• İLETİŞİM
  • Anasayfa
  • Dünya
    • Dünya

  • Yayınlar
    • Yayınlarımız

  • İŞÇİ DÜNYASI
    • İşçi dünyası

  • KÜRDİSTAN
    • Kürdistan

  • Güncel
    • Güncel

  • GENÇLİK
    • Gençlik

  • Kadın
    • Kadın

  • KÜLTÜR-SANAT
    • Kültür Sanat

  • Çevre

Pzt08212017

Last updateCts, 12 Ağu 2017 1pm

Back Buradasınız: ANASAYFA Çevre PARİS İKLİM ZİRVESİ: İKLİM ZİRVESİ Mİ? ...

Çevre

PARİS İKLİM ZİRVESİ: İKLİM ZİRVESİ Mİ? ...

PARİS İKLİM ZİRVESİ: İKLİM ZİRVESİ Mİ? YOKSA ...

PARİS İKLİM ZİRVESİ: İKLİM ZİRVESİ Mİ? YOKSA İKLİM ZIRVASI MI?

Paris’teki 13 Kasım IŞİD katliamının gölgesinde kalan gözlerden kaçan 30.11-12.12.2015’te yapılan yine Paris’teki İklim Zirvesi üzerine söyleyeceklerimiz var:

Eylül 2013 Stockholm / Eylül 2014 New York / Aralık 2015 Paris iklim zirvelerinden (siz zırvalarından anlayın) çıkan sonuçlar hep aynı! Değişen bir şey yok! Emperyalist haydutların kontrolünde ve önderliğinde yapılan iklim zirvelerinin sonuncusu Paris 2015 zirvesindeki sonuçlar da kendinden öncekilerden farklı değil! Tek sonuca odaklanan zirvede yeni bir şey yok!

Fransa'nın başkenti Paris'te yaklaşık 200'e yakın ülkenin katılımıyla iki haftaya yakın 30.11-12.12.15 tarihleri arasında yapılan iklim konferansında, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması konusunda güya anlaşmaya varıldı. Paris 2015 zirvesinde imzalanan 31 sayfalık ortak metinde herhangi bir ülkeyi bağlayıcı veya hesap sorucu ya da cezalandırmaya dayanan hiçbir madde yoktur! Temel anlayış “söz verdik, senet vermedik” tir. İyi niyet beyanında bulunduk! denilebilecek bir metin ortaya çıkmıştır! Temenni edilen ise:

2100 yılına kadar dünyanın genel ısınmasını 2 derecenin altında tutma!

Bunun için Paris’teki konferansta 196 hükümet imzalı “kesin katkılar için ulusal niyet beyanı” (INDC - Intended nationally determined contributions) sunmuştur. Bu beyanlardaki taahhütlerin toplamı, küresel ısınmanın bu yüzyıl sonunda 2 derece düşürme hedefini ıskalayacağını, 2,7 derece olacağını öngörüyor olması işin ciddiyetini sunmaktadır! Beyanlardaki fazladan taahhütler gerçekleşmezse, bugünkü çevre politikaları sonunda, küresel ısınma 4 dereceye yaklaşacak ya da geçecektir.

IPCC - Intergovernmental Panel on Climate Change- Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli-) “ısınmayı 2 derecenin altında tutma şansının” dikkat “ihtimal” değil, % 66 olması içinse elde kalan karbon bütçesinin 900 milyar ton olduğunu hesaplıyor. Bu değeri gerçekleştirmek için tek yol var, o da dünyanın bu yüzyıl sonunda karbondan tamamen arınmış olması, yani hiç kömür, petrol, gaz tüketmemesi gerekir! Hayır! Kimse insanlığı aldatmasın! Bu mümkün değildir! Bunun mümkün olması için emperyalist sistemin yerle bir olması gereklidir! İnsanlık tarihi sahnesinden silinmesi gereklidir! O da yetmez! Son hızla yenilenebilir enerjiye yönelmenin dışında her türlü lüks enerji tüketiminden vazgeçmek zorunludur!

 2013 teki Stockholm’daki IPCC Panelinde yapılan tespite göre 1950'den bu yana küresel ısınmanın temel nedeni olarak "% 95’i kesinlikle insan faaliyetlerdendir”. Bu insan faaliyetlerin içinde ise emperyalistlerin azami kâr hırsı için yarattıkları doğa kirliliği esas yeri tutmaktadır!

Climatic Change (İklim Değişikliği) dergisinin yaptığı bir araştırmaya göre; iklim değişikliğine sebep olan küresel ısınmanın esas nedeni karbondioksit salınımıdır. Yeryüzündeki karbondioksit salımının üçte ikisi dünya çapındaki emperyalist 90 şirketin günahları kapsamındadır.

Karbondioksit salımındaki başrolü oynayan fosil yakıtlar; yani petrol, gaz ve kömür tüketimi ile oluşan karbondioksitin (CO²), toplam sera gazı içinde payı dörtte üçe yakındır. Dolayısıyla sera gazı salımını azaltmak için CO² salımını azaltmak şarttır.

Fosil yakıt üretiminde bulunan Chevron, Exxon ve BP gibi emperyalist tekeller liste başında yer almaktadır. Climatic Change dergisindeki raporda, 1751 ila 2010 yılları arasındaki toplam karbondioksit ve metan salımının 914 gigaton (milyar ton) olduğu ve bunun yüzde 63'ünün 90 şirket tarafından üretildiği belirtiliyor.

Bu 90 şirketten yedisi çimento üreticisidir. Geri kalanların tümü ise petrol, gaz ve kömür üreten şirketler. Bunların 50'si özel yatırımcı şirketler; petrolde Chevron, Exxon, BP ve Shell, kömürde ise British Coal Corp, Peabody Energy ve BHP Billiton başta geliyor.

Listeye giren diğer 31 şirket ise Suudi Aramco, Rus Gazprom ve Norveç'in Statoil şirketleri gibi devlet şirketleridir.

9 şirket ise Çin, eski Sovyetler Birliği, Kuzey Kore ve Polonya gibi ülkelerde esas olarak kömür üreten devlet işletmeleridir.

Devletler bazında bu şirketlerin anlamı ise:

ABD’de kişi başına düşen karbon salınımı dünyanın ikinci en kalabalık nüfusuna sahip Hindistan’ın- kinin 10 katı ve Avrupa Birliği’nin de ise 6 katıdır. ABD emperyalistleri kendine bakmadan Çin'in taahhütleri konusunda bir tür denetime tabi olmasında ısrar ediyor. Çin ve Hindistan yönetimleri ise böyle bir denetim mekanizmasına karşı çıkıyor. Uzmanlar, şeffaflık açısından emperyalist ülkelerin bu anlaşma çerçevesinde taraf ülkelerin taahhütlerinin ölçümü, rapor edilmesi ve doğrulanması süreçlerinde tek bir sistemin olması taleplerinin de Paris 2015 İklim Zirvesinin de temenniden öteye gitmemesinde rol oynadığı da söylenebilir. Bizdeki deyimle emperyalistlerin tavrı “yılan kendi eğrisine bakmaz, deve boyun eğri der” misalidir!

28 Avrupa Birliği içinde Almanya en fazla CO²  üreten ülke konumundadır.

Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC - Intergovernmental Panel on Climate Change) hesaplarına göre küresel ısınmanın 2 derece altında kalmasının sadece ihtimalini var kılmak için atmosfere salınabilecek toplam CO²  3.650 milyar ton. Endüstri devriminden bu yana, insanlık 2.000 milyar ton CO²  saldı. Bu demektir ki, geriye salabileceğimiz azami 1.650 milyar ton kalıyor. Bu değer “karbon bütçesi” olarak nitelendiriliyor.  

IPCC, ısınmayı 2 derecenin altında tutma şansının “ihtimal” değil, % 66 olması içinse, elde kalan karbon bütçesinin 900 milyar ton olduğunu hesaplıyor. Bu değeri gerçekleştirmek için tek yol var, o da dünyanın bu yüzyıl sonunda karbondan tamamen arınmış olması gereklidir. Bunun anlamı hiç kömür, petrol, gaz tüketmemesidir.

Doğrusunu söylemek gerekirse, büyük bir teknolojik devrim olmazsa, dünyanın 2100’e kadar karbondan arınması hemen hemen imkânsızdır.

Bugün kömür (% 25), doğal gaz (% 23) ve petrol (% 33) dünyanın enerji arzının  %81’ine tekabül etmektedir. Güneş, rüzgâr gibi yenilenebilir enerjiler bugün dünyanın toplam enerji arzının sadece % 1.5’unu oluşturuyor.

Bu koşullarda fosil yakıtlardan vazgeçmek özellikle iki nedenden dolayı zor:

Birincisi; bu yakıtlar çok bollar. “Kanıtlanmış” kömür rezervleri, bugünkü tüketim seviyesi esas alındığında dünyaya 109 yıl, doğal gaz rezervleri 55 yıl, petrol rezervleri 51 yıl yeter. İşin içine “muhtemel” rezervler de girdiğinde, bu süreler çok daha uzar.

Elde bu kadar yakıt varken, bilhassa gelişmekte olan ülkeler, kısa ve orta vadede ekonomilerini büyütmek için ihtiyaç duydukları fosil yakıt tüketimini kısmak istemezler.

İkinci neden ise bu rezervlerin maddi değeri. Bugünkü fiyatlar esas alındığında, dünyada kanıtlanmış petrol rezervleri 85 trilyon dolar, kömür rezervleri 39 trilyon dolar, doğal gaz rezervleri 16 trilyon dolar değerindeler. Bu rezervleri ellerinde tutan emperyalist ülkeler ve büyük tekeller, haliyle bu değerlerden vazgeçmek istemiyor. Bilakis bunlar üzerine bölgesel savaşlar bile yürütüyorlar! Çünkü bu alanlar için büyük yatırım yapmışlardır.

Ancak kanıtlanmış kömür, doğal gaz ve petrol rezervlerinin hepsini yakarsak fazladan toplam 3 bin 100 milyar ton CO²  salmış olacağız. Yani 900 milyar olan bütçemizi 2200 milyar ton CO²  daha fazla aşmış olacağız! Bu da genel ısının 4,8 dereceye gelmesini sağlayacaktır.

İŞLER TÜRKIYE'DE NE DURUMDA?

Güneşin, rüzgârın bol olduğu Türkiye’de niyet beyanında, fosil yakıt tüketimini kısmaktan ziyade daha fazla fosil yakıt yakmayı, dahası fosil yakıt yakma hızını da arttırmayı vaadediyor.

Türkiye, 2030’daki sera gazı salımını 1.175 milyon ton CO2 yerine % 21 azaltarak 929 milyon ton CO2’ya indireceğini sadece taahhüt ediyor. İlk bakışta  sanki azaltıyor sanılır! Gerçek ise 1990-2013 yılları arasında sera gazı salımı Türkiye’de ortalama senede % 3.9 artmıştır. Türkiye, taahhüt olarak sunduğu beyanda 2030’a kadar bu değerin senede % 5.7 artacağını öngörüyor ve bunun yerine, salımı senede % 4.2 arttırmayı taahhüt ediyor. Bu Türkiye’nin “çevreci” senaryo olarak öngördüğü değer dahi, fosil yakıt tüketimi ve CO2 salımında geçmişe oranla daha hızlı bir artış demektir.

Çevreciliği laf düzeyinde görenlerden ne beklenir! Gaz ihtiyacının % 50‘ye yakınını Rusya‘dan alan, arası bozulunca başka gaz satıcılarının (Katar vb) kapısını çalandan ne beklenir! Ülkede tüketilen elektriğin %50‘ye yakınını dışardan aldığı gazla elde edenden ne beklenir! Daha fazla kömür üretimi için taşeron firmaları besleyen, madencinin fıtratında maden kazası vardır diyenlerden ne beklenir! Elbette çevreci olması beklenemez!

 

PARİS'TEKİ İKLİM EYLEMİNE GAZLI MÜDAHALE 200 GÖZALTI!

Paris'teki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi öncesinde ve sırasında dünyanın dört bir yanında iklim değişikliğinin sorumlusunun kapitalist sistem olduğunu vurgulayan bir dizi alan mücadelelere sahne oldu. Bu alanlardan biri de Paris’ti. 13 Kasım 2015 IŞİD faşist saldırı ve katliamı bahane edilerek Paris‘te ilân edilmiş sıkıyönetime rağmen çevreciler meydanlara çıktı. Emperyalist Fransız devletinin polisi çevrecilere karşı „yiğitlik“ gösterisinde gazlı panzerli  saldırı ile 200 çevreciyi gözaltına aldı.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ARTAN SICAKLIĞIN BEKLENEN SONUÇLARI NELER OLACAK! BİLİM İNSANLARI FELAKET TELLALLIĞI MI YAPIYOR?

Uzmanlara göre Kuzey Buz Denizi'ndeki kış aylarında görülen buz seviyesi rekor seviyelere gerilemektedir.

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırmada Kuzey Buz Denizi'ndeki buz seviyesinin 1975-2012 yılları arasında yüzde 65 azaldığı sonucuna varılmıştır,

Antartika'daki buzul erime hızı 2010-2013 arasında bir önceki gözlem dönemine göre iki misline çıktı.

Son değerlendirmeye göre; Antartika'nın buzul kaybı dünyada deniz seviyesini yılda 0.43 mm. yükseltecek düzeyde.

Batı Antarktika'daki altı buzulun tümünün erimesi halinde dünya denizlerinin seviyesinin 1 metre 20 santim yükselteceği hesaplanıyor.

Kıtanın tamamı üzerinde yaklaşık 26,5 kilometreküp buzul var ve bunun deniz seviyesi olarak karşılığı 58 metre.

YANİ DENİZ SEVİYESİNDEKİ ALANLAR SUYUN ALTINDA KALACAK! İNSANLIK NUH TUFANI İLE KARŞILAŞTIRILAMAYACAK GÖÇ VE FELAKETLERLE KARŞI KARŞIYA KALACAKTIR!

"Artan sıcaklıklar sağlığımızı, evlerimizi, gıdamızı ve güvenliğimizi tehdit ediyor." Tehdit altındaki doğal sistemler arasında Kuzey Kutbu'ndaki buz denizi ve mercan kayalıkları da var.

Daha asitli bir hâle gelecek okyanusların mercan kayalıklarını ve bu kayalıklardaki doğal yaşamı tehdit edeceği vurgulanıyor… Balıklar azalacak…

Karada da sıcaklıklar arttıkça hayvanların, bitkilerin ve diğer türlerin daha kuzeye, kutuplara doğru harekete geçeceği söyleniyor. 'Gıda üretimi düşecek, talep artacak'

Kaygı duyulan alanlardan biri de gıda güvenliği.

Mısır, pirinç ve buğday üretiminin 2050'ye dek olumsuz etkileneceği ve o zamana dek 9 milyara ulaşacak dünya nüfusunun gıda talebinin de artacağı tahmin ediliyor.

Sel felaketleri ve sıcaklardan kaynaklanan ölümlerin de artacağı vurgulanıyor.

Araştırmalar, Çin ve diğer Asya ülkelerindeki hava kirliliğinin, Büyük Okyanus üzerindeki fırtınaları şiddetlendirdiğini, bunun da dünyanın birçok bölgesini etkilediğini ortaya çıkardı. 'Kirliliğin etkilerinin çok dramatik olduğunu, kirliliğe neden olan maddelerin daha yoğun bulutlara ve daha şiddetli yağışa neden olduğunu' söylüyor.

Çin'in başkenti Pekin'de kirlilik sık sık riskli boyutlara ulaşıyor. Hindistan'ın başkenti Delhi'de de karbon salınımı seviyesi Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği seviyenin çok üzerinde.

Son araştırmalara göre, iklim değişimi nedeniyle, yeryüzündeki bitki türlerinin yarısı, hayvan türlerinin de üçte birinin doğal yaşam ortamlarında önemli bir azalma olabilir.

Bu durumda, hayvan türlerinin % 34'ü ve bitki türlerinin %57'si, şu andaki doğal yaşam çevrelerinin yarısından fazlasını kaybedecek.

Uluslararası İklim Değişikliği ve Kalkınma Merkezi Direktörü Dr. Saleemul Huq, Filipinler'de yaşananı özetleyen:

"Filipinler kasırgalara alışıktır. İnsanların sığınakları var ve oralara gittiler. Normal koşullarda bu konuda hiçbir şey duymazdınız; fakat bu defa sığınaklarda öldüler; çünkü bu daha önce görülmemiş büyüklükte bir süper kasırgaydı." bu sözleri anlamak isteyene çok şey söylemektedir.

Burada sırladıklarımız felaket borazancılığı yapmak değildir! Derdimiz işin ciddiyetinin kavranmasıdır!

EVET:

İNSANLIĞIN GELECEĞİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ TEHDİDİ ALTINDADIR!

ALTERNETİF YOK MU? VAR ELBETTE! ALTERNATİF NEDİR? ALTERNATİF İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE SEBEP OLAN KAPİTALİST SİSTEMİN ORTADAN KALKMASIDIR!

Kapitalist sistem ortadan kalkana kadar bekleyecek miyiz! Hayır! Bugünden alternatif çözüm yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmektir! Elbette kapitalist sistemin yerle bir olması süreci kısaltır! Ama her durumda sorunun çözümü alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarındadır.

GÜNEŞ ENERJİSİ YENİLENEBİLİR BİR ENERJİDİR! ÇOK ÖNEMLİ BİR ALTERNATİFTİR!

RÜZGÂR ENERJİSİ YENİLENEBİLİR ÇOK ÖNEMLİ BİR ALTERNATİF ENERJİ KAYNAĞIDIR!

TERMAL ENERJİ ÖNEMLİ BİR ALTERNATİFTİR!

DÜNYAMIZIN 4/3 DENİZLE KAPLIDIR! BUNUN İÇİN DALGA ENERJİSİ ÖNEMLİ BİR ALTERNATİFTİR!

Çok basit bir alternatif örnek daha:

Bu saydıklarımız yeter ve artar! Ne yazık ki bilinen bir gerçek te yenilenebilir enerjinin denetimi de emperyalist sistemin para babalarının elindedir! Buna en iyi örnekte:

„Servetleri petrole dayalı olan ABD'nin sayılı zengin ailelerinden Rockefeller'lar fosil „yakıtlarına yaptıkları yatırımları elden çıkartıp tamamen temiz enerjiye yönelme kararı aldı. Söz konusu hayırsever grup, fosil yakıtları ile ilişkili toplam 50 milyar dolarlık yatırımı, çevreye duyarlı alanlara kaydırmayı hedefliyormuş!“ (BBC Türkçe 22.09.14)

Ne „hayır  sever“ ki hiç sormayın, kârlı geleceği görünce yatırım ona yönelir! Çevreci olduğundan değil! Hesaplar yine azami kâra yöneliktir!

Artık fazla lafa gerek yok! YA BARBARLIK YA SOSYALİZM!

YDİ Çağrı okuru

13.12.2015

Dünyadan

İşçi Dünyası