• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Dünya (2) Yeni Dünya İçin Çağrı Avrupa YUNANİSTAN: POST POST MODERN DARBE DENEYİ…

YUNANİSTAN: POST POST MODERN DARBE DENEYİ…

YUNANİSTAN: POST POST MODERN DARBE DENEYİ…

Yunanistan’da seçimlerle işbaşına gelmiş olan Syriza hükümeti temsilcilerinin “kurumlar”la yürüttüğü pazarlıkların sonuna Haziran ayı sonunda gelindi.

“Kurumlar” Syriza Yunanistan’da seçimden birinci parti olarak çıkmasından önce Yunanistan’ın mali ve iktisadi politikasını belirleyen Uluslararası Para Fonu/Avrupa Merkez Bankası ve Avrupa Komisyonu “müfettişleri”nden oluşan üçlünün TROİKA’nın yeni adıydı. Bu isim değişikliği de aslında Syriza hükümeti ile öncelikle 17 Avro ülkesi liderleri arasında yapılan AB zirvelerindeki pazarlıklarda AB’nin, en başta da esas alacaklı konumundaki Almanya’nın Syriza hükümetine verdiği tek tavizdi.

Yapılan son görüşme ertesi “Kurumlar”, Syriza hükümetinin sunduğu son reform paketinde de eskilere göre herhangi bir özsel çözüm önerisi olmadığı gerekçesiyle, borç ödemelerinde yeni bir yapılandırmaya gidilmeyeceğini, Yunanistan’ın bütün sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini bildirerek, görüşmelerde bir anlaşmaya varılmadığını açıkladılar. Bunun hemen arkasından yapılan AB Avro bölgesi Maliye bakanları toplantısı da “kurumlar”ın aldığı kararların arkasında durduklarını açıkladılar.

Bunun açık anlamı şu: Yunanistan 30 Haziran’a kadar UPF’na ödemesi gereken borç bölümünü (ki çoğu faiz borcu!) ödeyecek. Bunun yanında daha önceki hükümet ile yapılandırılmış olan borç ödeme planını ve “refom”ların sürdürülmesini aynen kabul edecek. Bu Syriza hükümeti için seçimlerde halka verilmiş bütün sözlerden vaz geçilmesi, hükümet olduktan sonra emekçiler lehine atılmış bütün adımların geri çekilmesi anlamına geliyor. Bunlar üzerinde artık hiçbir pazarlık olmayacak. Bütün bu şartların koşulsuz kabulü halinde Avrupa Merkez Bankası Yunanistan devlet tahvilleri satın alımını sürdürecek, Yunanistan devletinin ve Yunanistan bankalarının yeni borç edinme şartları yaratılacak. Aksi taktirde 30 Haziran’dan itibaren Yunanistan devleti, Yunanistan Merkez Bankası ve Yunanistan bankaları uluslararası para piyasasında zaten bugüne kadar tefeci faizleri ile buldukları kredileri de bulamayacaklar. Bunun anlamı Yunanistan devletinin önümüzdeki kısa süre içinde resmen de iflasını ilan etmesi olacak. Yunanistan vadeleri gelmiş borçlarını ödemeyeceğini ilan edecek. Yeni para girdisi de olmayacağı için kısa vadede ülke içinde de örneğin devlet memurlarına maaşları ödenemez hale gelecek. Birçok küçük işletme batacak. Büyük işletmeler önemli sarsıntılar geçirecek. Onların da bir bölümü batacak.

Bu aslında Yunanistan halkına “Seçimlerde yanlış seçim yaptınız! Faturası devlet iflası, daha da yoksullaşma demektir. Bundan sonra doğru dürüst seçim yapın, bizim istediklerimizi seçin!” cezasını kesmek demek! Syriza hükümetine ise “Verdiğin sözlerin beş para değeri yoktur. Vaz geç o sözlerin ardında durma iddiası ve tavrından. Yoksa fena yaparız!” mesajıdır. Aslında Syriza hükümetini sıkıştırmak veya devirmek için atılan bu adım, bir çeşit post post modern darbe girişimi.

Klasik darbeler var. Asker yönetime el koyuyor! 27 Mayıs 1960; 12 Eylül 1980 Türkiye.

Post modern darbeler var: Asker ültimatom veriyor. Ve silahın ucunu göstererek sivil siyasete yön veriyor! 28 Şubat 1998 Türkiye.

Ve post post modern darbeler var: Burada uluslararası sermaye temsilcileri ve onların emperyalist devletleri bağımlı ülkeler siyasetine ekonomik baskı ve şantaj yoluyla yön veriyor! 27 Haziran 2015 de, Avro bölgeleri Maliye bakanlarının aldığı karar bir pos post modern darbe girişimi idi. Syriza buna karşı halkoyu kartını çıkardı. Darbeyi girişim olarak bıraktı. En azından şimdilik!

İki gelişme mümkün:

1.Syriza hükümeti verdiği sözlerin arkasında duracak. Troika’nın dayatmalarını kabul etmeme tavrını sürdürecek. Bu tavırla şimdiye kadar inkıtalar oynandı. Artık yolun sonuna gelindi. AB’nin Avro bölgesinin Maliye Bakanları Syriza hükümetinin restini gördü. Bu durumda Yunanistan ya Avro bölgesinden çıkacak. Kendi eski para birimi Drahmiye dönecek. Böylece ekonomi siyasetinin doğrudan AB kurumları tarafından belirlenmesi durumu ortadan kalkacak. Bu durumda ekonomi başlangıçta önemli ölçüde küçülecek. Yunanistan bugüne göre daha yoksul ve fakat onurlu bir ülke olarak yaşayacak.

Yunanistan’ın Avro’dan çıkması (Grexit) ekonomik olarak Yunanistan’ın kreditörleri (en başta Almanya ve Fransa) açısından kredilerin geri dönmemesi, hep reddettikleri “borçların en azından bir bölümün silinmesi, ya da ertelenmesi ” talebinin kısa süre açısından pratik olarak uygulanması anlamına gelecek. Bunun öncelikle Avrupa Merkez Bankasına ve Almanya ve Fransa ekonomilerine getireceği yük taşınabilir, göze alınabilir bir yüktür. (Bu arada geçerken belirteyim: AB anlaşmalarına göre herhangi bir Avro ülkesinin Avro’dan çıkarılması, atılması mümkün değildir. Avro’dan atılma, çıkarılma yoktur. Herhangi bir ülke ancak kendi isteğiyle Avro’dan çıkabilir. Bu yüzden özellikle Almanya’da medyada yüksek sesle dillendirilen Yunanistan’ı Avro’dan atalım, çıkaralım vs. boş laftır, halkı aldatmak için yayılan demagojidir.) Ancak Örneğin İtalya ekonomisi ve banka sistemi için bu önemli çalkantı sarsıntı getirecektir. Diğer yandan AB’nin giderek bütünleşme siyaseti açısından bu – bu belki geçici de olsa - bir fiyasko anlamına gelecektir. AB Merkez Bankasına ve Yunan bankalarının alacaklısı durumunda olan pek çok banka için Yunanistan’a verilmiş olan kredilerin şimdilik geri dönmeyecek alacak hanesine yazılması, kimi bankaların çöküşünü, Avro’nun ise değer kaybetmesini beraberinde getirecektir. Bunun dünya ekonomisinde de olumsuz yankıları olacaktır. Bunun ne ölçüde olacağı, dünya mali mimarisine ne kadar zarar vereceğini bugünden kestirmek mümkün değil, fakat kapı mali mimarinin 1998 çöküşüne benzer bir çöküş yaşama ihtimaline de –küçük de olsa- açık. Ve Troika ve AB kurumlarının bugüne kadar Yunanistan’la hep uzlaşma aramalarının nedeni de bu aslında.

 

2. AB son anda başbakanlar düzeyinde son bir zirve yapar. Syriza geri adım atar. Borçlar ve kriz ötelenir, ertelenir.

Syriza hükümeti 27 Nisan gecesi attığı, AB’nin önerilerini –Yani Yunanistan ekonomisinin AB kurumlarınca belirlenmesini- 5 Temmuz’da Halkoyuna sunma adımıyla böyle bir gelişmenin önünü- şimdilik- kapadı.

Şimdi eğer son anda bir uzlaşma olmazsa, -Ki olmayacağa benziyor- Yunanistan halkı referandumda aslında Yunanistan’ın Avro’dan çıkıp çıkmaması konusunda oyları ile karar verecek.

Aslında batılı emperyalistlerin demokrasi maskesini yırtıp atan bir adım oldu bu.

Çünkü Syriza’nın referandum adımını atacağını açıklamasından ve parlamentoda bu yönde karar çıkmasından bu yana, AB ülkeleri yöneticilerinden Syriza’ hükümetinin “sorumsuzluğu” “ kendilerine danışmadan bu adımı attığı” “maceracılığı” “kumarbazlığı” “sorumluluğu halka yükleyerek sorumluluktan kaçmaya çalıştığı” “referandumun en olmayacak iş” olduğu yorumları yağmur gibi yağmaya başladı.

Demokrasiden söz edenler, lafa gelince demokrasi şampiyonluğu yapanlar halk oylamasından korkuyor. Demokrasi laflarının arkasında yatanın ne olduğu görülüyor: Halk doğru seçim yaptığı sürece biz demokrasiden yanayız! Neyin doğru olduğuna da biz -ya da başka deyimle uluslararası sermaye, onların emperyalist devletleri - karar veririz.

Şimdi halkın doğru seçim yapması için her türlü araç kullanılacak! Doğru seçimin ne olduğu ise aslında Syriza hükümetinin seçildiği ilk günden belirlenmişti! “Yanlış seçimdi Syriza”.

Şimdi Syriza halka giderek bunun yanlış seçim olmadığını göstermek, halk desteğinin arkasında olduğunu göstermek istiyor. Alır mı? Göreceğiz. Fakat halkoyu lafı bile o çok “Demokrat” emperyalistleri öcü gibi korkutuyor.

28.6. 2015

(Gelişigüzel Notlar)

 

Dünyadan

İşçi Dünyası