadelelerinden

ibarettir. Beyhude ikazlar, çoğu kez olduğu üzere, felaket tellallığı olarak halledildi. Şimdi

Ortadoğu’da insani ve elbette devletsel sınırlar, öylesine çok aşılıp aşındırılıyor ki, onların bütünüyle

ortadan kaldırılması tehdidi mevcuttur.

Ezidiler katliama uğratıldılar ve tıpkı 101 yıl önce tüm dünyanın Ermenilerin maruz kaldığı soykırıma

şahit olduğu gibi sözde uygar dünya bunu seyretti. Sadece yoksulların en yoksulları, zayıfların en

zayıfları, YPG(Demokratik Birlik Partisi’nin Halk Savunma Birimleri)’nin Kürtleri, Ezidileri

kurtarmak için dayanışma, cesaret ve erdemini kanıtladılar. Şimdi de Kürtlerin Tür devleti tarafından

katliamlara, kırımlara uğratılmasına sözde uygar dünyanın bu günlerde sanki neredeyse seyirci

kalacakmış gibi görünüyor.

Ve yine Almanya tarafından (her halükârda AB-yardım ödemeleri mekanizmaları üzerinden dolaylı

olarak) finanse ediliyor.

Alman şansölyesinin siyaseti, o ne kadar fazla sağdan eleştirinin çapraz ateşi altında bulunursa

bulunsun, insancıl ve yardıma hazır olmaktan başka her şeydir.

Alman şansölyesi, a) Alman tarihsel suçu ve b) Alman yeniden birleşme kimliği nedeniyle sadece

 

“Hoş geldiniz-kültürü” (2015 yılının hüsnü-kuruntu sözcüğü) uğruna çaba gösterdi. Alman sanayii

üstüne gölge düşmemeliydi. Temkinli ve ağırbaşlı mimik ve jestlerle “Almanlara” karşı husumetleri

ele alıyor ve bunların Almanların arasında olmasını engelliyor. Avrupa’nın ulusal hükümetleri

saflarında bu konuda halk kitlelerinin olağanüstü yardım etmeye hazır oluşunu enternasyonal

bütünlüklü güçlü bir kaide haline getirecek hiçbir işbirliği olmayacağını en başından itibaren doğal

olarak biliyordu.

İşte her ikisine birden sahip olamazsınız: Avrupa’daki sosyal soğuklukluğun yeni-liberal bir

politikası ve dayanışmacı bir birliktelik. Her ikisi birlikte yürümez. Neo-liberalizm paylaşmacı ve

duygudaşça bir davranışı yıkıyor.” diye ünlü bir Alman kadın bir “sol politikacı” şansölyeyi uyardı.

Dayanışmacı birliktelik de şansölyenin hedefi değildir.

Ulusal hükümetlerden ve elitlerden uluslararası dayanışma beklemek için aslında insanın ne kadar

aptal olması gerekir? Oysaki bizzat onlar gerçekte insanlığın geride kalanlarını yersiz-yurtsuz ve

doğuştan itibaren sürülmüş, daima sadece ulusal kafes içinde tutan dünyanın milliyetçi icracılarıdır.

Aslında ancak insanlığın bu kesimi tarafından enternasyonal dayanışma yaşanabilir ve bu sadece

ulusal özel hakların korunması vasıtasıyla boşa çıkarılabilir. Bir zamanlar Rus hukuk bilimcisi ve

siyasi aktivist W. U. Lenin, ulus başına her zaman en azından iki “milliyet” vardı, görüşündeydi.

Daima sadece bir “milliyet” enternasyonalist olabilir ve ulusal hükümetler hiçbir yerde bu “milliyet”e

mensup değildirler.

Her ne kadar bütün güç halktan kaynaklansa da, ne yazık ki iktidar hiçbir şekilde halkın elinde

değildir. Halklar ancak uluslararası dayanışmayla iktidarı elde edebilirler. Uluslararası yardıma hazır

oluş bir başlangıçtır. Ama dayanışma ile Karitas (hayırseverlik) arasında doğal olarak ilkesel bir

şekilde fark gözetilmelidir. Dayanışma öncelikle birbirine bağlı olmadır, o birbirine ait olanı bir arada

tutan toplumsal harçtır. Yani dayanışmaya – büyük bir laf (!) – aynı zamanda daima büyük duygular

eşlik eder. Dayanışmanın hissiyat-kompleksi vardır, oysaki dayanışma her zaman nesnel aidiyetin

olgusudur. Örneğin yardım etme sonuçlu merhamet gibi bu olgunun ötesinde yer alan hisler,

dayanışma duygusuna destek olarak yanında yer alabilir, evet yer almalıdır, ama tek başına hiçbir

dayanışmayı gerekçelendirmez.

Mesela hayırseverlik nedeniyle kendisinin azabını azaltmak için bir atı merhamet kurşun atışı ile

vurmaya sempati duyulabilir, ama dayanışmacı olunmaz.

Avrupalı halk kitlelerinin yardım etmeye hazır oluşları en başından itibaren uluslararası dayanışmaya

yönelikti. Bu yardım etmeye hazır oluş nüfusun tüm kesimlerinde hiçbir şekilde zaten gerçek, yaşanan

dayanışma değildi, ama bu evet hissedilen dayanışma idi. Bunun karşısında devlet/hükümetin

olduğundan daha güzel göstermelerine rağmen, tüm ulusal elitler ve onların hükümetlerinin bütün

insancıl çabalarının çoğu kez sadece gelecekteki bir diğer serbest ticaret anlaşmasını hedefledikleri

unutulmamalıdır.

Ama zorluk şuradadır: Dayanışma yalnızca gerçek aidiyetten çıkarak gerçekleşebilir. Ayrıca çelişkili

bir toplumda insanlar, çıkarlar ve değerlendirmeler birbirleriyle çok kolayca çelişkiye düşebilirler.

Öreğin böylece Almancada çok yüzeysel olarak sonra da bunlar aslında tamamlayıcı olsa da, aynı ve

ortak çıkarlardan söz ediyoruz. Almanya ve Avusturya’da patronlar tarafı göç karşısında daha ziyade

pek hayırhah duruyor. Buna karşın sendikalar göç ile ilgili olarak çoğu kez yasakçı, yani milliyetçi

davranıyorlar. Rekabet toplumunda, insanları birbirleriyle çelişki içine sürükleyen hakeza sıkça tam da

aynı çıkarlardır. Böylece onlar kendilerinin aynı çıkarlarından ortak planlar yapmayı

gerçekleştiremiyorlar. Sağ politika bu beceriksizliği sahte ortak yanlar ortaya atarak kendisi lehine

kullanmayı biliyor. Buna karşın gerçek, eşitlikçi, ilerici siyaset gerçek sosyal birlikteliğin

yoğunlaşmasına ve sağlamlaşmasına yöneliktir. Bu ise tüm mülksüz ve vatansızlar için pratikte ancak

şu anlama gelebilir:

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!

KOMAK ML

 

1 Bilindiği üzere bu yılki Kurtarma Törenlerinin akışı ve programı değiştirildi. Bu değişikliklere karşı protestomuzu yazılı

olarak ifade ettik ve TK-Birliği’nin bununla ilgili eleştiri noktalarının tüm içerikleriyle dayanışma içinde olduğumuzu

açıkladık. Bundan dolayı bu konunun ayrıntısına burada girmiyoruz.

2 Mauthausen Uluslararası Komitesi’nin Yemini

Dünyadan

İşçi Dünyası