• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Cts10212017

Last updatePrş, 19 Eki 2017 3pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Çevre ARTVİN/CERATTEPE ÇEVRE DİRENİŞİ ÜZERİNE!

Çevre

ARTVİN/CERATTEPE ÇEVRE DİRENİŞİ ÜZERİNE!

ARTVİN/CERATTEPE ÇEVRE DİRENİŞİ ÜZERİNE!

Kuzey Kürdistan/Türkiye’de doğanın tahrip edilmesine karşı uzun yıllardır verilen mücadeleler gelişerek devam ediyor. En son Artvin Cerattepe bölgesinde çıkarılması planlanan madene karşı çevre direnişi gelişiyor.15 Şubat 2016’da çevre gönüllüleri, Cerattepe’ye ve Kafkasör yaylasına çıkan yolun girişini bloke ettiler. Artvin'in Kafkasör Yaylası Cerattepe Bölgesi'nde madencilik faaliyetlerine karşı Artvin’liler doğasını savunuyor. 21 Haziran 2015’den beri nöbet tutan halka, polislerin biber gazı ve plastik mermi ile müdahalesi ve bu müdahaleye karşı direnilmesi, çevre bilincinin geliştiğini gösteriyor.

Cerattepe bölgesinde yapılmak istenen maden arama/çıkarma çalışmaları 25 yıldır devam ediyor. Artvin’liler hem hukuksal hem de yaptıkları eylemlerle, Cerattepe bölgesinde maden istemediklerini mücadeleleri ile gösteriyor. Artvin Cerattepe’de iki alanda yapılmak istenen madencilik faaliyeti mahkeme kararıyla 24 Ekim 2008’de iptal edildi. 24 Haziran 2010’da yürürlüğe giren Yeni Maden Kanunu ile AKP hükümeti, Türkiye genelinde olduğu gibi Cerattepe’de de yeniden maden aramak için ihale yoluyla ruhsatlandırmanın yolunu açtı. Maden sahası, daha önce ruhsatı iptal edilen 205 hektarlık Cerattepe ile 4156 hektarlık Genya Dağı dahil Artvin’in üst mahallelerini kapsayan bölümünden oluşuyor. Bu bölge Artvin’in içme suyu kaynaklarının önemli bir kısmını da içinde barındırıyor.  Bu iki  alanın ruhsatı daha önce mahkeme tarafından, bu bölgenin içme suyu kaynakları ve heyelan bölgesi olması nedeniyle maden arama faaliyeti yapılamayacağı gerekçesiyle iptal edilmişti.    Artvin/Cerattepe’de maden arama ruhsatı en son Cengiz İnşaat’a verildi. Cengiz İnşaat, ANAP hükümeti döneminde Karadeniz Sahil Yolu ile adını duyurmaya başladı. Cengiz İnşaat esas yükselişini AKP döneminde yaptı. Cengiz İnşaat, inşaatın yanına enerji, madencilik, turizm gibi rant alanlarında boy göstermeye başladı. 

Endemik bitki örtüsü ile bir doğa harikasıdır Artvin. Artvin ormanlarının beyni Cerattepe  tehdit altındadır. Artvin’in maden ruhsatı verilen bölgesi, flora ve fauna açısından eşsiz bir zenginliğe sahiptir. Bu bölge birçok endemik türü barındırmaktadır. Cerattepe/Kafkasör bölgesi, Kafkas ekosisteminin Türkiye’deki uzantısı ve doğal yaşlı ormanların yer aldığı bir bölgedir. Türkiye’deki en önemli yırtıcı kuşların göç yolu bu alandan geçiyor. Yırtıcı kuşlar Genya Dağı ve Kafkasör/Cerattepe’de konaklayıp yollarına devam ediyor.

Ülkelerimizde AKP açısından çevre sorunu diye bir sorun yoktur. AKP hükümetinin esas sorunu Türkiye’yi daha fazla kapitalistleştirmektir. Bu kapitalistleştirmenin yanında doğal çevre, doğal yaşam alanları yok edilmektedir. AKP hükümeti açısından önemli olan sermayenin daha fazla kâr etmesidir. Hava kirleniyor, su ve toprak canlıların yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Bozulan bu doğal hayat çevre üzerinde yaşayan tüm canlıların yaşamlarını olumsuz yönde etkilemektedir. İnsanlar kendilerine daha rahat ve ferah yaşam koşulları sağlamak için doğal olarak çevreye zarar veriyor. Doğanın tahrip edilmesine karşı mücadele etmek için geniş halk yığınlarının çevre konusunda bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bu bilinç ancak sınıf mücadelesi ile birleştirilip kapitalizme karşı yöneldiğinde gerçek anlamda kapitalizmin yıkılmasında önemli bir rol oynayacaktır.

Yapılan araştırmalar dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin % 50’sinin, son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Çevre sorunlarının önemli kaynaklarından biri hızlı nüfus artışıdır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahip ülkelerden biridir. Birleşmiş Milletler’in yaptığı nüfus tahminlerine göre, Türkiye nüfusunun 2025 yılında 92 milyona yükselmesi bekleniyor. Bu durum Türkiye’nin bugün olduğu kadar, gelecekte de çevre sorunlarıyla daha fazla karşılaşacağını göstermektedir.

Kapitalizmin daha fazla kâr için kullandığı katı ve sıvı atıklar doğaya önemli zararlar veriyor. Küresel ısınmayı önlemek için karbon salınımlarının sınırlandırılmasının büyük önem arz ettiği bir dönemde, Türkiye toplam karbondioksit salınımında, 2005 yılı verilerine göre, Avrupa Birliği ülkeleriyle karşılaştırıldığında yıllık 215,9 milyon tonla yedinci sırada, sanayi sektörü salınımlarında ise ilk sırada yer almaktadır. Türkiye`de üretilen tehlikeli atık miktarı belirsiz ve sanayide üretilen ve kullanılan kimyasallar ve ortaya çıkan atıkların niteliği ile ilgili hiçbir envanter çalışması bulunmamaktadır. Ancak son yılarda yapılan çalışmalarla envanter kayıtları oluşturulmaya başlanmıştır. Su kaynakları giderek azalmakta olup, 20 yıl önce kişi başına 4 bin metreküp su düşerken, bugün 1400 metreküp su düşmektedir. Türkiye “su yoksulu” ülkeler arasında yer almaya başlamıştır.

Bilim insanları, 21. yüzyılın ilk çeyreğine gelindiğinde, Sanayi Devrimi’nin başladığı 18. yüzyıldakine göre, örneğin 1750 yılı ile karşılaştırıldığında, atmosferdeki karbondioksit oranının yüzde 40, metan gazı oranının da yüzde 150 arttığını belirtiyor. Başta karbondioksit olmak üzere kükürt ve azot oksitleri ile metan gibi bazı gazlar, dünyaya düşen güneş ışınlarını emerek bu ışınların yeryüzüne dağılıp geri dönmesini engelliyor, ısıyı, tıpkı bir seranın içinde korunduğu gibi koruyorlar. Bu doğa olayı sera etkisi, söz konusu bu gazlar da sera gazı olarak adlandırılıyor.

Sera gazları, yeryüzünün ısıyı uzaya göndermesine engel oluyor. Bu süreç, yeryüzünün, kabul ettiği enerjiyi tekrar uzaya göndermesine engel oluyor. Böylelikle yeryüzü sıcaklığının sabit kalması zorlaşıyor. Sera gazları bu nedenle iklim değişikliklerinin nedeni olarak gösteriliyor. Okyanuslar ve eko sistem, büyük oranda da ormanlar, atmosferde ısınmaya neden olan sera gazını emdiklerinden, okyanusların kirlenmesi ve ormanların azalması daha az sera gazının emilmesine yol açıyor.

Kâr hırsıyla ormanlar yok edildi, ediliyor. Doğal yaşam alanları insan yerleşimlerine açılıyor.  Doğal yaşam alanları, sanayi alanları oluşturmak, enerji yatırımlarına girişmek, madencilik ve turizm işletmeleri gerçekleştirmek için talan ediliyor. Nükleer santraller inşa ediliyor.   Fabrika ve endüstriyel tarımın sentetik ilaç ve gübre atıkları toprakları ve gıdayı zehirliyor. Sulak alanlar, denizler ve atmosfer hızla kirleniyor. Açgözlü aşırı avlanma denizlerdeki canlı yaşamının kökünü kazıyor. Canlı türleri azalıyor ve tükeniyor. Biyolojik çeşitlilikteki azalma ve yok oluş alarm veriyor. Ekolojik kriz sadece bugünü değil, geleceğimizi ve insanlığı tehdit ediyor. AKP hükümeti, doğayı bedelsiz sermaye gibi görüp tahrip ediyor. Kalkınma, kapitalistleşme adı altında doğa talan ediliyor. Toplumun ve doğanın yararı, yapısı, kapasitesi, bugünü ve geleceği AKP hükümetinin umurunda değil. AKP hükümeti, doğayı tüketme pahasına enerji, madencilik, sanayi ve inşaat sektörüne yükleniyor. Artvin’de yaşanan tam da budur. Ülkelerimizde, doğanın önemli ölçüde kirlettirilerek bu hale gelmesinin esas sorumlusu AKP hükümetidir. Çözüm yaşanabilir bir dünya için bu sistemin yıkılmasından geçmektedir.

17.02.2016

Dünyadan

İşçi Dünyası